Bakanlığın yaptığı araştırmaya göre,  süt ürünleri üretimi yapan 14 firmanın 16 parti ürününde, et ürünleri üreten 12 firmanın 13 parti ürününde, takviye edici gıdalar ve kahve üreten 9 firmanın 9 parti ürününde, bal üreten 6 firmanın 10 parti ürününde, bitkisel yağ üreten 1 firmanın 3 parti ürününde, bulgur üreten 1 firmanın 1 parti ürününde taklit ve tağşiş (ı) yapıldığı tespit edilmiş.

 

Oh ne güzel.

 

Yani şu:

Süt alıyorsun ama içinde sütten başka birşeyler var.

Veya bal alıyorsun da, adı bal. İçi karışık.

Kahve de aynı.

Et de !

Ne alırsan tağşişli veya taklitli.

Sonra da gel sen sağlıklı beslen.

Nasıl olacak bu iş?

 

 

Bakanlığın bu tespitlerinden bilgi sahibi olanlar, bilinçli tüketici olarak daha dikkatli ve titiz oluyor.

Satın aldıklarının son kullanma tarihinden tutun da, içeriğine de kadar okuyup alanlar sahtekarların dans ettiği ortamda, zehirlenmemek için kılı kırk yarıyorlar.

Bu iyi güzel de, ya bilinçsiz tüketiciler ne yapacak?

Kobaylığa devam mı?

 

 

Diş macun tüpünün altında küçük bir kare var.

İçi siyah ise tamamen kimyasal, mavi ise yarı kimyasalmış. O küçük kutucuk tam yeşil ise doğal diş macunuymuş.

Muş diyorum çünkü ben de okuyarak öğrendiğim bir uyarı bu.

Dolaştığım hiçbir markette küçük kutuda yeşil renk olan bir diş macununa rastlamadım.

Ya tam kimyasal ya da yarı kimyasal macunlarla diş temizliği yapılıyor ise gerçekten temizlik mi bunun adı yoksa çaktırmadan dişlerimizin de kimyasallara alıştırılması mı?

Bu tür o kadar çok uyarı var ki.

Hele yoğutta.

Yoğurt paketinin altındaki üçgende altı yazmalıymış.

Ne altısı ki?
Veya okuduklarımız ne kadar sağlıklı onu da bilmiyoruz ki.

Bir dert de bilgi kirliliği üzerine kurulu olunca sağlığımız evlere şenlik.

Yediğimizin çoğu taklit ya da tahşişli.

Bilgi de öyle.

Hadi bakalım bize kolay gelsin.

 

 

Bankalardan kredi çekenlerden alınan dosya parası için iade talebinde bulunuluyor.

Emekli maaşı aldığım bankaya gittim ve “sizden daha önce iki kez kredi kullandım. Bu krediler için alınan dosya paralarının iadesi için tüketici haklarına başvuracağım için belge istiyorum” dediğimde, “78 lira öderseniz size belge veririz” dediler.

“Nasıl?” diye sormayın.

Bankacılar nedir? Modern tefeci değil mi?

Bir kağıt için noter gibi para istediler.

İnadım inat dedim ve verdim 78 lirayı aldım belgeyi.

Gittim kaymakamlığa ve başvurumu yaptığımda, e-devlet aracılığı ile işlemi takip edebileceğim söylendi.

Sözüm ona dosya parasını geri alacağız ya…

Alır isek ne ala!

Alamazsak ise gittim bizim emekli maaşından 78 lira.

Hem de bağıra bağıra…

 

 

Toplum için de o kadar çok gariplikler var ki.

Belli bir yere kadar denetim şöyle veya böyle var.

Denetim tam anlamıyla yapılabiliyor ise mesele yok. Ya yapılmıyor ise? İşte o zaman halimiz yaman.

Bir de denetim dışı üretimler var.

Orada burada şurada neler satılmıyor bu millete. Satan satana der iken konu dönüp dolaşıyor soyan soyana noktasına taşınıyor.

Söz “soyan” olunca da son günlerin konuları gündeme çıkıyor ki, ister istemez halk arasındaki tekerleme geliyor aklıma.

“En güvendiğim babamdı ama…”

 

 

(ı) Tahşiş: Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma.