Ereğli açıklarında bir nehir gemisi battı.

Üç  kişinin sağ kurtulduğu gemide boğularak öldüğü sanılan 8 kişiden ikisinin cesedi çıkarıldı.

3 dakikada battığı belirtilen gemiyle ilgili çok çeşitli iddialar ortaya atıldı olaydan sonra.

Gemi 35 yaşında.

Deniz taşımacılığı yapabilmesi için yerine getirmesi gereken şartlardan da bir çoğu eksik.

Karlı havada limana girmeyerek açıkta demirlerken, manevra yapmaya kalkıyor ve nasıl iş ise 3 dakikada batıveriyor.

Kurtulanlar arasındaki aşçı kadının üzerinde de balık adam elbisesi var.

Tuhaf bir şeylerin kokusu rahatsızlık yaratırken, bir iddia geliyor ki geminin ambarlarında hurda demirin dışında bir başka sıvı olduğu şeklinde.

İddia bu ya; o sıvının maddi değerini de belirleyip 2 milyon dolar dediler.

Kuşkular beyinlerde karıncalama yaptırıyor.

 

Bizim gazeteci meslektaşımız Fikri Cinokur’un oğlu Canberk, geminin battığı tarihte  Kdz. Ereğli’deydi. Yenimahalle’deki  evlerinin balkonundan bol bol denizi seyrettiğini söyler Canberk.

Canberk, Antalya’da başladığı denizcilik eğitimine Rize’de devam etmiş ve mezun olduktan sonra da Çin’e kadar bir denizcilik serüveni de yaşadı. Şu anda Macaristan’da okuyor.  Ayrıca Galatasaray Üniversitesi’nde de denizcilik üzerine eğitimine devam ediyor. Kaza anından itibaren bilgisayar başında haritalar inceliyor, arkadaşları ile görüşerek gemiyle ilgili çok boyutlu bilgilere ulaşarak bizimle paylaşıyor.

Geminin batışında büyük ihmallerden bahsetti hep.

Bir çok  sav öne sürdü.

Bu görüşlerine karşı 3 dakikada batan bir gemiye yapılacak bir şey olmadığını karşı görüş olarak sundum kendisine.

 ‘Hariçten gazel okuma’ olarak algılanabilse de bu düşünceler,  özünde doğallık var elbette.

Ama bir konu var ki, hep “acaba” dedirtiyor.

Geminin bu kadar hızla nasıl batabileceği de pek akla yatkın gelmiyor.

Akşam üstü saatlerinde ve uyanık olmaları gereken mürettebatın ise kendini gemiden atamayarak boğulması.

Kurtulan kadının üzerindeki balık adam elbisesi.

Ve gemideki yük ile ilgili değişik iddiaların tartışılması.

Mutlaka araştırılıyor bu iddialar.

Bakalım altından ne çıkacak?

 

**

 

Bu iddialar arasında bir çok dostum gibi benim de aklımı kurcalayan nükleer atıklar oluyor.

Tuna nehri üzerinden Karadeniz’i çöplüğe çeviren özellikle Avrupa ülkeleri.

Nereye giderse gitsin diye salıverdikleri insan sağlığını tehdit eden çöpler Karadeniz’i boğuyor.

Her geçen gün daha da kirlenen Karadeniz’de yıllar önce variller sahillere vurmuştu hatırlayanlar bilir. Açık denizde bırakılan bu varillerin nükleer çöp olduğu da daha sonra ortaya çıktı.

Şimdi aklımıza geliyor da, bu gemide ya nükleer çöp vardı ise!

Tehlikenin büyüklüğü o kadar vahim ki, insanın aklı mantığı stop ediyor.

Bu bölgede balık nesli ölür.

Denize giremeyiz.

Ve deniz çöl olur bizim için.

Bilmiyorum denizde radyasyon ölçümü yapıldı mı kazadan sonra?

 

**

 

Şu yorum gerçeğe çok yakın,  “bu gemi kaza olarak batmadı”.

Ortada bir kuşku var.

Kuşkular halk arasında da  yaygınlaşırken;  tahminler “batırıldı” noktasında yoğunlaşıyor. Konuya araştırma düzeyinde bağlantılı olanların da bu sorulara yanıt aradıkları duyumlarını alıyoruz.

Araştırılması güzel.

Ve mutlaka sonuçlarının da kamuoyuyla paylaşılmasının gerekliliğine işaret etmek istiyorum.