Türkiye Cumhuriyeti?ne 11. Cumhurbaşkanını seçtiler. Kim seçti? Sakın ola ki, Ameri-kan falan demeyin. Seçen Amerika değil, AKP. Adını ?Adalet?ten alan Kalkınma Partisi, ?dediğim dedik? dedi ve dediğini yaparak, eşsiz Önder Mustafa Kemal Atatürk?ün koltuğuna Abdullah Gül?ü oturttu. ABDullah Gül değil, Abdullah Gül. Neden, Sayın Cumhurbaşkanımızın ilk isminin ve de ilk üç harfini büyük yaparak ABD demek isterler anlamıyorum. Ayıp denen bir şey var. Cumhurbaşkanımızın nüfus kayıtındaki adı ABDullah değil, Abdullah. Cumhurbaşkanımızın adını ABDullah yazanlara duyurulur ve uyarılır. Haddinizi bilin! Cumhurumuza dokundurma gibi numaralara da yatmayın!.. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ilk gecesinde ne yapmıştır acaba Çankaya köşkünde? Gerilmiş midir ki? Huzurlu uyumuş mudur? Ve ne düşünmüştür? Hayal kuramaz. Bitmiştir o hazine. Çünkü hayalinden bile geçmeyecek bir gücü eline geçirmiştir. Daha ne hayali olacak. Astronot olmayı düşünecek değil ya. Çevremdeki ilk tepkileri almaya çalıştığımda, asık suratlı ve morali sıfır çekenlerin çoğunlukta olduğunu gördüm. Mutlu kimse yok. Tamam da, 22 Temmuz?da sandıktan çıkan yüzde 47 neyin nesi? Ya bu işte bir gariplik var. Ya milletçe artist olup numara çekiyoruz ya da bu işte bir bit yeniği bulunuyor. Teknoloji çıktı, delikanlılık öldü. İki tık tık bir şık şık tüm bilgilere ulaşıyorlar. Uydudan da gözetlendiğimize göre, yoksa 22 Temmuz?da bizim yerimize oy mu kullanan oldu? Allah Allah? Şu ?Allah? çekip de, çalıp çırpanlardan bıktık ya. Yüce Allahın adını, kendi hırsızlıklarına alet edenlerden Allah korusun bizleri. Amin? amin? amin? Cumhurbaşkanlığı koltuğuna Türkiye?nin yetiştirdiği büyük Anadolu evladı Abdullah Gül?ün seçilmesinden rahatsızlık duyanları anlayamıyorum. Nesini beğenmediniz? Bıyıklarını mı? Eşinin türbanını mı? Devleti şikayet etmesini mi? Olabilir? N? olmuş yani? Başbakanımızın eşi de türbanlı. Kıyamet mi yıkıldı? Bırakın şu bez parçası eleştirilerini. Yüzde 47?ye söylerim ha!.. Gazeteci Tuncay Özkan?ın ?Ne yapmalı, nasıl yapmalı? başlıklı yazısına gelen bir okuyucu yorumunu Abdullah Gül?ü ?hayırlı olsun? dileklerimle kutlayıp, sizlerle paylaşıyorum: İLK GECE VE GÖZYAŞI... Tarih 28 ağustos 2007...Yer: Ankara (Laik ve sonsuza kadar yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyetinin başkenti ).... Dün geceden itibaren Ankara?da buruk ve inceden bir yağmur var... sabah da bu yağmur aynı hüzünle devam ediyor... ve hava kapalı, simsiyah,soğuk ve KARANLIK... Ankara da yaşayanlar bilirler; Ankara da böyle havalar çok anlamlıdır... 9 kasım günü hava günlük güneşliktir ama 10 kasım olduğunda, büyülü bir şekilde, hava kapanır ve hüzünlenir... tıpkı bugün olduğu gibi... Ankara da aylardır ne yağmur yağıyor ne de böyle bir kapalı hava vardı... şimdi "malum kesimin piyonlarına" sorsanız buna Allahın rahmeti, bereket der... Ama bilmezler ki Allah bile doğa ile "onlara" bir şeyler anlatmak ister... tıpkı 10 kasım da olduğu gibi... Ankara da 10 kasım da saat 9:05 de sirenler saygı duruşu için çaldığında sokaklarda ki kedi,köpek ve kuşlar bile bunu anlarmış gibi sesini çıkarmaz (Ankara da yaşadığım yıllarda buna bizzat şahit oldum...) Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün Anıtkabire "veda" ziyareti için son kez mozoleye çelenk koymasından sonra, saygı duruşu sırasındaki yüz ifadesini LÜTFEN bir yerlerden bulup izleyin... o ki gururla ve ŞEREFLE geçirdiği 7 yıl sonunda en mutlu ve huzurlu olması gereken o güzel insanın yüzünde "endişe ve hüzün" vardı... hala bizleri düşünen bir büyük insanın endişelerini bizlerde en derinlerimizde hissetmiyor muyuz? o yüce mevkide bugün "birileri" İLK GECELERİNİ yaşayacak.... ve sizlerinde çok iyi bildiği gibi,bu gece dahil "her gece" o mevkiinin taşıdığı o asil ruh onu rahat bırakmayacak.... hangi odaya giderse gitsin hep "onu" hissedecek... geceler boyu kabuslar içinde sırılsıklam uyanacak... ve belki kimse bilmese de defalarca ağlayacak... vicdanı onu her gece rahat bırakmayacak? "gerçekleri" bu şekilde öğrenmenin ne acı olduğunu anladığında acısı daha da artacak... korkudan ve yalnız kalmamak için hep birilerine davet ya da yemek verecek ama herkes gittiğinde gene bunları yaşayacak... bugün Ankara da yağan yağmur değil; yıllardır bu güzel ülkede Laik Türkiye Cumhuriyeti için emek veren, saygı duyan ve canını verenlerin GÖZYAŞLARI.. tüm bunları görmenizi ve yaşamanızı istemezdim... çünkü tüm bu yaşananları hak etmiyorsunuz. Ama asla üzülmeyin çünkü bu tip insanların üzerlerine aldığı ve gerçekliğini kabul ettiği çok güzel bir söz var; "GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER".....