Çocukların hayalidir asker üniforması.

Titretir minicik yürekleri o görüntü.

Hele ki pilotlar.

Ya bahriye kıyafeti.

Genç kızların rüyasını süsler bembeyaz üniforma ki, beyaz atlı prenstir denizci.

O yaşlarda “Büyüyünce ne olacaksın?”

sorusunun büyük orandaki yanıtı “asker”dir.

Asker.

Mehmetçik.

Yiğit.

Peygamber ocağı.

Devran değişti.

‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye’de gün gelecek askeri savunmak veya asker olmayı hayal etmek en büyük suç sayılacak’ diye birisi bir iddiada bulunsaydı, “manyak” derdik,

Öyle ya, hiç akıl mantık alır mı bu savı.

Ama oldu.

Asker olmak suç artık.

Askeri savunmak ise ateş ile oynamak.

Kim asker ise darbeci.

Kim asker ise yakalanmalı.

Kim asker ise tutuklanmalı.

Kim asker ise nefes bile alamamalı.

Durum bu.

**

Askeri dövmeyen öteki dünyaya borçlu gidecek.

Her türlü hakareti yapıyorlar Türk Silahlı kuvvetlerine.

Öyle haber siteleri var ki, inanın okurken bile insanın kan tepesine çıkıyor.

Sanki Türk silahlı kuvvetleri değil de bir başka ülkenin ordusu.

Ve bu “bir başka ülke” kapsamında da emperyalist ülkeler yok.

Bop düşmanı ülkelerin askeri yerine konulan Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanları hakkında çok planlı bir saldırı yürütülürken, aşağılayıcı ifadeler ise sanki birbirleriyle yarışıyor.

Peki neden?

Nedir bu öfke?

Yoksa tüm her şeyin temelinde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sözünün hazımsızlığı var.

TSK’nın komutanlarını “benim memurum” diye aşağılayan zihniyet sınır tanımıyor TSK’ye sindirmek ve susturmak için.

İşte en son örneği İlker Başbuğ.

Göreve iken dünyanın her türlü silahını kullanabilecek 700 bin kişilik bir ordusu iken “Ne şeriat ne darbe tam bağımsız Türkiye” düsturuyla hareket eden 26. genelkurmay başkanı emekli olunca terör örgütü kurmak ile suçlanarak tutuklandı. Tutuklandıktan sonra da cezaların evlerine gönderildi.

Akıl mantık ermiyor!

Ereceği de yok zaten.

Ya şimdi sıra kimde?

Rahmi Koç mu yeni yem.

Sıra sıra geliyor tutuklamalar.

Sanki bir rüya ve şaka gibi her şey.

**

TSK’ye en son hakareti de, Kürtçü siyasetçi yaptı.

Okur musunuz haberi?

“arış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, (Kürtçe eğitimi uygun görmüyorum) diyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'e tepki gösterdi. Demirtaş, "Senin rütben orgeneral de olsa bizim nazarımızda onbaşısın. Senin kıymetin o kadardır. Bunu böyle bil. Bizim nazarımızda ha bir onbaşı konuşmuş ha Genelkurmay başkanı. Bizim nazarımızda zerre kadar değerin, kıymetin yok yanımızda." dedi.

Bu haber üzerine ne dersiniz?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komutanına ırkçı bir kafa “onbaşı” diye sesleniyor/

Nereden alıyor bu gücü ve cesareti?

Hükümetin bir bakanı çıkıp da asker için “benim memurum” der ise ve bugünkü yandaş medya sabahtan akşama kadar TSK’yı itibarsızlaştırmak için her türlü iftirayı atar ise olacağı buydu.

Genelkurmay başkanına “onbaşı” denilen bu ülkede, hangi asker askerliğe olan büyük sevdasını diri tutabilir.

Madalyonun tersine herkes  kendini koysun.

Bugün hangi asker moralli?

Hangi asker geleceğinden endişesiz?

Hangi asker çocuğunun da asker olmasını ister?

Hangi asker tutuklanmayacağına iddia eder?

Bunca saldırı karşısında halen daha TSK ayakta ise bunun tek sebebi aldığı eğitim ve ruhtur.

Düşmana yapılmayacak söz ve davranışlar içinde dimdik ayakta durabilmek kolay iş değildir.

Asker olmak da, askeri savunmak da zor iş dostlar.

Çok zor!

Herkesin “simdi sıra kimde?” diye birbirine sorduğu bu ortam nasıl bertaraf edilecek bunu da bilen yok ki.

Muhalefet desen birbirini dövmek ile meşgul.

Kurum ve kuruluşlar susmuş.

Sanki ülkenin her yeri işgal edilmiş.

Hey gidi hey!

Nerede kendine toz kondurmayan salon Kemalistleri?

Balolarda mı?

Yine seçkinciler mi?

Tüh!