ANKARA`YA BİR İKİ
Eyüp BEKTAŞ
Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından organize edilen mitinge Türkiye?nin dört bir yanından akın var.
14 Nisan Cumartesi günü yapılacak olan mitingin amacı, Cumhurbaşkanlığı seçimi. Türkiye Cumhuriyeti?nin kurucusu eşsiz önder Mustafa Kemal?in makamına oturacak kişinin, özellikle ?laiklik? ilkesi başta olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı yeminine sadık olacağı konusunda toplumun kuşku duymayacağı bir isim olmasını istiyor yurttaşlar.
T.B:M.M?nde oy kullanan seçmenin yüzde 33?nü temsil eden bir siyasi anlayışın halkın yüzde 67?sinin onay vermemesine rağmen, çoğunluğuna güvenerek bir oldu bittiyle Çankaya?yı eline geçirmesine dur diyecek olan yurttaşlar meydanlarda ?uzlaşma? çağrıları yapacak.
Siyasi iktidar bu mitingden rahatsız.
Ana muhalefet de ?biz de destekliyoruz? diyemiyor!
Ama bu mitinge hazırlıklar da çok büyük.
Sivil insiyatif demokratik haklarını kullanarak, Cumhurbaşkanlığı gibi bir makama tartışılan bir ismin çıkmasının önüne geçmek için yollara düşerken, sine-i millete dönmeyerek bir erken seçimi zorlamayanlar da Ankara?da iktidarla gizli pazarlıklarını sürdürüyorlar.
Türkiye gergin.
Yurttaşlar endişeli.
16 Nisan?a da kaç gün kaldı ki?!!
Ülkemizde demokrasinin sağlam temellere oturmaması için tek seçenek vardı. Demokrasiyi halk korur ve sahip çıkar. Halk bu konuda kararlı ve istekli de?
Peki sorun nerede mi?
Halkın vekalet verdiği vekillerin seçime gitme konusunda yan çizmeleri.
Hadi iktidarın erken seçime yanaşabileceğini anlayabiliriz de, muhalefet niye seçim istemez ki.
Seçim istemek laf ile olmuyor.
Seçim kararını meclisten alamazsanız, sokağa iner ve halk ile bütünleşerek sesinizi meydanlardan duyurursunuz.
Muhalefet böyle yapmıyor.
Hatta, ne seçim için, ne de Cumhurbaşkanlığı konusunda halk ile meydanlarda buluşmuyor.
Biraz daha ötesi, miting denen bir olaya hiç yanaşmıyor.
Bir yerlerde çarpıklık var diye aradığımızda, iktidardan daha çok muhalefet çıkıyor karşımıza.
Sahi, halk bu muhalefetin uyur-gezer olduğunu görmüyor ve hesabını sormayacak mı sanıyorlar?
İktidarın dümen suyundaki bir muhalefet ödüllendirilir mi?
Yoksa, defteri dürülür mü?!!
Manisa?daki dostlarım 14 Nisan?da Ankara?ya gidip gitmeyeceğimi soruyorlar. 7 Nisan?da DSP?nin düzenlediği mitinge katılıp görmek istedim ama iş-güç programımız bizi bu hareketten yoksun bıraktı.
14 Nisan?da Ankara?da olup, yüzbinlerce insanın demokrasiye sahip çıkma adına meydanlarda neleri dile getireceğini yaşayarak öğrenmek isterim.
Ankara?ya gitmek gerek.
Ankara?da demokrasiye olan bağlılığımızı ilan ederek, siyasal iktidara ?azınlığın çoğunluğa hükmetmesini istemiyoruz? da demeli.
Şehitlerimize ?kelle? ülkeyi bölmek isteyene de ?sayın? diyen gözü kara Başbakan belki bu sesleri dikkate alır da; ?bu halk beni buradan indirir!? gerçeğini görüp de, toplumun ?Çankaya?yı temiz tut? düşüncesini değerlendirmeye alır.
Veya ?tümünüz de ananızı alın gidin?mi der?
İkinci olasılık daha öne çıkıyor.
Ankara?ya gideceğim de, o mitingin bir siyasi partiye rant sağlamak için kullanılabileceği endişesini de gözden kaçırmıyorum.
Ya böyle olursa?
Eline geçirdiği olanakları, ileriye dönük hesaplara dayalı olarak kullanan olur mu ki?
Yok ya; o mitinge katılan yurttaşlar buna izin vermez.
Mitinge katılım amacı sadece Çankaya?ya Cumhuriyetin temel ilkelerini korumada kuşku duyulan isim veya isimlerin çıkmasını engellemek.
Bu ortak duygu siyasi sömürü aracı yapılırsa üzülmemek elde değil.
Çünkü, o mitinge her siyasal düşünceden vatandaş mutlaka katılmalı ve yüzbinlerin bir tek amaç için toplandığını ?mitingi engelleme? veya ?sebote etmek isteyenlere? duyurmalı.
14 Nisan?da Ankara?ya gitmeliyim.
Otobüsler nereden kalkıyor ki?!!
Yorumlar