Kepez’de eylem var dediler gittik.

‘Eylem’ sözü nedense heyecan verir hep.

Hem de halk eylemi.

Kayalık sokak sakinleri sokağa dökülmüşler ve yağmur çamur dinlemeden bir inşaat alanını açıkça basmışlar.

Yşalı genç, kadın erkek, çoluk çocuk eylem yerinde.

“İstemiyoruz’ diye bağırıyorlar.

Yani vatandaş istemiyor.

Vatandaş istemiyor ama öteki taraf ‘ben yasalım’ diyor.

Der mi der!

Burası hukuk devleti ya.

Peki vatandaş ne istemiyor?

Baz istasyonunu.

Baz istasyonu demek kanser direği demektir.

Baz istasyonunun çevresindeikamet etmek demek de açıkça “beni radyasyon ile öldürebilirsin” diye teslim bayrağı çekmektir.

Vatandaş bilinçli bu nedenle.

Baz istasyonunun ölüme giden yolun adresi olduğunu da biliyor.

Ve istemiyor.

Devletin polisi gelmiş eyleme.

Polis “yasa” diyor.

Hak arama yolunu da yargı olarak gösteriyor.

Doğru mu doğru.

Tamam da, ülkemizde örnek var mı baz istasyonunun kurulmasını engelleyecek.

Bildiğim kadarıyla yok!

Emir demiri kestiğinden belki de o istasyonunun yanında bir yerde oturmakta olan polis de izin belgesi karşısında elleri ve kollarının bağlandığını isyan ediyor.

Ama isyanı içinde saklı.

Söyleyemiyor.

Yutkunmaktan öte yol yok ki.

Vatandaş gergin mi gergin.

Olay çıkmasını istemiyorlar ama baz istasyonundan dolayı sağlıklarını yitirmek istemiyorlar.

Bu nedenle tepkilerini sesli bir biçimde ifade ederken, konunun intikal ettirdiği belediye olay yerine gelince şöyle derin bir nefes alınıyor.

Belediye ekipleri inşaatın ruhsatsız olduğunu belirterek çalışmayı durdururken, alandaki işçileri ve ekipmanları da alarak gönderiyor.

Dev gibi bir vinç getirmişler oraya istasyoncular. Vinç konuşlandığı alandan bomunu da indirerek çıkış yoluna hareket ettiğinde bir alkış kopuyor vatandaşlardan.

O an çok önemli.

Eylem ve mücadele.

Eylem ve hırs.

Eylem ve alkış.

 

O alkışı duymak diri tutuyor insanı.

Halkın demokratik alkışı bunun adı.

Hemi de eylemli