Zonguldak ve Bartını çok zor günler bekliyor.
Hem de öyle zor ki; ucunda da eylem görünüyor.
Çünkü
Hattat Holding Çinliler ile imzaladığı anlaşma ile hem kömür çıkaracak hem de termik santral kuracak.
Bartının dünya harikası Amasrada kurulacak bu santral.
Doğayı yok ederek.
Batı Karadenizin böğrüne kanser bıçağı saplanarak.
Santralın doğayı katletmeyeceğini Dünya Harikası olarak duyuruyor Hattat Holding.
Ve Türkiyede de bir ilkmiş.
Avrupada yeni yapımına başlandığı öne sürülen santraller için Tabiat, çevre ve ekolojik değerlere son derece duyarlı olan Ultra Süper Kritik Termik Santraller, son teknoloji ile donatılarak Çevre dostu santraller ifadesini kullanan şirket, Avrupanın neresinde öyle bir santral kurulduğunu söylemiyor.
Çünkü yok!
Çünkü Avrupa termik santrallerden çoktan vazgeçti.
Aynen çimento fabrikaları gibi.
Avrupa çevreyi de insanı da korumayı biliyor.
Öğrendi çünkü zararlarını.
Bu tür sanayi kuruluşlarını Türkiye gibi ülkelere göndererek, üretimi burada yaptırıyor.
Ve biz de çimento ihraç ettik diye gurur duyuyoruz.
Oysa
Çevremizi de insanımızın da geleceğini yok ederek Avrupaya taşeronluk yapıyoruz.
Amasrada termik santral düşünebiliyor musunuz?
Yok, edin insanın insana kulluğunu diye haykırmamak mümkün mü?
Boğuluyor insan.
Boğuluyor.
Şimdi Bartın.
Ya sonra?
Bilin ki Kireçlik.
Kireçlike de gelecek Hattat.
Çünkü
ZKÜ, deniz araştırmaları merkezi kurmak için Kireçliki tahsis olarak almasına rağmen bir tek çivi çakmadı.
Temmuzda da iki yıllık tahsis süresi doluyor.
Ardından gelecek olan belli.
Termik santral.
Ne ilginçtir bu yörede bir tek muhtarın da sesi çıkmıyor artık.
Sustular.
Ya da susturuldular.
Ne olacak bu termik işi? diye sorduğumuzda tık yok.
Derin bir suskunluk var Kireçlik bölgesinde.
Sanki ZKÜye uymuşlar ve hazinenin ZKÜye bu alanı iki yıllık tahsis süresinin dolmasını bekliyorlar.
Çok tuhaf!
Hattat Holding Çinliler ile imzayı attı.
Kömür çıkaracak ve termik santral yapacak.
Peki kiminle?
Çinli işçiler ile.
Hayda demeyin.
Çizin bir yere.
Zonguldak ve Bartını bu nedenle zor günlerin beklediğini ifade ediyorum.
Termik santraller ve Çinli işçiler.
Sonrasında işçi hareketleri.
Gerilim.
Stres.
Kanser.
Elbette ki ölüm.
İşkence çekerek.
Nefes alamayarak.
Ölüm adres sormuyor diye bir söz var.
Yukarıdan kanser zehirleri yağarken, sen termik santral yandaşısın bu nedenle seni zehirlemeyeceğim demeyecek.
Herkesin üzerine zehir yağacak.
Gencine yaşlısına.
Çocuğuna kadınına.
Bu tehlikeyi göre göre de suskun kalacağız.
Bir gün konuşacak insan kalmayınca ne oldu bize? dediğimizde ise iş işten çoktan geçecek.
Geçmişin adı da adres sormayan ölüm davetiyesi olacak.