Seçim seçim.

Adaylığı düşünenler.

Adaylık için görevinden istifa etme cesaretini gösterip yüreğini ortaya koyanlar.

Ve adaylar.

Aday olamayanların gözyaşları.

Aday olanlara olan tepkiler.

Sıralamalar.

Açıklamalar.

Geceler.

Sabahlar.

Çalışmalar.

Kırgınlar.

Ve parti bayrakları.

Broşür dağıtmalar.

Adayların boy gösterisi.

Küçük kalanlar.

Büyüdükçe büyüdüğünü sanıp tehdit ve şantaj yoluna başvuranlar.

Efendiler.

Olanaklar.

Furyalar.

Derken derken derken.

İşte sandık.

Hoppala yarim yaz geldi, çarşıya kiraz geldi.

 

Seçim beklendiği gibi çıktı.

AKP açık ara birinci.

CHP eh açık ara ikinci.

MHP de açık ara üçüncü.

Dördüncü parti de bağımsız.

Tas aynı hamam aynı.

Ve seçilenler.

Lacilerle Ankara’da “Millet adına” görev yapacağını söyleyip kendilerini milli iradenin yerine koyanlar.

Yani genel başkanların atadığı siyasetçiler.

Sonrasında da biz.

Seçmenler.

Emirlere uyan.

Seçmek istemediklerimize oy vermek zorunda bırakılan garibanlar.

Aldım beş okka kiraz O da yare az geldi.

 

Seçim bitti.

Seçim bitmesine bitti de, analiz var.

Herkes konuşacak.

Kazananlar.

Kaybedenler.

Ahlar vahlar.

Sebepler.

Sebepsizler.

Günler günleri kovalayacak.

Bitmek bilmeyen gevezeliklerle beynimiz şişirilirken, demokrasi oyununda bir kez daha nal topladık.

Çünkü bu devlet öyle bir devlet ki, 65 yaşında olanları re’esen emekli eder ama 65 yaşın üstündekileri siyasetçi diye meclise kabul edip, onlara yasa yaptırır.

Bu sistem öyle bir sistem ki, adayları partililer değil genel başkanlar ve genel merkez yöneticileri belirler.

Bu ülke öyle bir ülke ki, vatandaşın parası ile seçim kampanyaları yürütülürken, toplanan haraçlarla da ayrı bir tezgah çevrilir.

Evet evet çarşıya kiraz geldi.

Siz de alın beş okka kiraz.

Saplarını biriktirin.

Kışın kaynatır ve içer bir güzel rahatlarsınız.

 

Türkiye’nin demokrasisinin de padişahlıktan hiç farkı yok ki.

Bir tarafta devletin atadıkları, diğer yanda da siyasilerin atadığı, milletvekilleri, belediye başkanları, il genel ve belediye meclis üyeleri.

 

En iyisi türkü dinlemek.

Gerginliği azaltıyor.

Nefes de aldırıyor.

 

“Armudu taşlıyalım
Altında kışlayalım
Akşam oldu vak'toldu
Eğlenceye başlayalım

Hey yallah yallah yallah
Hoppala yarim yaz geldi
Çarşıya kiraz geldi
Aldım beş okka klraz
O da yare az geldi

Armudun altı kuyu
Uyu sevdiğim uyu
Ne çabuk serhoş oldun
İçtlğln üzüm suyu

Hey yallah yallah yallah
Hoppala yarim yaz geldi
Çarşıya kiraz geldi
Aldım beş okka klraz.”