Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür tekerlemesi ile içimiz ne da hoş olurdu.
Orada bir köy!
Ve o köy bizim köyümüz.
Yani aslımız.
Neslimiz.
Benliğimiz.
Özümüz.
İnsan köyünden utanır mı?
Veya köylü olmaktan!
Utanmaz.
Utanmamalı.
Bırakın utanmayı gurur duymalı.
Benim aslım ve neslim orası.
Dedem orada.
Babaannem veya anneannem (bölgenin yerel şivesiyle eyce-doğrusu ece) orada.
Komşularım da.
Okul arkadaşlarımda.
Demeli bunları.
Söylemeli.
Farklı bir hoşlukla.
**
Bazı gençlerle söyleştiğimizde sen hangi köydensin? diye soru sorduğumda tuhaflaşanlara rastlıyorum. Bu soru sıkıyor sanki onları. Bir tedirginlik çöküyor üzerlerine.
Genel bir yanıt:
Aslımız şurası da, biz Ereğlide oturuyoruz.
Sıkıştırıyorum yine:
Utanıyor musun köylü olduğunu söylemekten.
Son yanıt:
Yok hayır. Bayramlarda bile gitmiyorum ki köye!
**
Köylü olmak ayıp mı?
Köyde oturmak eksiklik mi?
Köylü olmak ile köylülük orasında o kadar çok fark var ki oysa.
Köylü olmak onurluluk.
Köylülük ise biraz eksiklik.
Evet evet eksiklik.
Köylülük bilgisizlik içinde cahil cesaretine sahip olanlar için söylenir.
Görgü sıfırdır, toplum içinde ağzından çıkanı bilmez. Son dönemlerde de telefonla çok yüksek sesli konuşup çevreden duyulmasını sağlayarak kendisinin ne kadar önemli olduğunu dile getirir.
Yani cahildir.
Oysa köylü olmak, akıllılıktır.
Üretmektir.
Paylaşmaktır.
Asalak yaşamamaktır.
Topluma katkı vermektir.
Işıktır köylü olmak.
Eşsiz Önder Mustafa Kemal Atatürkün deyimiyle efendiliktir.
**
Kökeninin köy olduğunu söylemekten çekinenleri anlamakta zorluk çekenlerden biriyim sadece.
Ve belli bir yaştan sonra ah köyde yaşasam keşke diyenleri anlıyorum.
Özlüyorum.
Evet evet orada bir köy ve köyler var uzakta.
Bizim köyümüz.
Hepimizin.
Herk profili bizim özümüzün fotoğraflarını ortaya koyan köylerimiz.
Hiç utanılmayacak köylerimiz.
Onur ve gururla isimlerini tek tek sıralayıp söyleyeceğimiz köylerimiz.
Yani hepimizin köyleri.
Bizim bizim bizim köylerimiz.