TBMM Başkanı Köksal Toptan Türkiye?de ikinci adam. Bir numara Abdullah Gül, iki numara da Köksal Toptan. Köksal Toptan yöre milletvekilimiz. AP?den bu yana Zonguldak ve Bartın?dan vekalet verip Ankara?ya gönderdiğimiz bir siyasetçi. Milletvekili iken çok sık gördüğümüzü söyleyemediğimiz Köksal Toptan?ı, TBMM Başkanı olduktan sonra ise Zonguldak?taki tüm açılış törenlerinde onur konuğu olarak görüyoruz. Türkiye?nin ikinci adamı Zonguldak?taki hiçbir açılışı kaçırmıyor. Neden? Zonguldak milletvekili olduğu için. İyi hoş da, Türkiye?nin ikinci adamının ülkenin onca işinin arasında sürekli Zonguldak?taki açılışlara katılması şart mı? Köksal Toptan, yani Türkiye?nin ikinci adamı Zonguldak?a gelip bir açılışa katılıyor ise bunun ülke çapında önemli bir yeri olması gerekir. Kavşak ve park açılışında koskoca TBMM başkanının ne işi var? Olacak şey mi? TBMM Başkanlığı daire müdürlüğü mü? TBMM Başkanı bir açılışa gidiyor ise, o törenin içi çok dolu olmalı. Örneğin Alemdar Gemisi?nin müze olarak açılışının bir anlamı var. Ha Erdemir gibi bir tesis açılıyor ise meclis başkanı elbette orada olmalı. Zonguldak?a çivi mi çakılıyor ki, meclis başkanı iki de bir hatır kıramadığı için incik boncuk işleriyle uğraştırılıyor. Ayıptır. Günahtır. Yazıktır. Türkiye?nin ikinci adamı Filyos Projesi?ne start veriliyorsa Zonguldak?a gelmeli ve o törende yerini almalıdır. Önemlidir. Tarih yazılmaktadır çünkü. Olaya bir de tersinden bakalım. Devletin büyükleri nedense hep hafta sonları giderler davetli oldukları yere. Bu ne demektir? Başta güvenlik olmak üzere tüm kamu kurumlarının seferber olması demektir. Devlet büyüğü geliyor ise tapu müdürü de çoluk çocuğunu alıp hafta sonu pikniğine gidemez. Benim trafik polisin zaten yandı. Saatler boyu bekle babam bekle kavşaklarda bakalım. Yani devletin tüm birimleri ayağa kalkar ve en iyi şekilde ağırlama yaparak göze girebilmek için. Hatta öyle abartılır ki, plaketler ve şiltler hazırlanır. Organik besinler bile kestaneden yapılma sepetlerle ikram edilir. Yağlama ve yıkama muhabbetleri. Saatle yarışma. Bir çoğunun ?Ne zaman gidecek ya. Ah bir gitse? sitemleri sıralanır. Gülümsemenin altında, ziyaret nedeniyle katledilen bir hafta sonunun özlemi vardır. Öyle ya; iki arkadaş ile görüşmek. Oğlunun elinden tutup sahilde gezmek. Veya kızıyla salıncaklara gitmek. Eşinin de birikmiş işlerine yardımcı olmak. Hepsi boşa gitti. Bir devlet büyüğü bir küçük açılış için geldi ve tüm planlar alt üst oldu. Açıkça yazıyorum. Türkiye?nin iki numarasının bir ağırlığı ve önemi vardır. Her davete katılmak elbette davet yapanı onurlandırır ama, bu davete katılmak için harekete geçildiğinde devletin bir çok birimi ve organı alarma geçince, asıl sorumlulukları olan işler yerine protokol görevleri her şeyin önüne geçmektedir. Bu yanlıştır. Türkiye Cumhuriyeti?nin iki numarası; öncelikle de seçim bölgesini açılış törenleri ile meşgul etmek yerine bölgesine Ankara?dan hizmet akışını sağlayarak alkış alır. Hizmetin adı yoktur. Hizmet ekonomiktir, soysaldır, kültüreldir. Ama o hizmetlerin içinde; eh ikide bir seçim bölgeme gideyim, tüm açılışlara katılarak kimseyi darıltmayayım olmamalıdır. Zonguldak?tan Türkiye?ye gönderilen iki numara, hele ki tek başına siyasal iktidarı ele tutan partiye de mensup ise, genel bütçeye katma değer üretmede hep onuncu sırada yer alan emeğin başkentine, Ankara?nın tüm kapılarını açarak ve bu kapılardan da hizmet paketlerini vagonlara doldurup göndererek gönüllerde iz bırakır. Toplumu zahmete koşmak hizmet etmek değildir.