RİZE YOLLARINDA!
Eyüp BEKTAŞ
Yaşama çoktan elveda diyen o çukulata kokulu sempatik sanatçı Esmeray?ın buğulu sesi ile bizlere sevdirdiği ?Unutama beni? şarkısını Volkan Konak?ın üslubuyle dinlemenin tadının bu kadar lezzetli olacağını asla tahmin edemezdim.
Konak, bir televizyon kanalında ?ağlamak istiyorum? sözleriyle sürekli vurgulama yaptığı programında ?bu akşam ağlama zamanı, gel bu akşam ağlayalım sevgilim? diye çok mesajlar gönderdi. .
Anlattı Volkan Konak dünyasını.
O anlatırken, Rize?nin yollarına gittim anılarımda.
Çılgın gibi akan şelaleri gözlerimin önünden gelip geçti. Tünellerle Edip Akbayram?ın şarkılarını dinleyişim geldi usuma.
Yol arkadaşımın tipik uyanıklıklarına bıyık altında attığım gizli gülümsemeleri fark etmediğini anladıkça daha çok mutlu oldum.
Karadeniz yolları ve Volkan Konak?ın o esprili konuşmalarıyla süslediği tv programında Anadolu?nun dört bir yanına gittim.
Karadeniz ve biz?
Ve meslektaşım Cevdet Akgün?ün sözleri geldi aklıma.
Birkaç yıl önce Trabzon?a annesinin yanına gittiğinde aramıştım telefonla. Bunalmış oralarda ve iyice boğulmuş açıkçası. Trabzon?da işi var dönemiyor da kısa zamanda. Zonguldak?a dönebilmek için büyük özlemle geriye sayım içinde olduğunu vurguladı ısrarla.
Öyle ya; kim tanır Cevdet?i Trabzon?da.
Kökü Trabzon?da, varlığı Zonguldak?ta.
Ben çok severim Akgün ailesini.
Can gibi.
Canım gibi.
Dostluklarını hiç unutmadılar.
Sırtımı da hep rahatlıkla döndüm.
Mert Karadenizli sevgisi tadı, ince belli bardakta sunuldu mu bir kere unutulmamalı.
Unutmayanlardanım.
Unutmam da?
Volkan Konak, Erdal Erzincan ile birlikte ?sen allar giy ben kırmızı? diye söylüyor türküyü.
Erzincanlı?nın saza vuruşları Ruhi Su?yu hatırlatıyor mu sizlere de?
Usta mı usta hani.
Mızrapsız dokunduğu teller özel bir dünya sunuyor bizlere.
Karadeniz?in o sımsıcak dostluğunu kokluyorum üç yıl önceki Doğu Karadeniz yollarında.
Sevgi arayışımın fırtınası ile Hopa?da rastladığım Niyazi arkadaşımın beni gördüğündeki şaşkınlığının fotoğrafını hiç silinir mi gözlerimden.
Unutabilir miyim, Kandilli?yi.
O yoğrulduğumuz kültürdeki hoşgörüyü.
?Önce insan? kavramının zenginliğini.
Rize?den öteye Kandillili dostumla rastlaştığım Hopa Terminalindeki yarenliğimizi, unutabilir miyim?
Volkan Konak?ın sesinde Kazım Koyuncu?yu aradım hep.
O güzel demokrat insanı.
Çernobil faciasının genç kurbanı Koyuncu?nun binlerin onurlu sırtında sonsuzluğa koşuşundaki evrensel hümanizmin ışığını, ülkemin üzerindeki karanlıkların arasında ışık olarak görüyorum.
Doğru Karadenizli sanatçı (!) ve ölümü alkışlayan İsmail Türüt geldiğinde aklıma irkildim birdenbire.
Sanat ve ölüm.
Ölüm ve teşvik.
Ölüm ve ölüm rantçıları
Ve yüreği sevgi dolu diğer sanatçılar ile ölüm kusan makine şakşakçıları aynı trende.
Bu trenin adı da sanat.
Ne kadar zıt ve garip değil mi?
?Mevlam bir çok dert vermiş/beraber derman vermiş/ Bu tükenmez derdime/neden ilaç vermemiş/ diley diley diley yar/diley diley diley yar/diley diley yar? sözleri dökülmeye başladı Erzincanlı?nın dillerinden.
Anadolum.
Türkiyem.
Volkan Konak döktürüyor şarkılarıyla ve Karadenizli fıkrası sokuşturuyor aralara. Köyden gelmiş bir gariban köylü mağazaya gidip kilot almak istiyor. Tezgahda ceylan gibi bir kız. Konuşmayı kibarlaştırıp ?bağa bir kilotcuğum lazım? diyor. Tezgahtar kız çeşitleri vurgulayabilmek için ?nasıl istersiniz, slip mi?? diye soruyor. Adam yanıt veriyor, ?sileyirim de, silmeyirim de.?
Fırkanın kahkahaları çınlatırken coşkuyu ?Oh be; kemençe de çıktı meydane? diyoruz müziğin çeşnisi renklendikçe. Konak şiir söylüyor; Orhan Veli?ye inat İstanbul?un Hamsiköy?ünü ifade ediyor.
Hemşin?in o vahşi doğasındaki sevgi açlığıyla tırmandığımız yokuşu ve gecenin ayazında yolu nasıl şaşırışımız gelip oturdu aklıma. Anılarımın saklı kalan izlerinde, Pazar ilçesinin eski adının ?Atina? olduğunu öğreniyorum.
İnsan, insanlık ve biz.
Kdz . Ereğli?nin adı da Heraklıa değil miydi?
Dini, dili, milleti, ırkı, mezhebi her ne olursa olsun, ?insan? değerini iliklerinde hissedebilmeyi Volkan Konak ile Erdal Erzincanlı?nın gözlerindeki sevgi ışıklarında da buluyorum.
Tulum sesi yırtarken gecenin ıssızlığını, kır çiçekleriyle süslü sahneden ?Kağızman?a ısmarladım, gümüş kemere dar gel dar gele? sözleri döküldü yüreğimin ?Anadolum? yakasına.
Sımsıcak ve türkü tadıyla.
Yorumlar