Yazımın başlığı çok şey ifade ediyor. ?Görülmüştür onaylanmıştır? der gibi. Askerde yazıcıydım ve gönderilen mektupların üzerini kaşeleyerek imzalar ve daha sonra postaya gönderirdik. Askerlik mektubu pulsuz giderdi, yani ücretsiz. ?Görülmüştür? kaşesini de mektubun içeriğinin okunduğunu ve sakıncalı bir durumun olmadığını vurgulama anlamında yaptırırlardı bize. Görülmüştür, sakıncasızdır. Uğur Mumcu acaba ilk kitabına belki de bu yüzden mi ?Sakıncalı piyade? adını koymuştur? Bilemem. Görülme ve gözlem elbette çok farklı durumlara göre değişebilir. Benim ?Görülmüştür? ifademin altında yatan ise festival olayıdır. Daha önce birkaç kez yazdığım gibi; festivallerin ömrünü doldurduğunu ve tüketimden öteye bir anlamı da kalmadığını da yine hatırlatıyorum ki en son festival bunu çok net bir biçimde ortaya koymuştur. Olayı şu-bu anlamında değil de Kdz. Ereğli?de yaşayan bir vatandaş olarak değerlendiriyorum ve festival denen panayırcılığına derhal son verilmesini bir kez daha ifade etme gereği duyuyorum. Festivaller para ile yapılır. Parasız öpücük mü var? Parayı kim verir? Sanıyor musunuz ki belediye başkanları. Hah! Gülerim bunu diyenlere. Parayı, işadamları verir. Son dönemde bankalar ile marketlere baskı kurarak bir şeyler kopardılar. Erdemir vereceği parayı genel müdür ziyareti ile iletti. Yani, al gülüm ver gülüm. Yaşa varol festival (!) Oysa, ayranımız yok iken içmeye bırakmalı tahterevalliye başkaları otursun. Kdz. Ereğli?nin bu tür panayırcılığa dur demesi ve aklı başında tanıtımlarla yol haritası çizmesinin zamanı gelmiştir. İş şov noktasına takılı kalınınca birbirinin kötü kopyası örnekler artmakta ve bu durum olayları da komik hale getirmektedir. Basitliğe son vermek çok zor değildir. Yapılacak işler de sırada beklemektedir. Ama; öncelikle ?kapasite? denen kavramın öne çıkması ve yöre sevgisinin tüketimden daha çok üretime yönlendirebilecek kaliteyi de bulabilmesi gerekir. Buna da zaman gereklidir. Siyaset denen olgu kamudan yana olmalıdır. Kamu halktır. Halk ise ekonomik kriz denen gerçeği yaşamının her evresinde hissetmektedir ki, önümüzde günlerin umut yerine umutsuzluklarla dolu olduğunu da görebilmektedir. Ayranımız bitmiştir. Bu nedenle, her zamankinden daha çok tasarrufa yönelerek üretmek zorunda olduğumuzun bilincinde olarak bu halkın üretime yönelmesini sağlayacak adımlar atılmalıdır. Gelin kısa bir hesap yapalım mı? Çilek ve temmuzun ilk haftasında da yapılacak öteki festival ile birlikte zorla veya gönüllü toplanan paralarla yapılacak etkinliklere harcanacak para ne kadardır? 500 bin YTL. 1 Milyon YTL. Ne 2 milyon YTL?yi de mi geçti toplanan para? Bunca deli paranın festivale mi yoksa bu ilçede başka işlere mi harcanması istenir? Halk bunun yanıtını sanıyorum ki, festivaller yönünde vermez. Yiyerek, gezerek, dağıtarak, hava-mava basarak yerel yönetim yapma alışkanlığı açıkça söylüyorum ki bataklıktır. Popülizmdir. Biraz daha öteye gideceğim, -eski ve yeni başkanlar kızabilir- yanlıştır. Bu parayı belediye başkanları cebinden verse böyle bir savurganlık olabilir mi? Kdz. Ereğli?de o işe, bu festivale, şu etkinliğe para vere vere yönünü şaşıranlara yapılan da resmen işkencedir, tehdittir, şantajdır. Bunun adı yerel yönetimcilik değildir. Bu devletin gücüyle haraç tahsil ederek tribünlere öpücük göndermektir. Aynen, üyelerin parası ile hava basan meslek örgütlerinin şov numarasıdır. Yanlıştır. Tedavülden de kalkmalıdır. Mektup açık. Üzerinde de ?görülmüştür? yazıyor. Yani, festivaller bitirilmelidir. Tüketen yerine üreten bir Ereğli?nin fotoğraf kareleri resmedilmelidir.