12 Hazirana şunun şurasında ne kaldı ki?
Sadece 1 gün.
10. gün saçlar kesilir keller görünecek.
Ve asıl hesap veya hesaplaşmada o zaman görülecek.
İlk hava; nasıl kazandık ama!
İkinci hava niye kaybettik ya!
Ülkenin bütününe bakınca seçim tahmini yapabilmek için çok yönlü nefes almak gerekiyor.
Partiler.
Adaylar.
Tepkiler.
Getiriler.
Götürüler.
Dengeler.
Bölgecilikler.
Bağımsız adaylar.
Sıralamalar.
Bir yığın sebebi yan yana koyduktan sonra bakıyoruz söylenenlere:
Kimisi 4ü çıkardık beşinci vitese geçiyoruz diyor.
Kimisi de mevcudu korumanın derdinde.
**
Seçim sonrası kazanımlar ile yitirilenlerin temel taşını adaylarla ilgili spekülasyonlar oluşturacak.
Çünkü, tepki oyları bir hayli çok.
Partisinden kaçan kaçana diye bir furya var.
Kırk yıllık partisine içi acıyarak oy vermeyeceğini söyleyenler, hiç tanınmamış adaylarla yola çıksaydık daha çok oy kazanırdık yorumunda bulunurken, seçim sürecindeki üslubu eleştirenler ise çoğunlukta.
Dil yarası çok ağır.
Keskin.
Sivri.
İçinde de hakaret gizli.
**
12 Haziran akşamı başlayacak olan iç hesaplaşmanın sert olacağının sinyalleri geliyor.
Yani hesaplaşma.
Bedel ödettirme derler buna.
Yandaş olmayanlar sunulacak olan faturanın içi de kabarık olacak.
Kırılanlar,
Dağıtılanlar,
Darmadağın olanlar
Ve sonuç!
Sonuç belli:
İntikam!..
**
Kazanamayanlar, alınan oyları benim oylarım diye sahiplenip başarısızlığını kamufle etmeye çalışırken, her şeye rağmen partime oy veriyorum duruşunda olanlar bir kez daha üzülecekler.
Oysa!
Evet oysa!
Her şey çok seviyeli ve saygın çerçeve içinde yürütülebilir ve topluma özlü sevgi tomurcukları sunulabilirdi.
Olmadığı görülüyor.
Göremeyenler o 12 Haziran akşamı görebilecek.
Görmedim, duymadım, konuşmuyorum diyenler de bir kenarda bu tabloyu izleyerek gülümsemeyecek.
Tabi ki onlar da üzülecek.
Sonuç bu.
Sadece üzüntü.