Erdemir kapalı spor salonunda yapılan Erdemirspor-Beşiktaş basketbol maçında bir olay yaşandı. Bu olay sahada değil tribündeydi. Tribündeki bu olayla ilgili kaleme aldığım ?Beşiktaşlı çocuğa yapılan? başlıklı yazım ile ilgili Hüseyin Akgül?den 2 sayfalık bir açıklama geldi.
Olayı anlatan yazımı ve olayla ilgili Akgül?ün yanıtını sizlere kesintisiz sunuyorum.
BEŞİKTAŞLI ÇOCUĞA YAPILAN
Erdemirspor?un Beşiktaş ile oynadığı basketbol maçında tribünlerde yaşanan bir olayı, iki kadeh parlattığımız mekanlardan birindeki yan masanın renkli karesinden duydum.
Kulağımızın delikliği hep yan masalardaki fısıltılardan gelmez elbette. Çok şey biliriz ama seviye konusundaki kriterlerimize takılanı da ?virüs toplama merkezimize? kilitleriz.
Neyse maça gelelim.
Bu maç sırasında, Ereğlili bir taraftar oğlunun üzerindeki Beşiktaş formasıyla salona geldiğinde hakarete uğramış.
Hakareti yapan kim mi dersiniz?
Erdemir?in basından da sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olduğunu bildiğim Hüseyin Akgün.
Akgün?ün, oğlunun sırtında Beşiktaş Forması bulunan Ereğlili?ye ?sen nasıl insansın. Buraya nasıl Beşiktaş formasıyla gelirsiniz. Nereden ekmek yiyorsunuz siz? gibi sözler söylediği dolanıyor etrafta.
Çocuğunun yanında mahçup bir duruma düşen vatandaş böylesine etkili ve güçlü Sayın Akgün?e yanıt vermemiş.
Yan masadakiler anlatıyor ?bunu bana dese kafayı geçirir ağzını burnunu dağıtırım? diye.
Dinledikçe şaşırıyorum.
Koskocaman Erdemir?i yöneten kademesindeki bir kişi böyle bir hakareti nasıl yapar?
Nasıl kendine yakıştırır?
Nasıl?
Olayla ilgili yorum yapmıyorum, yapmayacağım.
Ama yan masada duyduklarım hayali değildi.
?Hüseyin Akgün bu gücü nereden alıyor?? diye bile sormuyorum.
Sadece Ereğlili bir vatandaş olarak, Ereğli ile Erdemir arasında örülen duvarlarda, özellikle Erdemir?i yönetenlerin büyük payı olduğunu düşünüyorum.
Öyle ya; koskoca Erdemir, futbol sahasını bu kentin takımlarına kiralayacak kadar duvar üstüne beton dökmedi mi?
Ne günlere kaldık?!!
KESİNTSİZ YANIT HAKKINA SAYGI
Şimdi Sn. Akgün?ün (Akgül) yanıtına gelelim. Burada küçük bir tırnak açıp şunu ifade etmek istiyorum. Bu yanıtı beyaz bir zarfta getiren ve bizzat benim adımı sorup zarfı uzatan şahıs (sanıyorum Erdemir çalışanı) ?alındı belgesi verir misiniz?? diye sorduğunda şaşırdım. Bu ifadeyi de bir dayatma ve zorlama olarak görüp ?Önder?in ciddi bir kurum ve sözümüzün de senet olduğunu? ifade ederek, ?alındı belgesi vermeyeceğimizi? belirttim. Erdemir çalışanı ne yapsın ki? Emir demiri keser. Arkadaşa böyle emir vermişler ki, ?alındı belgesi? istedi.
?Yanıtına yanıt verme hakkımı? saklı tutarak, gönderilen bu yazının tamamını okumanızı özellikle istiyorum:
İşte Sayın Akgün?ün (Akgül) yanıtı:
Sayın Eyüp BEKTAŞ,
25 Aralık 2009 tarihli ÖNDER Gazetesi'nde "Beşiktaşlı Çocuğa Yapılan" başlığı ile yazmış olduğunuz köşe yazısında; 19 Aralık 2009 tarihinde Erdemir Kapalı Spor Salonunda Erdemirspor-Beşiktaş Basketbol karşılaşmasında yapılan bir olayı bahane ederek, Erdemir ve beni (Hüseyin Akgül 'ü) hedef alan yazınızı ibrede okudum.
Yorumunuz, sizin son zamanlarda Erdemir ve onu yönetenlere karşı geliştirdiğiniz KİN duygularınızın mesajlarını içermekte ve ne yazık kî sizi geçmişinizden kopartarak tanınmaz hale getirmektedir. Maalesef bu konuda yazacak bir şey yok.
Ancak yorumun içinde geçen bazı teknik hataları düzeltmem gerekiyor;
1. Benim adım Hüseyin Akgül (Hüseyin Akgün değil),
2. Erdemir Genel Müdür Yardımcısı değilim,
3. "Basından sorumlu" görevim yok,
4. Kapalı Spor Salonunda oynanan Erdemirspor-Beşiktaş Basketbol karşılaşmasında; benimle Sn. Ali KOŞUN arasında geçen tartışma sizin (maksatlı olarak) çarpıttığınız gibi olmamıştır.
Anlayabilir misin bilmiyorum! Gerçek şöyledir;
1. Beşiktaş Spor Kulübü ve onun yöneticileri bizim yakın dostlarımızdır,
2. Karşılaşma; iki dost kulübün birbirlerine gösterebileceği saygı ve nezaket kuralları içinde geçmiştir,
3. Erdemirspor yönetimi Beşiktaş seyircileri için özel yerler ayırmış, onların takımlarını desteklemeleri için her türlü ortamı yaratmıştır,
4. Maç öncesi bir Erdemir çalışanı tarafından kurulan "Beşiktaş Derneği" yöneticisi, her iki takıma çiçek vererek basan dilemiştir,
5. Beşiktaş taraftarlarının hazırladıkları bayrak, flama, afiş gibi malzemeler salonun her yerine asılmıştır,
6. Erdemirspor kulübünün Başkanı Sn. Özgen ve Beşiktaş yöneticisi, her iki takımın soyunma odasına birlikte girerek "başarı" dilediğinde bulunmuşlardır,
7. Maç esnasında her iki takımın iyi hareketleri birlikte alkışlanmıştır,
8. Ülkemizin hiçbir bölgesinde göremediğimiz "sporun kardeşlik imajı" bu maç boyunca en iyi şekilde sergilenmiştir.
Ayrıca; Sn. Bektaş benimle Sn. Ali KOŞUN arasında geçen önemsiz bir diyaloğu çarpıttığınız için düzeltmek zorundayım;
1. Erdemir Kapalı Spor Salonu koltukları bu sezon yeniden numaralanarak "kombine" haline getirilmiştir,
2. Kombine biletler; tüm basket sezonunu kapsayacak şekilde Erdemir çalışanlarına satışa sunulmuş ve isteyenler sezonluk kombine yerlerini almıştır,
3. Sn. Ali KOŞUN ve ailesinin oturduğu koltuklar bir çalışanımıza ait koltuklardır,
4. Sn. Ali KOŞUN bu koltuklara eşi ve çocuğu ile birlikte Beşiktaş forması giyerek ve ellerinde Beşiktaş bayrakları taşıyarak oturmuş ve maç boyunca Beşiktaş lehine tezahüratlarını yapmıştır,
5. Kendisine Beşiktaş taraftarlarına ayrılan yerde oturmasının psikolojik ortamı germemesi bakımından daha doğru olacağı tarafımdan hatırlatılmış (maçın sonunda) Sn. Ali KOŞUN bu hatırlatmaya anlamsız bir tepki vererek spor salonundan ayrılmıştır,
6. Hüseyin Akgül olarak ben, Sn. Ali KOŞUN' a hakaret içeren bir ifade kullanmadım. Bir iletişim uzmanı olarak (kabul ederseniz); oturmak için seçilen ortamın doğru seçilmediğini anlattım,
7. Sn. Koşun ertesi gün gelerek hatasından dolayı özür dilemiştir.
Sn. Bektaş, bir mekanda kulağınıza geldiğini söylediğiniz mesajları içinize iyi sindirmiş ve benimsemişsiniz. Mesajları ileten kişiler belli ki "kafa atma ustası". Yani şiddeti hayatlarının bir parçası haline getirmişler. Ve siz bu mesajları duyup "sessiz" kalmayı tercih etmişsiniz. Ne garip değil mi? Başkalarını (hiç sorgulamadan) aşağılayacağınıza birde bu yönüyle kendi tarafınıza baksaydınız daha iyi olurdu. Ya da dostluk (sizin tanımada zorlandığınız bir kavram) duygulan içinde olayı sorgulasaydınız gerçeği bulabilirdiniz... Yazık...
Sn. Bektaş, mesajlarınızı sıralarken; "Ereğli ile Erdemir arasında örülen duvarlar..."dan söz ediyorsunuz. Hangi duvarlar? Çıkar çevreleri, siyasi kimliklerini kullanarak ya da dostluktan istismar ederek, Erdemir 'den çıkar sağlayanlara karşı oluşturulan duvarlar mı? Sizin hayal mahsulü duvarlarınız varsa, o duvarları siz yıkın... Yıkın da gerçekleri görün artık. Erdemir kompleksinden kurtulun; gerçek "gazeteciliğe, yeniden dönün". Eğer bunu becerebilirseniz inanın kendi adınıza da iyi bir iş yapmış olursunuz. Erdemir bu ülke için, bu bölge için çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki; 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük ekonomik buhran olarak adlandırılan, dünyanın önde gelen kuruluşlarının tarihin sayfalarında kaybolduğu, şirketlerin ayakta kalabilmek adına olağanüstü önlemler uyguladığı küresel ekonomik kriz, demir çelik sektörünü de derinden etkilemiştir. Krize rağmen, Erdemir aldığı önlemlerle ve iyi yönetilerek ayakta kalmayı başarabilmiştir. Erdemir'in kurumsal bir parçası olan Erdemirspor, gerek spora aktardığı kaynaklarda, gerekse alt yapı yatınmlannda hiçbir kısıntıya gitmeden bu dönemde de faaliyetlerini sürdürmüştür. Çevremizde, bölgemizde, ulusal anlamda Türkiyemiz 'de, kurumsal imajımızı doğru temsil etmek amacını taşımakta ve tüm dünyanın karşılaştığı ekonomik sıkıntılara rağmen bu alandaki faaliyetlerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz. Bunun özel nedenlerinden biride, çevremizle doğru bir iletişim kurmaktır.
SÖZÜN ÖZÜ:
Sn. Bektaş, 19 Aralık 2009 tarihinde Erdemirspor ile Beşiktaş arasında oynanan basketbol karşılaşmasında geçen bir olayı bahane ederek, Erdemir ve şahsıma karşı yazdığınız hayal mahsulü yorum talihsizdir. Bunları yazan gazeteci, Erdemirspor'un hiçbir faaliyetine katılmadan, kim olduğunu bilmediğimiz (Ereğli'de herkes birbirini tanır) birileri üzerinden mesaj üretiyorsa bu düşündürücüdür. Keşke böyle yapmasaydınız... Telefonum sizde var. Hani zaman zaman arardınız da konuşurduk ya. Sorsaydınız, araştırsaydınız daha doğru bilgilere ulaşırdınız. Sık sık "meslek ilkelerinden" söz ediyordunuz ya ben de gerçek sanıyordum.
Saygılarımla
Hüseyin AKGÜL
*** Hiçbir Erdemir yöneticisine asla yakıştıramayacağım bir olay olarak görüp eleştirdiğim Sayın Hüseyin Akgül?ün verdiği bu yazılı yanıtta değindiği konularla sağladığı açılım, bana da yanıt verme olanağı sağladı.
Akgül?ün açıklamasında vurguladığı ?Anlayabilir misin?? sözlerini bir kenara yazıp, ?Anlayabilir misin?? de demeden yanıtımı da vereceğim.
Yakında?