Kdz. Ereğli Belediyesi'ni 1994 yılından bu yana yöneten başkanı önümüzdeki dönemde aday olmayı düşünmeyebileceğini açıkladı.

Olur olmaz tamamen kendi bileceği iş.

Yaş meselesi de var tabi ki.

Bırakmasını bilme erdemi de.

Elbette Ereğli başkansız kalmayacak.

Hatta daha farklı bir şey söyleyeyim; belediye başkanı olmasa da bu belediye hizmetini eksiksiz sürdürür.

Belki, siyasi bir beklenti olmayacağı için çok da başarılı olur.

Festival derdi olmayacağı için yılın 12 ayını halka hizmet üretmekle geçirir.

Festivale para yetiştirmeye zorlananlar da rahat bir nefes alır.

Hizmette ayrımcılık da olmaz.

Neyse.

Olmayacak duaya amin diyemeyiz ki.

Bu ülkede kanunlar var.

Belediye Başkanını seçeceksin diyor.

O halde.

Olayımıza geri dönelim.

 

Kdz. Ereğli Belediye Başkanlığı konusunda ciddi düşünceleri olan adayları biliyorum.

Yakın dostlarımdan biri 'ben önseçim olur ise adayım' ısrarında.

Hatta bu ısrarını, 'sadece belediye başkanlığı için değil, meclis listesi de önseçim ile tespit edilirse herkesle yarışırım' sözleriyle sürdürüyor.

Ne güzel.

Medeni cesaret işte bu.

Partililerden korkmamak.

Onlara güvenmek.

Ve alacakları karara da saygı duymak.

Demokrasinin olmaz ise olmazı da bu değil mi?

Atamalı bir adaylığı içine sindirmek ile önseçimle aday olmanın onuru aynı olamaz ki.

Giriyorsun sandığa ve diğer adaylarla birlikte demokratik yarış yapıyorsun ve kazananı da alkışlayıp yanında asker gibi O'nun kazanması için çalışıyorsun.

İşte particilik ve parti disiplini bu.

Hele ki meclis üyeleri.

Atamalı değil.

Örgüt belirliyor  meclise aday olanların sıralamasını.

Sandığa saygı duymamak mümkün mü?

Olamaz!

Olmaz da!..

 

Belediye başkanlığa adaylık konusunda toplumun beklentileri elbette ki 'Üniversite mezunu genç aday' noktasında ağırlık taşıyor.

Ereğli'deki bir özellik de, bu yörenin insanı olmasının açıkça tercih edileceğini de unutmamalı.

Kemal Sunal'ın Zübük filmindeki gibi fırıldak da olmamalı.

Baba veya anne olmayı taşıyabilecek karakter özelliğinde bulunmalı ki, kavga edenleri barıştırsın, kavga ortamlarını da yatıştırdığı gibi yeni kavgalara da izin vermeyecek olgunlukta davranabilsin.

Hizmet sağlama açısından siyasal iktidar ile barışık da olabilsin. (Bu demek değildir ki, siyasal iktidarın amblemini taşısın. Hayır! Önemli olan konuşmaktır, anlatmaktır ve belli saygı çerçevesinde istemeyi de bilmektir.)

Kamu kaynaklarını kullanmada saydam,  alınacak önemli kararlarda  toplumun tüm katmanlarının da görüşlerine başvurarak katılımcılığı elden bırakmamalı.

Çağdaşlığın kriterlerini belirleyip, ilçeye bir noktadan değil, tüm noktalarından bakabilecek gözleri sahip bulunmalı.

Daha bir çok görüş belirleyip 'beklenen özelliklere'  maddeler eklenebilir.

Özünde şudur:

Ereğli'de yeni bir heyecan aranıyor.

Hızla göç veren bu kentin geleceğine müdahale etmek için ortaya çıkacak adaylardan bir çoğunun yetenekleriyle bu kentteki kavgayı sona erdireceğine, bozulan moralleri düzelteceğine, kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdümü ve işbirliğini yeniden sağlayacağına inanıyorum.

Değişim gelişimdir.

Belediye başkanının 'bırakabilirim' sözleriyle açılan bu yol, umarım  güzel ve ışıklı günlerin habercisi olur.