Şimdi sizlerle çok ama çok önemli bir konuyu paylaşacağım.

Kdz. Ereğli’nin ipinin nasıl çekilmekte olduğunu bir kez daha açıkça vurguluyorum.

Evet beyler bayanlar ve merdivenlerden kayanlar.

Müjde!

Çocuğunuz oluyor.

Çocuğunuzun adını da ben koyayım isterseniz.

Yok-sul-luk!..

Evet evet.

Adını ben “Yoksulluk” diyeyim, siz ise "fakirlik".

Veya bir başka şey de, ama mutlaka bu iki ismi çağrıştıran bir isim olsun.

Biliyorsunuz 2001’deki krizden Ereğli etkilenmedi.

Bir çok banka ve kurum battı ama Ereğli halay çekti.

Ama bu kez kazın ayağı öyle olmadı.

Kriz tam göbekten delip geçti Ereğli’yi.

Hem de nasıl.

Parellebellum mermisi gibi.

Zınk!..

 

“Krizden Ereğli niye etkilendi?” diye sorsam, hemen aklınıza Erdemir gelir.

Niye ?

Erdemir’de ücretler düştü.

Başka?

Satış politikası Ereğli’de yandaş olduğu söylenen bazı firmalara veya ilçe dışına kaydırıldı.

Ereğli’dekilere avuç yalattılar.

Krizin Ereğli’de bu şekilde büyük hasar açmasının birinci ve en önemli sebebi Erdemir.

Bunda fikir birliği yapmayan var ise napim.

Çok biliyorlar demek ki…

 

Erdemir’i babalar gibi kim sattı?

AKP iktidarı.

Milletvekili.

İl ve ilçe yönetimi.

AKP’nin gelmiş geçmiş tüm tekmili birden bu satışı onayladı veya alkışladı.

Ya sonra?

Ereğli üçün birini aldı.

Yani yoksulluğu.

Fakirliği.

 

Erdemir çalışanların maaşını düşürdü ve belediyeyi de icraya verdi.

Belediye kızdı ve köpürdü.

Erdemir’in kuruluş gününde Erdemir kapısına gizli ve kapaklı bir operasyonla ve çağrıldığımız belediyeden de beni kovarak üzerinde “Ereğli halkı” yazan çelenk konuldu.

Çelengi koyanların gözünün önünde de bu çelengi Erdemir’in güvenlik görevlileri çöp konteynırına attı.

Aynen böyle.

Kimsenin de gıkı çıkmadı.

Helal olsun Erdemir’e ve yönetenlerine.

Ereğli halkını çöpe de atıyorlar ilçeyi yönetenlere randevu da vermiyorlar.

Böyle gariplikler ilçesi oldu Ereğli.

 

Asıl konuya geleyim şimdi ağır ağır.

Pehlivan peşrevi gibi oldu yazının girişi biraz ama yapacak bir şey yok.

Kısa ve önemli bir hatırlatma.

2007 krizinde iflas bayrağını çeken veya sektirilen Ereğli’de neler oluyor neler.

En son olay şu:

Erdemir’de çalışanların tümünü çıkış verilecek.

Evet efendim böyle.

İnanmazsanız inanmayın.

Erdemir’in depolarından 8 bin adet çıkış formunu ben çekmedim.

Evet iddia.

Napim iddiayı kamuoyuna aktarmak zorundayım.

Elbette gazeteciliğin ilkesinden biri “olayı doğrulatmak” var.

Tamam bir şey demiyorum.

Ancak konu Erdemir olunca işler değişiyor.

Geçtiğimiz yıl adı OYAK olan Erdemir’i yönetenlerin 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerine katılmamalarını eleştirdiğimde kıyamet yıkıldı.

Erdemir’de bir çok çalışanın bilgisayarına el konuldu ve haber sitemize yorum yazan “Jennifer”in kimliğini bulmak için tüm mühendisler seferber oldu.

Oysa Jennifer kimseye küfür etmedi.

Hakaret de etmedi.

Sadece 30 Ağustos günü Tuzla’da Deniz Harp Okulu törenlerine gittiğini bildiren Erdemir yönetimine, Harp Okulu törenlerinin 31 Ağustos’ta yapıldığını hatırlatarak doğru söylemediklerini ispatladı.

Bu nedenle Erdemir’i arayıp “bu iddia doğru mu?” diyemiyorum.

Erdemir’de çalışanlar bizi gördüğünde yol değiştiriyor.

Ve hatta biz de bu durumu anlayışla karşılayarak “aman ha bizim yanımıza gelip merhaba bile demeyin” diyoruz.

Yerin kulağı var.

Ortalık ajan dolu.

Erdemir işçilerinin eylemini bile yönetenlere pas edenleri bilmeyen yok.

Yani anlıyoruz ve izliyoruz.

Ve yazının finaline geliyorum.

 

Erdemir’de çalışanların tümünün sözleşmesi gönüllü karşılıklı olarak fesh edilecek.

Tüm çalışanların Erdemir’deki hakları da ödenecek.

Evet… evet… evet…

Aynen böyle.

Ha fabrika durmayacak tabi ki.

Sözleşmesi fesh edilenlerin tümüne Erdemir yönetimi “gel kardeşim ben seni işten atmıyorum buyur yeni sözleşmeyi imzala” diyecek.

Evet olay bu.

Ha yeni sözleşmenin süresi nedir veya üzerinde yazan ücretteki rakamlar neyi ifade eder bilemem.

Müjdeler olsun.

Ereğli’nin çocuğu oluyor.

Adını ben koydum ve YOKSULLUK dedim.

Siz FAKİRLİK koyun.

Bilemem.

Veya UYUYORUM da diyebilirsiniz.

Yine bilemem.

Bildiğim şu ki, Erdemir yönetiminin 15 Mayıs’ta konteynıra attığı ve üzerinde “Ereğli halkı” yazan çelengin hesabını sormayanlar, hemen bu yazımı maniple etmek için işe koyulacaklar.

Ağa babalarından mama kapmaya dönük bu operasyonu ve saldırıları da beklemeyecek kadar saf değilim.

İsterim ki, bu duyumların yüzde bir milyar doğru olmasın.

Ben yalancı çıkayım.

Ama bu operasyon da gerçekleşmesin.

Ya gerçekleşirse?

Ya bu operasyonun arkasından Mittal’ın ayak sesleri duyulacaksa?

Ne diyeyim?!!

 

Çocuk dokuz aylık oldu.

Tepinmekten de yoruldu.

Ha çıktı ha çıkacak.

Siz yine bekleyin.

İsim bulun isim