Gazetemizin İmtiyaz Sahibi Celal Bozkuş gece telefon ile aradı ve sabah 05.00'de Ordu'ya gidelim mi? diye sordu.
Ordu deyince insan bir zıplıyor.
Bu dönemde Ordudan bahsedeceksin ha!
Ve hele telefonda bu sözü söyleyip sonra da infaz bekleyeceksin.
Ordu diye Ordu ilinden mi bahsediyorsunuz? diye sordum.
Evet dediğinde rahatladım.
Kayıtlara Ordu vilayeti olarak geçti böylelikle.
Yerin kulağı var.
Aman aman!..
**
Durduk yerde nereden çıktı bu Ordu merakı diye düşünürken açıklaması geldi.
Kerim Abi'nin annesi vefat etmiş. Kerim Bey seni sever, bu acı gününde yanında olmalıyız. Ben gideceğim ister isen sen de gel ifadesiyle Ordu'ya gidelim mi? teklifinin ayrıntılarını öğrendim.
Tabi ki gidelim dedim.
Erdemir'in eski genel müdürlerinden Kerim Dervişoğlu'nun 87 yaşındaki annesinin vefat ettiği ve cenazesinin de Ordu'nun Boztepe Köyü'nde toprağa verileceği ayrıntısını da verdi Celal Bey.
İnsan dostluğunu böyle durumlarda göstermeli.
Öyle oldu.
Ve Çarşamba gününün ilk ışıkları daha tepelerin ardından güne merhaba demeden Ordu'ya doğru yola koyulduk.
Celal beyin dışında Dr. İbrahim Kayhan da vardı araçta.
Saat 13.30 sıralarıydı ki Ordu'nun Boztepe Köyü'ne ulaştık. İkisi erkek dört kız annesi 87 yaşındaki Saffet Dervişoğlu sonsuzluğa uzandıktan sonra toprakla buluşturulmuş ve duaları okunuyordu mezarlığa biz gittiğimizde.
Kerim Dervişoğlu ile tüm Dervişoğlu Ailesine başsağlığı diledik dualardan sonra.
Şaşırdı Kerim Bey.
Zahmet ettiniz dedi.
**
Cenaze evinde söyleşirken, dostluğa ve vefalı olmaya atıflar yaptı Kerim Dervişoğlu.
Etkilenmişti uzaktan gelen dostları görünce.
Erdemir Genel Müdürü iken yanı çok kalabalıktı.
Şimdi de Assan'da yatırımlardan sorumlu yöneüici.
Annem vefat etti. Öyle olmasaydı bugün galvanizli saç yatırımının temel atma törenine katılacaktım diye bilgi verirken, Benden Karadeniz Ereğlililere selam söyleyin. Benim hayatım orada geçti. Çocuklarım orada büyüdü. Asla unutmam, unutamam sözleriyle de özlemini dışa vurdu.
Duygusallığı doruklarda iken veda ettik kendisine.
Ve yeniden dönüş yoluna vurduk kendimizi.
Dr. İbrahim Kayhan Dönüşte Niksar üzerinden gidelim teklifini yaptı. Tokat'ın Niksar ilçesinden olan İbrahim Kayhan'ın isteği üzerine Ordu'nun Akkuş ilçesi üzerinden tırmandık Niksar yaylalarını.
Niksar'ın kebabı meşhurmuş.
İbrahim Bey, öncelikle tepsinin dibine ekmeklerin dizildiğini, üzerine iri domatesler ve biberlerin konulduğunu, en sonra da kuzu etleriyle doldurulan patlıcanların tepsiye dizildiğini ifade edip Özel fırınlarda pişiriliyor ve yanında da ayran dedi.
Dediklerini tattık ki muhteşem bir tat.
Niksar yaylasındaki kebap keyfinden sonra Niksar merkezine doğru inmeye başladık.
Akşamın alaca karanlığında görebildik Niksar'ı İbrahim Kayhan'ın anlatımlarıyla.
Sonra dönüş.
Osmancık'tan pirinç ve leblebimizi de aldıktan sonra sabahın 03.00'de düştük Ereğlimize.
22 saatte
Ama biz mutluyduk.
Bir dostun yanında olmanın rahatlığı içinde evlerimize koyulurken, Kerim Dervişoğlu'nun bazı sözleri çınladı kulaklarımda.
Dostluk gibisi var mı?
Hele ki dostluğu da dostça yaşayarak