Bugün 10 Mart.
Martta merhaba diyebildiğimiz kar istiyoruz ki bir süre kalsın.
Ama her şey istemek ile olmuyor ki.
İstek çok da, gerçekleşmesi zor.
İşte bugün öyle bir gün.
10 Mart; 12 Haziranda yapılacak olan milletvekili genel seçimleri için kamu görevlilerinin istifa ederek siyasete merhaba diyebilme günü.
Ülkeme baktığımda, emniyetinden yargısına kadar bir istifa furyası var ki, ister istemez bunlar gidince devleti kim yönetecek sorusu gelip insan beynine çöküyor.
Bölgeme baktığımda ise ilk açık açık istifa kararı verdiğini Op.Dr. Hüseyin Uysal açıkladı.
9 Marttta da Op.Dr. Muharrem Erdem arayıp, istifa etmeye gidiyorum. Bizim amirimiz ilçe Sağlık Grup Başkanlığı olduğu için 10 Marttı beklemeden görevimden ayrılıyorum dedi.
Op.Dr Recep Erdoğana siyasete atılıyorum ve milletvekili aday adayı olabilmek için istifa ediyorum demiş bizim yazıişlerine.
Helal.
Korkmadan basıyorlar valla istifayı.
Kararlı olmak buna denir.
Milletvekili adayı olmak için onca çaba gösterip de sonra geriye çekilmek korkaklıktır.
Sonra insana korkak aday adayı yaftasını yapıştırıverirler beyaz gömleğinin üzerine.
Bugün 10 Mart 2011.
Emeğin Başkentinde de diğer illerimiz gibi tek gündem maddesi var.
-Kimler istifa edip de, siyasete atılacak?
Ha; Kdz. Ereğlide Hasan Yılmazda AKPden aday adayı oluyor.
Herkes düşüncesinde özgürdür.
Siyaseti de istediği partide yapar.
Hayırlısı olsun.
Vatana, Millete, Kdz. Ereğliye.
Ama bu siyaset benim demokrasi kültürümle hiç barışık değil.
Aday adayları nasıl aday olacaklarını bilmiyor/bilemiyor.
Çünkü, ülkemizde maalesef padişah demokrasisi var.
Padişahlar siyasi partilerin genel başkanları ve genel merkez yöneticileri.
Aday adaylarla ilgili padişah direkt bilgi sahibi ise diğer aday adaylarını konuşmaya bile gerek yok. Başvuruları direkt padişah çöplüğüne.
Öteki yol ise genel merkezden yöneticilere ayar çekmekte.
Yani biat!
Kim takar partiliyi. Partilinin sandığa gidip aday adaylar arasından aday belirleme isteğini.
Partililer emir kulu.
Yukarıdan yaparsın listeyi ve sunarsın.
İsteyen kabul eder.
Etmeyip de ne yapacaklar ki.
Belediye başkanlığında, belediye meclisinde, il genel meclisinde genel merkez belirlemiyor mu listeyi?
Milletvekili de öyle.
Milletin vekalet vereceğine bile genel merkez karışıyor ve hayır listeyi ben yaparım diyor ise o ülkede demokrasiden söz edilebilir mi?
Aslında bütün aday adayları basbar bağırsa önseçim istiyoruz diye.
Ve delege de değil, tüm üyeler sandık başına giderek milletvekilinde olsun, belediye başkanında olsun, belediye ve il genel meclisinde olsun aday adaylarını bir hizaya çekip de sıralama yapsa.
İşte o zaman Heyt gerçek demokrasi işte budur diyebiliriz.
Ama o yürek kimde?
Ayarla genel başkanı, ayarla genel merkezi hüp diye listeye gir ve sonra da biz sandıktan çıktık de.
Hikaye!..
Bugün 10 Mart.
Korkuyu aşmış ve siyasete merhaba diyebilme noktasına gelmiş kamu görevlilerinin istifa etme günü.
Bakalım kim de ne kadar yürek var?
Ve kaç kilo çekiyor?
Akşama belli olur.
Herro ile Merro!..