Seçimler bir fırsat.
Fırsatın büyüğü elbette oy kullanma hakkı.
Atamalı da olsa adayları sandıktan çıkaran halk oluyor.
Halk öyle bakıyor, böyle bakıyor, şöyle hesap yapıyor. En sonunda tartıdan çıkana da çakıyor mührü.
O mührü alan da geçici bir vekalet ile koltuğa oturuyor.
İşte her şey orada başlıyor.
Kimlik meselesi yani.
Derler ya; koltuk adamı bozar.
Bozulmayanı da var ama genel değerlendirme bozuldukları yönünde.
Paradan sonra makamda kişiliği bozan ikinci araç oluyor.
Üçüncüsü elbette alkol.
Ne hanımefendiler ne beyefendiler biliriz ki, alkolü ağzı ile içmesini bilmediği için bir tarafları ayardan çıkıyor.
Hal böyle olunca da, para ve makam ile bozulanlar gibi dünyayı yaratan ve kurtaran aslan veya aslaniçe olup saldırıyor.
Örnek mi?
Çoookkkk…
Neyse biz seçimlere gelelim de, seçimlerin vatandaşlara verdiği ikinci fırsatı konuşalım.
Bu fırsat “seçim rüşveti” elbette.
Seçim öncesi sahte gülücüklerle gezerek oy avcılığına çıkanlar, el öper, etek öper, ne bulursa öper.
Eski bakanlardan birinin bu konuda öpüşme rekoru kırdığını bilenler iyi bilir. Yakaladığını el ense çekerek tutup öpen bu bakanımız medyanın gündemini bu özelliği ile az meşgul etmedi.
Şimdiden aşı olun sevgili vatandaşlar.
Bulaşıcı bir hastalığa yakalanabilirsiniz.
Aman dikkat.
Herkes ile öpüşülmez.
Seçim öncesi belediye kapısı orada.
İsteyin istediğinizi.
Emriniz olur.
Ne demek ya.
Derhal.
Yetmez mi?
Yağ.
Zeytin.
Yetmez mi?
Yağ.
Zeytin.
Peynir.
Çay.
Aman bulguru kaynatırlar, güzeli bile oynatırlar.
Fidayda dostlar fidayda.
Önümüzde seçim var.
Seçim bir fırsat.
İste istediğini.
Sınır yok.
Çünkü.
Her işin sonrası var…
Sonra; isteyemeyeceksin.
Sonra öpülmeyeceksin.
Sonra hal hatırını soranı bulamayacaksın.
Sonra oy verdiğine pişman edileceksin.
Sonrası o kadar çok ki.
Şimdi fırsat sende iste.
İsteyenin bir yüzü kara nasılsa.
Çok yüzlüler ise kapkara.
Koskoca beş yıl gelip geçiverdi işte.
Şu önümüzdeki 40 küsur gün mü geçmeyecek.
Geçer geçer.
Şimdi söz siz de ise aklınızı kullanın.
İstediklerinizi isteyin ve sandığa gidip de değişimden yana mührünüzü kullanın ki bir daha ağlamayın.
Haydi bakalım gazanız mübarek ola…