Bursa kestanesini bilmeyeniniz yoktur.

Adı Bursa.

Ve bu Bursa?ya bir de ?kestane şekeri?ni eklediğinde oluveriyor Bursa Kestane Şekeri.

Ambalaj sanayi de iyi çalışınca, 2 kuruşluk kestaneye 25 kuruş verip alıyoruz.

Adı Bursa kestanesi de, sorup soruşturduğumuzda Bursa?da kestane kalmamış.

Yok kestane Bursa?da.

Kestane dışarıdan geliyor ve Bursa?da işlenip ambalajlanarak marka olmuş bir şekilde satılıyor.

Hem nereye satılıyor.

Dünyaya.

Oysa Batı Karadeniz kestane memleketi.

Her ne kadar son yıllarda kanser belası ile karşı karşıya kalsa da, kestane bu bölgede bolca var.

Olay şu; Erdemir?de üretilen saç ülkenin dört bir yanına sevk edilir ve işlendikten sonra ürün olarak bölgeye gelir.

Batı Karadeniz üretemez, işleyemez ve nihai ürün haline getiremez ya.

Aynen böyle kestane işi de.

Kestane Batı Karadeniz?de ama bir tencereye girip kaynatılıp ambalajlanarak ürün haline getirilmez de ta Bursa?ya gider ve orada işlendikten sonra biz de hediyelik olarak alıp dostlarımıza sunarız.

Komik mi?

Eh bir parça öyle.

Ereğli sahilinde tezgahı kurmuş kestaneciler.

Pişmişi yirmibeş lira.

Evet vallah billah öyle.

Pazardaki pişmemiş fiyatı ise beş.

Kestane piştikten sonra bire beş kazandırıyor.

Anlayacağınız iş çok da, öncü olacak kimse yok.

Yani; yemek yemekten öteye hizmet üretmek sorumluluğu olanlar kafalarını bir türlü yemekten kaldıramıyorlar.

Yemek yenecek.

Adı üstünde yemek!

Kim ne yapsın üretimi.

Kim ne yapsın projeyi.

Kim ne yapsın AR-GE?yi.

Kim ne yapsın Kalkınma Bankası ve Avrupa Birliği?nden uzmanı.

Kim ne yapsın çalışmayı.

De mi yani!..

 

Kestane kebap.

Yan gel de yat.

Pişmemişi beş, pişmişi yirmibeş lira.

Tuzlama fiyatını bilmiyorum.

Ama tuzlama sadece evlerde yapılıyor.

Sahilde tuzlama yok.

Kebap var kebap?

 

Hani bir söz var kestane için.

Arayan bulamamış, bulan da doyamamış diye.

Bu söz doğru.

Kestanemizden kestane şekeri bile yapmasını bilmiyoruz ki.

 

FİLMİN FOTOĞRAFI

 

2007 yılında Halil Posbıyık?ın milletvekili macerası nedeniyle belediye başkanlığından istifa etmesinin ardından ilk yerel genel seçimlere kadar bu görevi yürütmek üzere meclis içinden seçilen Murat Sesli bilindiği gibi Ocak 2009?da önce gözaltına alınıp tutuklandı ve iddianame açıklanmadan da babasının vefatı üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Belediye Başkanlığı görevini sürdürdüğü sürece yaptığı uygulamaları asla onaylamadığım ve bunu da açık açık yazdığım Murat Sesli?yi insan olarak severim.

Sesli cezaevinden çıkar çıkmaz ?nerede kalmıştık?? dedi ve AKP Milletvekili Fazlı Erdoğan?ın can siparane savunması ile yine siyasi sahneye çıktı.

Bu doğaldır ve yadırganmamalıdır.

Siyasi virüsü bulaşmaya görün, dedeler bile siyaseti bırakmamak için direnir.

Örnekleri çok.

Murat Sesli şimdi davetli olduğu her yere gidiyor ve en baş köşede ağırlanıyor.

Kimi yeri de kendisi ziyaret ediyor.

Benim için Zonguldak?taki en ciddi meslek örgütü olarak değerlendirdiğim Karaelmas Gazeteciler Derneği?ne de gitmiş Sesli.

Konuyla ilgili gönderilen haberdeki fotoğrafa baktım ki yanında Kdz. Ereğli Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cevdet Civelek de var.

Bu Civelek 29 Mart Yerel Genel Seçimlerinde bir anda DSP?li olup belediye meclisinin liste başına getirilen kişi.

Civelek gibi AKP?den gelenler oldu ve bu isimlerin hepsinin de Murat Sesli tarafından gönderildiği siyasi kulislerle hep söylendi.

Murat Sesli destekli DSP bildiğiniz gibi belediye meclisine de il genel meclisine de bir tek üye veremedi.

Bu ayrı bir konu.

Ama daha beş ay önce DSP listesinde yer alıp da, bugün AKP?de siyaset yapan Sesli?nin yanında olanları görmemek ve göstermemek de olmaz.

Kim ne isterse orada olur.

Ama bu zikzakları da bilmeli.

Beş ay önce DSP?li olmayan Cevdet Civelek?e bir gece vahiy geldi ve DSP?ye gitti. Halen daha DSP?de üyeliği var sanırım. Ama şimdi siyasette ve AKP adayının her karesinde.

Tuhaf olan da bu!...