Eski yılın son günlerinde Erdemirspor-Beşiktaş basketbol maçında yaşanan bir olayı kaleme almıştım. Bu makalemde, Erdemirli Hüseyin Akgül?ün tribünde Beşiktaşlı bir taraftara hakaret ettiğini öne sürmüş ve böyle bir davranışı da hiçbir Erdemir yöneticisine yakıştıramadığımı belirterek Akgül?ü eleştirmiştim.
Sayın Hüseyin Akgül, bu eleştirim üzerine Erdemir?de basından sorumlu genel müdür yardımcısı olmadığını da bildiren iki tam sayfa yazılı açıklama yolladı. Bu açıklamanın noktasını bile kesmeden sansürsüz yayımladım.
Akgül bu açıklamasında eleştiri konusu yaptığım olayın da dışına çıkıp, şahsımı Erdemir ve Erdemir?i yönetenlere karşı KİN içinde olmakla suçluyor. Ne ilginç! Erdemir?i kendilerine kalkan yapanların bu alışkanlığına Akgül?de katılıvermiş. Neden Erdemir?in adı öne çıkarılarak, bireyler kendi hatalarını kamufle etmeye kalkıp da savunmaya geçer ki?
Öncelikle açıklamasındaki basketbol maçında yaşananlarla ilgili yanıtlarına yanıt vereceğim.
-Akgül?ün hakaret ettiği kişiyi yazımdan önce de ve sonra da tanımadım. Basketbol maçında yanında sadece çocuğu olduğunu duymuştum. İsmini bilmediğim bu şahsın ismini ve yanında çocuğunun dışında eşinin de bulunduğunu Akgül?ün açıklamasından öğrendim.
Şimdi bu konuda e-posta adresime gönderilen bir iletiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İleti Sayın Ali Koşun?un eşine ait. İsmini nokta nokta olarak kapalı geçtiğim Sn. Koşun?un eşinin sözlerinin üzerine bir şey yazmaya hiç gerek yok. Takdir kamuoyunun:
?Merhabalar Eyüp bey. Öncelikle ''beşiktaşlı çocuğa yapılan''adlı yazınızla bir gerçeği ortaya koyduğunuz için teşekkür ederim. Ben o hakareti işiten Ali Koşun'un eşiyim. Bir eğitimciyim. İsmim ???.. Öncelikle bu Hüseyin bey olayını biz aile olarak o şahsın dengesizliğine verip susmuştuk ve tabi kombinelerini maçı izlemek için aldığımız erdemir çalışanına bir zarar gelmemesi için birşey yapmadık. Fakat Akgül durmadı ve konumunu kullanarak bizim maça girmek için kullandığımız kombineleri iptal ettirdi ki tamamen haksız olduğu halde. Bizim şahsımıza hakaret ettiği yetmedi birde içinde bulunduğu konumu kullandı. Yapmış olduğu açıklamayı okudum. Kesinlikle onun söylemiş olduğu gibi olmadı ne de eşim gidip özür diledi. Böyle bir şey kesinlikle yok.Olayın seyrini dilerseniz benden ilk ağızdan öğrenin.Biz gönlü erdemirde olan fakat beşiktaşıda öteden beri seven bir aileyiz. Erdemir maçlarını mümkün olduğunca kaçırmayıp elimizden gelen desteği veririz.O günde aile olarak oradaydık. Maçı izledik kazansa da kaybetsede iki takım ikisi de bizimdi. Desteğimiz ikisineydi. Maç bitiminde bu şahıs (ismini artık zikretmek istemiyorum) eşime sözlü sataştı. Beşiktaş'ı destekliceksen karşı tarafa gidiceksin dedi. Beşiktaş'lılar için ayrılmış olan yere. Çok kızgın bir ifade ve neredeyse bağırarak. Eşim sesini çıkarmadı. Oğlumuzun montunu giydiriyordu giydirmeye devam etti. Ben ilk başta şakalaşan bir taraftar zannettim fakat o şahıs susmadı ve bu sefer hakaretvari bir şekilde sen nerede çalışıyorsun erdemirde nerdesin die yüksek tonda kızgın bi şekilde bağırdı. Eşim neden soruyorsun dedi.O şahıs burada işin yok dedi gideceksin oraya oturacaksın beşiktaşı destekliyorsan oraya git dedi .Eşimde kombinem var ve ailemle geldim izlemeye dedi. O şahıs çok hiddetli bir şekilde bağırmaya başladı sen burda izleyemessin DEFOLL DEFOLL dedi öyle yüksek sesle bağırdı ki salondaki herkes bakmaya başladı bize ki benim öğrencilerim de vardı bu duruma şahit olan. Bende eşimde çok sinirlendik ve sizi ilgilendirmez dedik. Saygınız yok saygısız insan dedik ki bunu dememize bile fırsat kalmadan korumaları çevreledi bizi ve uzatmamızı söylediler. Lütfen çıkın dediler. Sanırım onlarda o şahsın gerçek kişiliğini biliyor ki bize gayet kibar davrandılar. Fakat ertesi gün öğrendikki kombinemiz iptal edilmiş ve maçı izlemek istiyorsak karşı taraftan izleyebileceğimiz söylendi. Takdiri size bırakıyorum. Bunu aynen yayınlayabilirsiniz. Sizden tek ricam ismimin yazılmaması oda yaptığım meslekten ötürü adımın anılması hoş bir durum olmaz. İlginize tekrar teşekkür ediyorum. Meslek hayatınızda başarılar dileğiyle..?
XX XX XX
Akgül?ün konunun dışına çıkan ve şahsımla ilgili söylediklerine kısa kısa yanıt vereceğim.
-Yukarıda da ifade ettiğim gibi Erdemir?i değil, Erdemirli bazı yöneticileri zaman zaman eleştirdim ve bu eleştirilerim de devam edecek. Hüseyin Akgül, kendi yaptığı bir yanlışı Erdemir duvarının arkasına saklanarak savuşturmaya kalktığında tuhaf bir durum çıkıyor meydana.
-Hüseyin Akgül bilmez. Çünkü biz hancıyız. Erdemir?den ne yöneticiler geldi ve geçti. Eleştiri hakkımızı kullanma cesaretine sahip olduğumuz için liman inşaatı başta olmak üzere bir çok olayda Erdemir?in kötü yönetilmesine kamu adına müdahale ettik. Kazanan elbette Erdemir oldu.
-Akgül?ün olayla ilgili yanıt hakkını kullanırken araya sıkıştırdığı ?Anlayabilir misin?? sözüne de bir şey söylemeden çok şey söylüyorum. Bu sözü kullananın Erdemir?de yöneten seviyesinde olmasını da; Erdemir?in yöneten kadrosuna onay verenlerin dikkatine sunuyorum.
-Konunun çok dışına çıkarak vurguladığı ?Dostluk sizin tanımada zorlandığınız kavram? sözlerine küçük bir yanıt vermek istiyorum. Hüseyin Akgül benim dostum değil ki. Hiç de olmadı. Yanında eşi ve çocuğu olan bir kişiye ?Defol!? diyebilmeyi düşünen biri ile dost olmadığım için çok mutluyum ayrıca.
-Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık?ın 15 Mayıs 2009 tarihinde söylediklerinden kısa bir alıntı yapacaktım, Erdemir ile Ereğli arasındaki duvar olmadığını söyleyen Akgül?e ki, Kdz. Ereğli TSO Yönetim Kurulu?nun açıklamasındaki şu cümle yeter sanıyorum:
TSO?nun açıklamasından: ?Erdemir?in yanlış satış politikaları ve Fabrikanın Ereğli?de oluşu fakat ruhunun başka yerde oluşu, Erdemir?in Ereğli?ye soğuk bakışı sac tüccarlarını ve Ereğli?yi bitme noktasına getirmiş düşüncesi hakim olmakla beraber, bu olumsuz durum sac tüccarlarını isyan etme noktasına getirmiştir.?
-Akgül açıklamasında ?Çıkar çevreleri, siyasi kimliklerini kullanarak ya da dostlukları istismar ederek, Erdemir?den çıkar sağlayanlara karşı oluşturulan duvar mı?? diyor. Bu sözlerin muhatabı kim bilmiyorum. Böyle bir iletişim içinde hiç olmadığımız için alınganlık göstermiyorum. Ama Hüseyin Akgül, bu sözleri ile Erdemir ile iş yapanların tümünü de töhmet altında bırakmıştır. Söylenen sözler havada kalmamalı ve içi doldurulmalıdır. Bu sözlerin içini de dolduracak olan Sn. Akgül?dür. Bekliyoruz. Kimdir o çıkar çevreleri, siyasi kimlikleri ve dostlukları kullanıp da Erdemir?den çıkar sağlamak isteyenler?
-Akgül, beni gerçek gazeteciliğe dönmeye davet ediyor. Kriterlerimiz birbiri ile uyuşmadığından ?gerçek gazetecilik? anlayışımız aynı çizgide olamıyor.
Yazısının son bölümünde de, ?Telefonum siz de var. Hani zaman zaman arardınız da konuşurduk ya? diye bir ifade kullanıyor. Şaşırdım! Telefonu ben de yok, hiç de olmadı. Zaman zaman arayıp konuşurmuşuz! Sn. Akgül beni karıştırdı herhalde!..
SONUÇ:
*Hüseyin Akgül?ün davranışını hiçbir Erdemirli yöneticiye asla yakıştıramıyorum. Yanında eşi ve çocuğu olan bir sporsevere söyledikleri için de, derhal kamuoyundan özür dilemeye davet ediyorum.
*İlk yazımda ifade ettiğim gibi; bizim ?virüs toplama merkezimize? gelen ihbarları biz seviye çizgisinde değerlendiririz. Bu seviye çizgimizi dün de bozmadık, yarın da bozmayacağız! Hakaret ile eleştiri arasındaki o kırmızı çizgiye olan saygımızı korumayı da sürdüreceğiz.
*Erdemir?deki bir görevini kendi kimliğinin de önüne koyarak güç gösterisi yapılmasının da bir sonu vardır. Bu tür davranış ve tutum içinde olan nice eski Erdemirli yöneticinin hiçbirini de, görevden ayrıldığında Ereğli sokaklarında göremezsiniz. Birdenbire yok olup giderler!
*Son bir söz! Vurgulama gereği yapmak istemezdim ama, Önder Gazetesi?nin en önemli farkı ekonomik bağımsızlığıdır. Bu gücümüz de; bizim eleştiri hakkımızı ödünsüz kullanabilmemizin en önemli gerçeğidir?