Eskiden her Pazar günü çocuklarımla birlikte sabahları önce spor yapar ve daha sonra birlikte eğlenirdik.

Yine bir Pazar günü oğlum Mustafa Kemal ile birlikte bilardo salonuna gitmiş ve de iddialı maçlarımızdan birini yapıyorduk. Televizyonda İnter Star kanalı açıktı. Ve birden geçmeye başlayan alt yazı dikkatimi çekti. Gazeteci Yazar Uğur Mumcu’nun aracına konulan bombanın patlaması sonucunda katledildiğini bildiriyordu.

Şaşırdım ve adeta elimdeki ıstakaya sıkı sıkı sarılıp isyan ettim. Ülkemizdeki birçok pisliği ortaya çıkaran ve de her türlü karanlık olayının üzerine cesaretle giden Uğur Mumcu katledilmişti.

Mumcu’nun yazıları ‘Yeni Ortam Gazetesi’nden bu yana takip eden ve yazdığı kitaplarının da büyük bölümünü satın alarak okumuş bir insandım. İbrahim Telemen isimli kaçakçı ile buluşmaya gittiğini ve Telemen’i ölü bulduğunu unutmamıştım daha.

Uyuşturucu, silah kaçakçılığı, rabıta, laiklik karşıtı örgütlenme, kont-gerilla olaylarının üzerine cesaretle gider ve Abdi İpekçi’yi öldürenlerden biri olan Mehmet Ali Ağca ile İtalya’ya giderek cezaevinde görüşürdü.

Neydi Uğur Mumcu’nun derdi?

Adalet elçisi miydi?

Bütün yolsuzlukların üzerine gitmek ona mı kalmıştı?

Birçokları gibi ‘liboşluk’ yapar ve en kralından köşeyi çok rahatlıkla dönüverir rahat ederdi.

Dünya turlarına çıksa ve hatta uzak mekiğine binerek Ay’a gitse yine bitiremezdi avantadan gelen paraları.

Ama o tenezzül etmedi bu rezil yollara.

Ülkesini seven her yurttaş gibi laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni bölüp parçalamak isteyenlerin karşısına bir anıt gibi dikildi.

Ve bir Pazar günü katlediverdiler Mumcu’muzu da!

Büyük reisler böyle istemiş olacaktı ki, aradan geçen dört yıla rağmen katil veya katilleri bulunamadı. Kaç kez savcı değiştirdi soruşturma dosyası.

***

Mumcu fiziki olarak yaşamıyor artık. Ama ‘ben Kemalist’im öyleyse vurun’ diyen sözleri yüreklerde bir fidan gibi filizlenip boy atıyor.

Ölüm haberi duyulduğunda yurdun dört bir yanında yürüyüşler yapıldı. Oluk oluk insanlar gece-gündüz demeden ‘Türkiye laiktir laik kalacak’ sloganları atarak gözdağı verdiler, Atatürk’ün kurduğu Laik Cumhuriyeti ‘şeriat’ getirme heveslisi olanları.

Bu kadar büyük halk hareketi olmadı benim şu 43 yaşıma girdiğim geçen zamanda.

24 OCAK 1997