Yeni bir kente gidiyorsunuz ve şehir merkezinde gördüğünüz ilk ilan panosundaki halk  ekmek fabrikasının ekmek fiyatlarını görünce şaşırıyorsunuz. Nasıl şaşırmazsınız ki, Ereğli’de 250 gramı 1 liradan satılan ekmek burada sadece 50 kuruş.

Panodaki ekmek fiyatlarını not defterinize geçiriyorsunuz.

250 gram 50 kuruş, 600 gram 1 lira, 1200 gram  buğday ekmeği 2 lira.

İnanılmaz rakamlar.  İçinizden “olamaz böyle fiyat” diyerek,  halk ekmek fabrikasını çalıştıran belediyeye gidiyorsunuz.

İkinci şok burada.

Dış kapıdan içeriye giriyorsunuz ki iki katlı binanın içinde bir tek kapı yok. Belediyenin tüm birimleri açık.  Çalışanlar birbirlerini görüyor. Ekmek fabrikası ile ilgili bilgi almak için başkanın makamını sorduğunuzda gösterdikleri yer de açık. Kapısı olmayan makam. “Nasıl olur?” diyemeden sorduğunuz başkanlık sekreterinin olmadığını da öğreniyorsunuz. Belediye başkanının makam odasının kapısı ve iç duvarları yok, açık, sekreter de çalıştırmıyor.

Hayda !

Soruyorum; “Hangi partiye mensup belediye başkanınız?” diye.

CHP’liymiş.

Bir anda içim öyle bir ferahlıyor ki…

İşte CHP’li belediye böyle olur.

Halk ekmek çıkarır ve vatandaşın temel gıdasında kazık yemesini önler.

Otobüsler çalıştırır ki ulaşım da rekabetsiz bir ortam doğmasın diye.

Tansa gibi kurumlar çalıştırarak halkın ucuz gıda almasını sağlar.

CHP’li belediye böyle olur.

Hatta katılımcılık ve saydamlığı ana ilke sayar.

Soruyorum; “ festivallerin harcamalarını kamuoyu ile paylaşıyor musunuz?”

Her üç ayda bir yayımlanan belediye gazetesinde sadece festival hesapları değil, belediyenin tüm gelir ve giderleri kalem kalem yazılarak saydamlık ilkesi yerine getirilirken, tüm toplantılara herkes  davet edilerek katılımcılığa önem verilirmiş.

Bir hayda daha.

Evet böyle bir belediye var ve CHP’li.

Nerede mi?

Başka ülke de değil.

Başka gezegende de değil.

Hemen burnumuzun dibinde, Bolu’nun Mudurnu ilçesinde.

 

İki gün kaldığım Mudurnu’dan döndüğümde Ereğli’deki ekmek fiyatlarını aldığımda inanın içim cız etti.

 

Mudurnu’da belediyenin çalıştırdığı halk ekmek fabrikasının fiyatlarını bir daha yazıyorum:

250 gram 50 kuruş, 600 gram 1 lira, 1200 gram buğday ekmeği 2 lira.

 

Ereğli’deki ekmek fiyatları da şöyle:

250 gram 1 lira, 500 gram 2 lira, 800 gram 3 lira, 1100 gram buğday ekmeği 4 lira.

 

Yüzde ellinin üzerinde fiyat farkı olabilir mi?

Ama rakamlar gerçek.

Ve çok acı…

 

**

 

Belediyelerin adı “yerel yönetim” dir.  Bu yerel yönetimler halkına temel hizmetleri götürürken eşit olur, saydam olur ve halkın görüşlerine başvurarak da katılımcılıktan vazgeçmez.

Ayrıca halkın ucuz temel gıda maddelerini temini konusunda piyasayı düzenleyecek adımlar atar.

Örneğin ekmek fabrikası.

Örneğin tanzim satış mağazaları.

Örneğin toplu taşımalar.

Bu konularda nerede belediye yok ise orada  halk direkt veya dolaylı soyulur.

Mudurnu’daki örnek belediyecilik anlayışı hemen şurada. İnanmayanlar gidip görsün ve incelesin. Ve bu belediyenin CHP’li olmasından dolayı da, sosyal demokratlar ayrıca özel bir gurur duysun.

Yerel yönetimler yerel kaynakları korur, yerel kültür sanat ve ekonomiye lokomotif olur.

Yerel yönetimler toplumsal barışa katkı verir kavgalara fırsat vermez ve kavganın içinde de olmaz.

Yerel yönetimler kamu kaynaklarını halk ile birlikte yönetir ve tüm hesap kitabını da açıklar.

Hele sosyal demokrat belediyecilikte “ben” değil “biz” vardır, örgütün gücü en öndedir.

12 Eylül öncesinin hızlı bir CHP’lisi olarak Mudurnu’da gördüm bu yönetimi.

Belli ki dürüstlüğün timsali Bülent Ecevit’in adı bulaşmış Mudurnu’ya.

Çünkü…

Mudurnu CHP iktidarının ilk köy kent projesinin başlatıldığı ilçedir.

Kenttir.

O emekle bozulmadan büyüyerek halkını  korumaya devam ediyor…