Kim yıktı?
Niye yıktı?
Hangi akla uydu?
Yıkım kararı verenler napıyor şimdi?
O yıkılmış binaların önünde kim poz verdi?
Peki, yıkılmasaydı ne olurdu?
Eski Milletvekillerinden Prof. Dr. Ercan Candan bu konuda “ben yıkmayacaktım” demişti.
Niye yıkmayacakmış?
“Her yıl üniversiteye gelen (3500 öğrenci) hazırlık kurslarından geçiyor. Bu öğrenciler Ereğli’deki bu binalarda kurslarını tamamlayacaklar. Bu her yıl değişeceğinden, ilçeye sürekli yeni öğrenciler gelecek. İlk üniversiteye gelenler, şehirlerde çok para harcar. Fakülte binalarını diğer alanlarda yaparak, eski hastane binalarına gelindiğinde, yıkım gerçekleşecek.”
Yıkmama sebebi buymuş Ercan Candan’ın.
Ama yıktılar.
Hem öyle bir yıktılar ki, bu işe bir gram emek vermemiş olanlar cart ettiler, curt ettiler ve böylesine akıl dolu girişime sulandırdılar.
Sonuç?
Sıfıra sıfır elde var sıfır!
Peki, bu sıfır kimlere verilmeli?
Milletvekili.
Belediye Başkanı.
İlçe Başkanı.
TSO başkanı.
Erdemir.
Şu, bu, öteki!
Askeriyenin aldığı bu güvenlik bölgesi kararıyla ilgili milletvekili ve AKP ilçe başkanı açıklama yaptı ve yalanladı CHP ilçe başkanının iddiasını.
Ama şu var ki, iddia doğru çıktı.
Binalar yıkıldığından dolayı askeri güvenlik bölgesi kapsamına alınmış bu alan.
Yani, ortada bir beceriksizlik var.
Yazık Ereğli’ye.
Hep kaybediyor.
Hep çanına ot tıkanıyor.
Şimdi; Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı (Konuyla ilgili çok emeği var) Deniz Kuvvetleri Komutanlığına gitti ve kurmay başkanıyla görüştü.
Tümamiral demiş ki, biz Ereğli için esneriz.
Güzel de; ya yarın o amiral görevde olmaz ise?
Ne olacak?
Ülkenin içinde bulunduğu durum belli.
Bugün olanın yarın sabaha çıkacağı garanti değil.
Eeee, o halde?
Bu işte beceriksizlik örneği gösteren siyasetçiler, Ereğli’ye kaybettirdiklerini yeniden kazanmak için yırtınmalılar.
O kapı bu kapı her ne ise, şu askeri güvenlik bölgesi kapsamından eski devlet hastanesi binaları çıkarılmalı.
İş; belgeye dönüştürülmeli.
Söz hep uçar.
Hep, buza atılmış imzadır.
Ama belgeler kalıcıdır.
En azından tutulur bir yanı vardır.