Festivalde bir olay oldu ve o curcuna içinde kaynayıp gitti. Bu olay 3 canın toprağa verilmesiydi. Kdz. Ereğli-Alaplı sahil yolu üzerinde bulunan tersaneler bölgesindeki o yılan gibi kıvrılar yol güzergahında meydana geldi bu trafik kazası. Kaza ve ölüm kardeş o bölgede. Nasıl olmasınlar ki. O yol üzerinde 5 binin üzerinde işçinin işe gidiş ve dönüş hareketi var. O yol üzerinde tersaneler arasında gidip gelen ağır iş makineleri var. O yol üzerinde tırlar var, kamyonlar var. O yol üzerinde Zonguldak?taki Ro-ro rıhtımına ülkenin dört bir yanından gidip gelen araçlar var. O yol üzerinde Zonguldak ve Ereğli?nin öncelikle Düzce ile bağlantısını sağlayan tek karayolu var çünkü. Türkiye?nin tek taşkömürünün ve tek yassı mamülünün üretiminin yapıldığı kentin Orta Anadolu ve Marmara?ya açılan kapısı olan bu yol üzerindeki özellikle tersaneler bölgesi bölünmüş yol değil. Ta 2004yılında gazetemizde 9 sütun manşet atarak konuyu gündeme getirerek, ?bu tersaneler bölgesine dolgu maddesi taşımanıza gerek yok. Şu kıvrım kıvrım virajları kesin ve dolgu maddesi kullanın. Yolu bölünmüş yapın. Hatta tersaneler arasında tali yollar da yaparak ileriyi görerek önlem alın? dedik. Ülkeyi ve bölgeyi yönetenlerin umurunda olmadı. Çünkü!.. Zonguldak veya Ereğli?nin sorunlarını kendilerine sorun eden kimse yoktu. Kimi zaman konuşuruz ya ?Zonguldak?tan neler geldi ve neler gitti? diye. Evet Zonguldak başbakan çıkardı, bakanlar çıkardı, ikinci kez de meclisin başkanını çıkardı. Zonguldak?ın oyunu alarak Zonguldak?a hizmet etmeyenlerin alışkanlığı ?hesap sorulmadığı? için aynen devam ediyor. Meclisin başkanı Zonguldak milletvekili. Tamam da, Zonguldak?a ne verdi? O meclis başkanına biz Ereğli?de ödül verirken, Kdz. Ereğli?de tersaneler bölgesinde üç yürek toprağa düştü. Ne için? Yolların yapılmamış ve yılan gibi kıvrım içinde tutulduğu için. İşte böyle sevgili okurlar. Gerçekler acı değildir. Gerçekler gerçektir de, biz o gerçeği kabullenemediğimiz ve gerçeğin gereğini yapamadığımız için ?gerçekler acıdır? gibi bir palavranın arkasına saklanır dururuz. Zonguldak?tan Zonguldaklıların oyunu alarak Ankara?ya gidenler yan gelip yatmıştır. Hizmet verdiler ise, bu hizmetin adresinin Zonguldak olmadığını da çok iyi biliyoruz. Görünen köy burada. O köyde hizmet yok. O köyde yöre insanını saf yerine koyarak gizlice suyunu çalmak bile var. Sözüm sadece bu iktidar için geçerli değil. Eleştirilerim bir bütün. Gücünü halktan önseçim yoluyla sandıktan çıkarak alan vekillerimiz olmadığı sürece, bu çarpık sistem içinde hakkımızın çalınmasına seyirci kalacağız. Çünkü bu sistem, gücünü genel başkandan alan siyasetçilerin, devletin memurunu hükümetin çalışanı olarak gördüğü kamu çalışanları arasında da kayırmacılığa götürüyor ki, iki tane çiviyi tahtaya çakma becerisi bile olmayanlara katlanmak zorunda kalıyoruz. Sıkıntı burada. Daha yeni trafik canavarına kurban ederek verdiğimiz üç canı unutmayalım. Yarın sıra kimde? Veya kimlerin eşinde, çocuğunda, annesinde, babasında veya kardeşinde? Ölüm tuzağında binlerce insanın canı tehlike altında iken, bizi vermediğimiz yetkiyle yönetenlerin umursamazlığına bizler de seyirci kalacaksak, o sorumsuzluklar listesinde oluruz. Hepimiz bağırmalıyız. Ey Köksal Toptan. Ey Fazlı Erdoğan. Ey Polat Türkmen. Siz ne iş yaparsınız? Sahi siz hangi vilayetin vekilisiniz? Zonguldak mı dediniz? Pardon, bu Zonguldak hangi Zonguldak? Yolu nereden geçiyor?