TSO seçimleri yenilendi ve geliş gidiş ziyaretlerinin hay-huyları da sona erdi.
Zonguldakta Demir Ailesinin rakipsizliği ile görevlerine devam ettiği süreçte, Ereğli ve Alaplıda ise değişim yaşandı.
İsmail Öztürk döneminde iyi bir çıkış yakalayan Alaplı TSOda göreve gelen yeni kadro kendi içinde barışı sağladıktan sonra, şimdi daha güçlü bir görüntü vermeye başladı.
Alaplının saat 17.00den sonra evlere çekilerek devam eden manoton yaşamının değişmesi yolunda, her türlü girişim yapmayı ilke edindiğini ifade eden yeni yönetim, göreve gelen belediye kadrosuna da birkaç ay zaman tanımak istediklerini açıkladı.
Sevindiren gelişme, Alaplıdaki sosyal yaşamın tatsız tuzsuzluğu herkesin ortak sorunu olmuş. TSO yönetiminin sosyal hareket içinde yer alması ve etkinliklere katılımcılık çerçevesinde destek vaadinde bulunması, ilçe adına elbette çok sevindirici.
Alaplı yönetiminde bu heyecan var.
Umarım kesintiye uğramaz ve sonuna kadar devam eder.
Ereğliye bir göz attığımızda ise 15 yılın üzerinde kaybedilmiş bir dönemi görmek mümkün TSO yönetimlerinde.
TSO, Ereğlide hep kavganın içinde oldu.
Birbirlerini tehditler, kasa kırmalar, mühür çalmalar, mahkemelere düşmeler ile başlayan süre son vermek için bir önceki dönemde açık tavır koyduk. Destek verdik ve Ereğliye zarar veren anlayışın değişmesini istedik. Ama olmadı. Bir kavga biterken yenisi başladı.
Toplumla barışık olma ve katılımcılık çerçevesinde saydamlık ilkesiyle kamu görevini sürdürme geleneği yoluna gidilmedi.
Kaynakların nasıl kullanıldığını bile kimse soramadı.
Nihayetinde değiştirildi.
Şimdi yeni bir yönetim geldi iş başına TSOnun.
Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Genç çok eski TSOcularından.
Genç, sosyal yaşamda hiç yoktur ve çok kişi kendisini de tanımaz.
Meclis Başkanı Zeki Us sanayi ile haşır neşir kimliği ile yararlı olabilecek bir kimlik olarak dikkat çekerken, sağlayabileceği hizmetler konusunda ise kapalı kutudur.
Gerek Gençin ve gerekse de Usun vizyonunu kimse bilmez.
Bu nedenle TSOda ne değişecektir veya ne gibi bir hizmet üreteceklerdir bilinmez.
Aldıkları oylar da, kavgadan bıkanların değişim isteklerinden gelmiştir.
Yani, TSOyu daha iyi yöneteceklerine inanıldığı açısından olduğunu hiç sanmıyorum.
Seçim öncesinde destek olduğumuz bir önceki dönemde göreve getirilen bazı arkadaşlarıma görüşlerimi anlatırken bu işe profesyonel gözüyle bakın. Sizin her birinizin kendi işiniz var. Önce can olacağına göre, TSOyu profesyonel ellere bırakın. Kalkınma Bankası başta olmak üzere bu işin lokomotifliğini yapan birilerini bulun getirin ki atılım hareketi başlatarak, kamuoyunun beklentilerine yanıt verin diye önerilerde bulunmuştum.
Düşünceyi doğru bulanlar haklısın dediler ama bu girişimi yapmadılar veya gerçekleştirmeye güçleri yetmedi.
Şahsi düşünceme göre; Ereğli TSO bir önceki dönemin çizgisinde kalıp, sadece yerinde saydı.
Samsun TSO adına katıldığım Ankaradaki AB seminerinde elde ettiğim bilgilerle, Zonguldaka da AB Bilgi Bürosu kurulmasıyla ilgili AB Türkiye Delegasyonuna haber ve yorumlarla bildirdiğim taleplerimle bölgemize gönderilen uzmanı da, iki gün süreyle bölgemizde kurum ve kuruluş temsilcileriyle tanıştırdım.
Süreçler zamanla sınırlıdır.
Eskisi gider yenisi gelir.
Devran hep böyle döndü.
Ama bir atasözü vardır ki asla unutmamalı ki; gelen gideni nedense hep aratır.
İşte Kdz. Ereğlide yeni bir yönetim işbaşına geldi TSOda.
Bu yönetim de üyelerinin parasını harcayarak hizmet verecek.
Değişen bir şey olacak mı?
Sanmıyorum.
Saydamlık diye bir sözcüğü lugatına almayanlardan, geçmişin hesaplarını da ortaya dökerek üyelerine tüm açıklığıyla hesap vermelerini asla bekleyemezsiniz.
Saydamlığa ilgi duymanın üyelerinin taleplerini tespit ederek katılımcılığa başvurmaları gibi bir yolu olabilir mi?
Seçimden bu yana değişen bir şey var mı isimlerden başka?
TSO değişmeli.
Değiştirilmeli.
TSOnun gülen ve paylaşan bir yüzü olduğu öne çıkarılmalı.
Yapılacak çok iş var.
TSO yönetimi geçmiş kayıp yılları unutmadan, öncelikle kendilerinin bilgi donanımını artıracak bir süreçten geçmeli ve yeni bir yapılanmaya mutlak gitmelidir.
Ve ardından:
Birincisi bölgeyi de çok iyi bilen Kalkınma Bankası gibi kurumlardan (emekli de olabilir) mutlaka işin başına bir uzmanı tam yetkili getirmelidir.
İkincisi, bu uzmanı tamamlayacak ve AB ile ilgili yazışmaları gerçekleştirilebilecek, projelere kaynak yaratmada aslanın midesine kadar uzanıp istediğini alabilme yeteneğine sahip ikinci bir profesyonel bulmalıdırlar. İlçedeki bir çok okulda bu konuda eğitim çalışmaları yapılmalı ve AB ile ABnin bazı fonlarından toplumsal konularda yararlanmayı bilecek projeler geliştirilmelidir.
Üçüncüsü, bu iki tepe noktasındaki profesyoneller TSO yöneticilerini ve TSOya üye olan yatırımcıları sürekli bilgilendirecek bir ağ sistemi kurmalıdırlar.
Dördüncüsü de, kentimizde yatırım yapan sanayicilerimizin TSOdaki bu tepe noktasında fahri olarak yer almalarını mutlaka sağlamalı ve yatırıma dönük tüm taleplerinin öncelikle çözümlenmesi için ortak hareket grubu oluşturulmalıdır.
Kdz. Ereğli hızla güç kaybediyor.
OSBsine yatırım yapılmayan Kdz. Ereğli gibi bir kentte, Erdemirden ürken ve korkan bir TSO yönetimi, toplumun önünü açamaz ve çözüm üretemez.
Ereğliye Ereğliden değil Ereğliyi Ankara veya İstanbuldan bakabilenlerin gözlüğüne gereksinimimiz olduğu unutulmadan, TSOnun üretimi teşvik eden yepyeni bir yapılanmaya gitmesi şarttır.
TSOsuz bir Ereğli değil, en önde TSOnun bulunduğu bir Ereğliyi hayal edenler bu kez yanılmamış olsun.
Değişen ve değişecek olan, TSO yönetiminin toplumun tüm kesimlerini de arkasına alan güçle bölgenin çıkarlarını ayrımsız koruma cesaretidir.
TSOnun bugünkü yönetimi; geride kalan ve kavgalı yıllar olarak tarihe geçen dönemi, saydamlık ve katılımcılık anlayışı profesyonel kadrolarla yaşama geçirerek sona erdirdiğinde, kazanan bu kentin tümü olacaktır.
İşte o zaman bu yönetim daha nitelikli kadroların da önünü açacaktır.