CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bir yaygın gazetede yayımlanan haberin ardından kendi içine kapandı ve günler günleri kovalarken yaptığı değerlendirmede istifa kararı verdi.

Evet, benim gibi binlerce ulusalcının CHP’nin iktidar yürüyüşünü tıkadığını vurguladığı ve bir an önce görevinden ayrılmasını istediği Deniz Baykal, özel yaşamıyla ilgili habere kurban gitti.

Bu tuhaf ve acı.

Ve üzüntü verici elbette.

Deniz Baykal’ı kimse deviremedi ama bir haber yerle bir etti.

Vurdu geçti.

Siyasetin tarihlerine gömüverdi.

 

Haberin işte böyle bir değeri var.

Topluma ulaştırdığı bilgi ile kimi zaman yargısız infaz yapar, kimi zaman da gerçekleri vurgular.

Haberi kullananın kimliğine ve etik değerlere bağlılığına bağlı.

Sonuçta haber hedefini vuruyor.

Kamuoyu dediğimiz de böyle oluşuyor ya…

 

Baykal’ın olayı 20 yıl öncesine götürdü beni.

Ta İstanbul’a.

İSKİ Genel Müdürü Ergün Göknel de yaşadığı yasak ilişki nedeniyle eşi tarafından ihbar edilmiş ve sosyal demokrasi büyük bir yara almıştı.

O olaydır ki, sosyal demokrasinin omurgasına kendi kendine yaptığı en büyük saldırıdır.

Hasarı da büyük olmuştur.

O olaydır ki, sosyal demokratlar İstanbul başta olmak üzere büyük seçim yenilgileri yaşamış ve SHP’nin aldığı oy yüzde 28.7’den  13.6’a düşmüştür.

 

Peki, 30 küsur sene önce ne olmuştur.

Dönemin CHP iktidarında İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş kurulan komploda Aynur Aydan’ın tuzağına düşünce görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır.

 

  1. Olay: Hasan Fehmi Güneş.
  2. Olay: Ergün Göknel
  3. Olay: Deniz Baykal.

 

Bu süreç umarız ki son olur.

 

 

Deniz Baykal CHP’nin başında yok artık.

“Deniz Baykal gitsin diye oy vermiyorum” diyen CHP’lilerin mazereti de kalmadı.

Baykal gitti ve o Baykal düşmanı CHP’liler şimdi taşın altına elini koymak zorunda. CHP’nin tarihsel kimliğine sahip çıkarak gecelerini gündüze katarak, yeni yapılanmanın temel taşları olmalıdırlar.

Şimdi seferberlik zamanı olmalı çünkü.

 

Baykal’ın antidemokratik yapıdaki CHP’si de bu olayı fırsat bilerek özgürleşmelidir.

CHP’de genel başkanlığa veya bir başka makama aday olacaklar için konulan “yüzde 20 delege gelip divanda oy verecek” baskısı ve dayatması derhal kaldırılmalıdır.

CHP’nin tüm organları demokratik teamüllerin tam uygulandığı, saklı listelerle delege yapılmadığı; milletvekili belediye başkanı, il genel ve belediye meclis üyelerinin tepeden belirlenmeyip partililerin özgür iradeleri ile oluşturulduğu bir sisteme geçtiğinde bu partinin iktidar yürüyüşünü kimse engelleyemez.

Ama Türkçe de bir söz var; gelen gideni aratır diye.

Gelen de, yine Baykal anlayışında biri olur ve çevresine de  yandaş takımını toplar ise, CHP yine umutlara kan doğrar.

Türkiye’nin CHP iktidarına gereksinimi var.

Bu gereksinim dünden daha şart ve önemli.

Baykal’ın istifasını salya sümük ağlayarak tribünlere oynayıp bilinen ucuz siyasete alet etmek isteyenler yine dans edecek ise, AKP’nin ekmeğine bolca yağ sürülür.

Umarız öyle olmaz.

İşe öncelikle de 60 yaş üstüne temizleyerek başlar ve vitrine de gençleri çıkarmayı başarırlar ise Baykal’in istifası Türkiye’nin var olan tehditleri savuşturduğu ve belki yeniden kurtuluşuna vesile olmuş olur.

Beklenti büyük.

Bakalım CHP’liler ne kadar büyük?