Efendi olmak zor iştir.

Hem de çok zor.

Çünkü “efendi” olduğunda efendiliğin dışındaki söz ve davranışları yaşam biçimi yapanlar sırayla tepene biner.

Binmek de yetmez ezer.

Daha da tatmin olamaz/olamazlar ise yok eder.

Bu hep böyle olmuştur.

Böyle de gider!

 

Şimdi şöyle bir düşünün; Zonguldak doğu illerimizden bir coğrafya da yer alsaydı ne olurdu?

Zonguldak’ın tüm milletvekilleri öncelikle Zonguldaklı olurdu bu bir.

Zonguldak’ın tüm milletvekilleri yaygın medyada başköşeye oturtulur ve tüm oturumlarda yıldız yapılırdı.

Türkiye’nin gündeminde Zonguldak ve coğrafyasındaki illerin dert ve sorunları konuşulurdu.

Hatta Zonguldaklılar, su elektrik gibi paraları da hiç ödemedikleri gibi, kaçak su ve elektrik kullanmayana da enayi denilirdi.

Kdz. Ereğli-Kandilli arasında yapılan yol çoktan biter, Köseağzı’da viyadüklerle geçilirdi.

Bu yol güzergahındaki demiryolunu sökecek el kırılır, böyle bir düşünce beyinlerde bile düşünce olarak yer bulamazdı.

Tersaneler bölgesindeki 5 bin kişi işsiz kalmaz, tam aksine yatırım üstüne yatırım yapılırdı.

Erdemir’in içindeki 1992’den bu yana kapalı olan havaalanı çoktan uluslar arası uçuşlara bile açılırdı.

Tüm meslek odalarının başkan ve yöneticileri yaygın medya aracılığı ile ülkenin dört bir yanında tanınırdı.

Hatta “a benim evlatcum” sözleri, TRT’nin kurulan özel kanalından meşhur bile olurdu. Zonguldak’ın ana diliyle konuşması ve kültürünü tanıtmak üzere enstitüler kurulması gerektiği deklarasyonlara aktarılırdı.

İnsan hakları konusunda dünyanın tüm gözleri Zonguldak’a çevrilir ve Dünya Bankası ile Avrupa Birliği’nin tüm fonları ilimize akıtılırdı. Bu fonlardan fonlanmak için özel dernekler bile kurulurdu.

Kdz. Ereğli-Alaplı arasında yapılan yolları sahili yok ederek gerçekleştirmek de asla mümkün olamazdı.

Ya kantara ne dersiniz? 10. kilometredeki karayolları kantarı Düzce’den ötede dehdehlenirdi.

Ah ah!

Zor iş efendilik zor!..

Hem de çok zor…

 

 

Zonguldaklı olmak suçtur suç.

Suçluyuz biz sevgili hemşehrilerim.

Biz suçluyuz ki, bizi ciddiye alan yok.

Biz suçluyuz ki cüzzamlı gibi görülüyoruz.

Yok ki bir Türkan Saylan’ımız bizi bu “efendilik” hastalığından kurtarsın.

Yok ki!..

 

Bakar mısınız Zonguldak nasıl da efendi olmanın bedelini çok ağır ödüyor.

Hizmet yok.

İlgi yok.

Hatta Zonguldaklıya “siz bu seçimlerde ne düşünüyorsunuz?” diyen de (her zamanki gibi) yok.

Yokoğlu yoklar bastı Zonguldak’ı.

Çünkü Zonguldaklı saldırgan değil.

Zonguldaklı kimsenin yakasına yapışmıyor.

Efendi efendi “nasıl olsa bir gün bize de sıra gelir” diye kuzu kuzu bekliyor.

Bu nasıl kuzuluksa!

 

Hey yaygın medya.

Özerk cumhuriyet talebini açıkça dile getirenleri ekranlarda bol bol boy gösterteceğine bir de bize baksana.

Zonguldak diye bir İl var.

Emeğin başkentidir adı.

Sıkıntılıdır.

Dertlidir.

Vekalet vermek istediklerine gönlü de hiç yoktur.

Boğazında düğümlenmiş bir şeyler Zonguldaklının.

Yutkunamıyor.

Bedeninin her yeri de sızım sızım sızlıyor