Kdz. Ereğli göç veriyor.

Evet evet!

Kdz. Ereğli göç almıyor, göç veriyor!

Hani şu bölgenin lokomotifi olan ilçe var ya işte o…

Karadeniz Ereğli.

 

Bir gün Kdz. Ereğli'nin göç vereceğini söyleselerdi inanmayanlardan biri de ben olurdum.

Göç veren Emeğin Başkenti Zonguldak göç alıyor ama en önemli ilçesi Kdz. Ereğli'de yaşayanlar ise dışarıya giderek iş-ekmek-özgürlük mücadelesi veriyor.

Çünkü artık Kdz. Ereğli'de ekmek yok!

Doğduğum değil doyduğumuz yer demek durumuyla karşı karşıya kalan bu ilçenin insanları düştüler gurbet yollarına.

Ekmek arıyor Ereğlililer.

Ekmek!

 

Peki, neden böyle?

Kdz. Ereğli'de ne değişti de bu şekilde çok yönlü bir çöküş trendine girdi bu kent?

Birinci sebep Erdemir'in babalar gibi satılmasıdır.

Erdemir satıldı ve iş bitti.

Hadi bakalım günaydın.

Hem de öncelikle kime bu günaydın biliyor musunuz?

Elbette satılsın diye bir tarafını yırtanlara.

İkinci sebep ise yerel yönetim ve TSO.

Yerel yönetim şehir kabadayısı olarak toplumu gerdi.

Kapatmalar.

Baskılar.

Tehditler.

Şantajlar.

Durum böyle olunca da, moraller bozuldu.

Bir kentte moral olmayınca her şey şirazesinden çıkar.

Çıktı da!

Festivaller belediyesinin başı herkesi en ağır ve seviyesiz sözlerle suçlama alışkanlığı ile kent yaşayanlarını demorolize etmeyi sürdürürken, konuşabilme ve tartışabilme kültürünün yerine kavga aldı.

Farkında mısınız bilmem de, Kdz. Ereğli'ye gelen hiç kimse artık belediyeye uğramıyor.

Es geçip gidiyorlar.

Suçlu gelmeyenler mi, gelenleri azarlayıp gönderen mi?

 

Erdemir ve yerel yönetim derken, Mustafa Arık'tan sonra Ereğli'de varlığı sadece üye aidatlarıyla yemek verme alışkanlığında kaybolan bir TSO kadrosu ilçenin önünü tıkadı.

Yapıcı eleştirilere bile kulak tıkayan bu yönetim anlayışı kırılamadı ve Kdz. Ereğli'nin önünü açacak bir profesyonel ekip kurulamadı.

İyi niyet ile çap farklı şeylerdir.

Bilmiyorsan bileni getirir ve akıllı yöneticilik yaparsın.

Bunu da sağlayamadı bu TSO yönetimi.

 

Sonuçta; moralini yitiren Kdz. Ereğli'de sipariş alamadığından kepenkleri kapatmak zorunda kalan tersanelerin krizi de patlayınca, Ereğli geri vitesini büyüttü.

Ereğli küçülüyor beyler!

Ereğli göç veriyor!

Ereğli çok boyutlu bir krizin batağında debeleniyor.

Ve bu somut gerçeği kabullenip de sağduyu içinde önümüze bakmamız gerektiğini söyleyecek olan ve önlem alma sorumluluğunda bulunanlar da tribünlere oynayarak bu kötü gidişi hızlandırıyor.

Gerçek bu.

Gerçeğe ve gerçeklere bile ters takla attıracak olanlar keşke bu kente olan derin sevgilerini (!) yeni ekiplerin önünü açarak örnek olabilseler.

Yani, "yaşlandık bize eyvallah" deseler.

Derler mi?

Sadece "keşke" diyebiliyor insan