Toplumsal konuları öne çıkaran bazı önemli  günlerin içini doldurması gereken toplumların nereye koştuğunu kimse bilmiyor.

Toplum adına tespit edilen günler.

Toplumun aydınlık geleceği için vurgulamalar yapılan olaylar.

Etkinlikler.

Yaşamsal belgeler.

 

Örneğin; 8 Mart Dünya Emekçiler Günü.

Kadına şiddetle mücadele ve dayanışma günü de bunlardan biri.

Günün adı “kadın” ama ortada kadın yok.

Kadına uygulanan şiddet konusunda her gün yeni bir olay ve haber var ama bu kadar önemli günün anlamını toplumun tüm katmanlarına herkesten önce anlatması gereken kadın ise taşın altına elini koymuyor.

Söz ile “kadın hakları” var.

İyi tamam da, bu hakları koruması ve kollaması gereken kadınlar nerede?

Kadın yok erkek verelim abi.

 

Bu konuda onlarca örnek verilebilir.

Her yıl bu konuda yapılan etkinlikleri görüyoruz ve şu açık bir gerçek ki, kadın haklarını korumak konusunda erkekler kadınlardan daha özverili.

Kadınlar kendi haklarını savunma konusunda umursamaz davranıyorlar diye bir görüş ortaya attığımda,  hemen tepki de verirler.

Oysa gerçek gerçektir.

Erkekler meydanda, kadınlar ise televizyon başında dizi seyrediyorlar.

Bu ne yaman çelişki ey kadınlar.

 

Eğitim-Sen’in kadına şiddetle mücadele günü kapsamındaki etkinliğine 45 kişi katıldı.

İzledim ve başladım saymaya alandaki kişilerin cinsiyetini.

15 kadın 30 erkek vardı Atatürk Anıtı’nda.

Hayda!

Hemcinsine şiddetin uygulanmaması ve şiddetin her türlüsünün bir insanlık suçu olduğunu bağırarak haykırması gereken kadınlar kendileri adına düzenlenen gün ile ilgili etkinlikte yoktular.

İzindeydiler.

Öteden bu yana hep gıcık olduğum bir sözdür  “izindeyiz” kelimesi.

İzindeler.

Yıllık izin.

Haftalık izni.

Bayram izni.

Şu izin bu izin.

Doğru Eğitim-Sen’in etkinliği de cumartesi günüydü.

Kadınlar izindeydi.

Şiddet uygulamakla suçlanan erkekler ise meydandaydılar.

Evet sevgili kadınlar siz o gün izinde miydiniz?

İyi peki.

İzniniz hiç bitmesin.

İzinde kalın.

 

Anıt önünde bu özel güne katılım göstermeyen kadınlar için bir atasözünü sizlerle paylaşsam kızar mısınız?

Ne demiş atalarımız?

“Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin.”

Elbette bu söz kendi haklarına sahip çıkmayan ve hatta umursamayan kadınlar için bile geçerli değil.

Şiddet savunulmaz.

Savunulamaz da…

İzinde olmayı sürdüren kadınları da uyandırmak için sıpa da sopa da gerekli mi dersiniz?

Peki siz ne düşünürsünüz?