Kdz. Ereğli ile Alaplı arasındaki bir utanç anıtı var.
Adı da kantar!
Nuri ile Nuriye Kantar değil. Bildiğiniz karayolları kantarı.
“İyi hoş olsun kantar da neden utanç anıtı?” dediğinizde, bu kantarın ayıbı ağır araçları tartması falan değil.
Bu kantar öyle bir iş yapıyor ki, kamyonetleri bile yoldan geçirmiyor.
Dur!
Sağa çek.
Kantara çık.
İn.
Git.
İşlem bu.
Ve bunu yaparken de boş-dolu ayrımı da yok.
Dur ve çık kantara.
Hay senin kantarının…

**

Alaplı Kdz. Ereğli’nin yatak odası.
Kdz. Ereğli’nin bu eski beldesinde zamanında yapılan toplu konut alanları ile göç aldı ve bu kentte oturanların da iş yaşamının yüzde 99’u Kdz. Ereğli’de devam ediyor.
İşe gelip giderken, kamyonet kullananlar yandı alimallah.
Kantara girmek, durmak, çıkmak ve inmek zaman kaybı.
Yaşamın en değerli hazinesi olan zaman işte böylesine beş kuruşa harcanıyor.
Ve bu saçmalığa dur denilmesi için yapılan onca çağrıyı da yönetenler görmüyor, duymuyor ve çözüm bulmuyor.
Bunun adı işkencedir.
Bu kentin yaşayanlarına yapılmış en önemli yanlışlardan biridir.
Zonguldak’ta yaşayan ama Zonguldaklı olamayan milletvekilleri diye niye dediğimin de bir gerçeğidir bu olay.

**

Ruhsatsız çalıştığı tespit edilen kantar belediye tarafından mühürlendi.
“Oh!” dedi herkes.
Nihayet bu kantarın ipi çekildi diye sevinirken, bu kez gelip de seyyar kantar kurdular aynı alana.
Korkuyorlar ki, Akçakoca’ya kuramıyorlar.
Kdz. Ereğlililer nasıl olsa bela çıkarmaz.
Göz yumar.
Kantar da şıkır şıkır çalışır durur.
Öyle oldu.
Hop diye getirdiler seyyar kantarı kurdular.
Hop geçemezsin kardeşim.
Dur!
Sağa çek.
Kantara gir.
Çık.
Tart.
Şimdi git.
Hadi güle güle.

**

Kdz. Ereğli ilçe böyle sahipsiz bir kent.
Kimsesi yok.
Seçilende başka yere yumurtlayıp geliyor.
İşte o kadar.