Çocuğunun dershane parasını ödemediği için hapise girecek babanın hazin öyküsünü biz de habere dönüştürüp sayfalarımızda yer verdik. Öyle ya, bir babanın çocuğunu okutabilmek için özgürlüğünü kısıtlayacak risklere girmesi kadar onurlu bir davranış olabilir mi? Bizim gibi aynı haber bir çok yayın organında yer aldı. Ancak valilikten öyle bir açıklama yapıldı ki, (Vali Yavuz Erkmen?in düzgün kişiliğine en çok inananlardan biriyim) insan affedersiniz ama ?enayi? yerine konulmaktan dolayı çok canı sıkılıyor. Haberin amacı ve ruhu ile gerçekler birbiriyle o kadar uzak ki. Valiliğin açıklamasında, adı geçen kişinin durumunun araştırıldığı, dershane ücretinin düşürüldüğü ve dershaneye yatırması için yapılan maddi yardımın da yerine ulaştırılmadığı vurgulanıyor. Hadi bakalım kolay gelsin. Devletin yaptığı bu açıklamada, ayrıca dosyasına ?600 YTL nakit yardım yapalım, aileyi takibe alıp eğitim ve diğer yardımlardan yararlanmaları konusu gözetimimizde olsun? notu düşüldüğüne de dikkat çekiliyor. Bir baba çıkıyor ve tüm basın mensuplarını açıkça kullanıyor. Şimdi işin özüne bir inilse, acaba altından ne çıkar merak ediyorum. Acaba ne? Hani kapımıza gelen ?Yığılca?da cami yaptırıyoruz? veya ?evde kanserli kocam ve çocuğum var? gibi yalanlardan bıkıp usanıp da kovaladığımız istencilerin ardından üzülüp de ?acaba?? sorusuna yanıt arayıp vicdan muhasebesi yaptığımızda yaşadığımız sıkıntıyı ancak biz biliriz. Benim bildiğim bileli Yığılca?da cami inşaatı hiç bitmedi. Halen daha devam ediyor ki, ellerinde makbuz dolananları görüyoruz. Ne akıl alıyor ne de mantık. Kızıyoruz tabi ki kestiği her makbuzdan belli oranda komisyon alan bu işin ticaretini yapanlardan. Bu baba da mı öyle yoksa? Kızının dershane parasını ödeyemeyen baba, parasızlık mı çekiyor veya kazandıklarını başka yerlerde kendi zevki için harcayıp da duygu sömürüsü mü yapıyor? Bana öyle geldi valiliğin açıklamasını ciddi olarak okuduğumda. Günahı sevabı kendi boynuna ama, her alanda aldatılmaktan o kadar çok bıkıp usandık ki, kime nasıl inanacağımızı bilemiyoruz. Kullanılmak kadar insanın onurunu zedeleyen ne olabilir? İyi niyetli ve hoşgörüyle manevi haz veren bir hizmet yapıyorsun ve altından başka bir şey çıkıyor. Bir tarafta enayiler, diğer yanda enayi avına çıkan uyanıklar. Gazetecilerin bu olaydan çok büyük ders almaları gerekiyor. Bu tür haberlerle kamuoyunu yanlı ve yanlış yönlendirme amacındakilerin iddialarını araştırarak tesbit etmek gerekiyor. Son yıllarda, kamuoyuna adına araştırmacı ve soruşturmacı gazeteci kimliğini bulabilmenin bir hayli zor olduğunu düşünsek bile, bu yapılmalı. Çünkü işin cılkı çıktı. Bireysel kandırmacalar yerine toplumsal ve kitle halinde dolandırıcılığa kadar gidebilir. Ve bu suçun içinde samimi niyetli de olsa gazeteciler yer alacak. Biraz daha ileriye gidersek, gazetecilik mesleğindeki yozlaşmaları dikkatten kaçırmadığımız da toplumsal soygun ve dolandırıcılığın en büyük aracı yayın kuruluşları olabilir. Yayıncılığın ve gazeteciliğin ciddi temellerde denetim ve gözetimden uzak tutulması bu fırsatı veriyor. Çok hassas olmak gerekiyor. Aptal yerine konulmayı kim ister? EYVALLAH DSP ilçe Sektereri Enis Kıran?ın seçime girmemiş bir partinin yöneticisi olarak, seçim sonuçlarını ?yenilgi? olarak değerlendirip görevinden ayrılmasının dikkatlerden kaçırılmamasını ifade etmiştim. Bu makalemde, seçime girip de AKP ve MHP?nin dışındaki siyasi parti yöneticilerinin kamuoyuna ?bedel ödeme? adına istifalarını duyurmalarını istemem elbette bazı koltuk aşığı yöneticileri üzdü. Böyle bir tepki alacağımı biliyorum. Zaten şunun şurasında biz kaç kişiyiz ki? Birbirimizi biliriz. Özellikle, hangi derneğe giderseniz gidin aynı yüzlerle karşılaşır ve yine aynı yüzlerin bazı partilerin de vitrininden de asla inmediğini gözlemlersiniz. Tatlı sevenler derneği aynı isimler. Kestane şekeri yapanlar da aynı isimler. Darbukacı Bayramın tayfaları da aynı isimler. Turcular partisindekiler de aynı isimler. Ailece her yerde ve hep vitrinde kalmayı çok sevenler takım taklavatı ?istifaaaa? diye bağıran sessiz çoğunluğun sesini dile getirmeme takmışlar. Şimdi herkes bir fotoğraf çekiyor. Ama hiçbirinin ki, Enis Kıran?ın ki kadar net değil...