Kevgire döndü sözü size neyi anlatır?
Gelene geç diyen kalecinin hazin sonu mu?
Gümrüklerin gümrüksüzlüğü teşviği mi?
İşgal güçlerinin sınırları delik deşik etmesi mi?
Davulun her tarafına vura vur yapmak mı?
Sınırlı sayı ile sınırlı alanların sınırının kalmaması mı?
Sırların sırlıktan çıkıp işportaya düşmesi mi?
Eğitim sisteminin yaz boz olması mı?
Aşk acısından aşkın anlamını unutan yüreğin sızısı mı?
Geçirdiği ameliyatlar sonrasında vücudu delik deşik olan hastanın bedeni mi?
Siyasette duruşu olmayanların fırıldaklığının yarattığı güvensizlik mi?
Demokrasi ile faşizm arasında gidip gelen sistem mi?
Size göre ne?
Kevgire döndü sözü; son yıllarda ülkemizde yapılan ve kamuoyunda büyük ses getiren operasyonlarda poliste ve savcılıkta yapılan soruşturmalarda ki en gizli bilgilerin bile mahkemenin soruşturma yasağı kararına rağmen bazı çevrelere sızdırılması nedeniyle kullanılıyor.
Operasyonları kamuoyu gözünde haklı kılmaya dönük bu sızdırmalarla ilgili yazılıp çizilenlere bakılınca, onca belge ve kaynak arasında eli ile koymuş gibi bulunan belgelerin yine aynı çerçevede yanlı/yandaş kesime servis edilmesi olarak görmek de mümkün.
Olaylar ve gelişmeler operasyonların sağlıklı yapıldığına dönük kuşku yaratıyor.
Kevgire dönen bu süreçte, servis yapılanlara bakılınca kamuoyunun maniple edildiğini kolaylıkla söylemek mümkün.
Keşke böyle olmasa!
Kevgire dönmek çok hoş olmayan ve toplumun güvenini zedeleyen bir durum.
Bugünkü teknolojik olanakları yan yana getirdiğimizde, komplo zincirlerine karşı polise, savcıya, mahkemeye güven duymak zorunda insanlar.
Polis bizim.
Savcı da yargıç da bizim.
Ülkeyi her kim yönetir ise yönetsin, devletin memuru olma gibi bir zorunluluk ve sorumluluğu olanlar içinden elbette çürük çıkabilir.
Her meslekte vardır bu istisnalar.
Ama kurum ve kuruluşları ise kimsenin kevgire çevirmeye hakkı yok.
Olamaz da!
AKP Milletvekili Fazlı Erdoğan ilme eski il başkanı Celil Uzun arasındaki hakaret davasına tanık olarak çağrılıp ifademi verdiğimde, dosyadaki suçlamaların bir fotokopisini almak istediğimde yargıç sen taraf değil tanıksın bu nedenle hayır! demiş ve ben mahkemesine katıldığım olayla ilgili tek sayfa bile belge alamamıştım.
Ama bugün ülkeye baktığımızda, yargının yasak kararına rağmen mahkeme süreci tamamlanmamış olaylarla ilgili operasyonun hemen ardından tüm belgeler bazı çevrelere veriliyor ve kamuoyunun tek yanlı oluşması için medyanın tüm olanakları kullanılıyor.
Hatta kitaplar yazılıyor.
İşte bunu anlamak zor.
Bunun adını koymak da!
Kevgire dönmemeli ülkemizin kurum ve kuruluşları.
Kamu denen kavram kamuya yakışır olmalı ve bu olgunun içinde de yanlı ve yandaş gibi bir fırsatçılığa da prim verilmemeli.
Kamu yansız olmalı.
Kamu eşit olmalı.
Kamu bu tür yasadışılığa da asla izin vermemeli.
Demokrasilerde çifte standart olmaz.
Ortada bir suç var ise suçtur.
Bu suçu kimin işlediğine göre tutum ve davranış yön bulabilir mi?
Suç ise suçtur.
Mahkeme soruşturmaya yasak koydu ise, buna her kim olur ise olsun uymak zorundadır.
İster cumhurbaşkanı, ister başbakan, ister bakan, ister gazeteci veya bir başka meslek sahibinin gücü ve konumu, yargının yasak kararını geçememeli.
Sorgu ve soruşturmaların gizliliğini bozan her kim olur ise olsun, yargı da bunun hesabını en ağır şekilde sormalı.
Ayrımsız.
Ve net!
Hep söylenir ya; hukuk bir gün herkese gerekli olur diye.
İşte burada herkesin empati yapması gerekir.
Komplo yapan da, yanlı davranan da, yargı kararını hiçe sayan da, olayları ve gelişmeleri maniple eden de, gücünü karşı düşünceyi yok etmek için kullanan da yargısız infaz yaparak kendilerini suçladıklarının yerine koymalı.
Bir an için düşünebilseler yeter.
Bu ülkedeki devletin memurları, kendilerini hükümetin memuru yerine koymama cesaretine sahip olmak zorundadırlar.
Hükümetler gelir geçer.
Ama devlet tektir.
O devletin çatısı altında iyi günde ve kötü günde bir arada olma kültürüne sahip bu ülkenin insanları arasında kin ve nefret tohumları ekmeye de kimsenin hakkı yoktur
Bu nedenle kevgir kelimesi girmemeli devletin kurum ve kuruluşlarına.
Girememeli!
Bir tek kamu yöneticisi ile çalıştığı kurumun kevgire çevrilmesine de fırsat vermemeli.
Bu günler de geçer.
Geçecektir de!
Ama devletin olanaklarını yanlı ve yandaş için kullanıp da kevgire çevirenler de mutlaka bir gün hesap vereceğini de unutmamalı.
Gün, bu günleri devlet için, kamu için, ulus için, halk için kevgirle mücadele etme günü.