Yerel seçimler 5 ay erkene alındı.
Oh ne güzel.
Keşke yarın yapılsa.
Yapılsa da, 2009da verilen oylar yerinde kaldı mı yoksa oynadı mı bir öğrensek.
Bana göre oynadı.
Yer değiştirdi.
Veya değiştirecek.
Öyle ya; yerel yönetim anlayışı festivallere dayalı olunca hizmet yerine popülizm öne çıkıyor.
Doğaldır ki, festivale kaynak yaratmak da imar tezgahı ile sağlanıyor.
Bu da bir kentin geleceğini yok etmektir.
Kıymaktır.
Çocukların nefes alacağı alanları daraltmaktır.
Aman seçim olsa.
Yarın olsa.
Şu yerel yönetimcilik denen demokrasinin aileden sonraki ikinci durağında değişimler olsa.
İhtiyarlar gitse, gençler gelse.
Şöyle vizyon sahibi.
Birkaç dil bilen.
Yaşadığı kente uzaktan bakabilen.
Görebilen.
Kadrosu kaliteli olan.
Belediye başkanı ve meclis üyelerine bilgi sunabilecek kapasitede olan bireyler çekirdeği oluştursa.
Biat kültürüyle virgülleşenler değil, duruşuyla dik olanlar/olmaktan vazgeçmeyenler öne çıksa.
Hatta bu zenginlik içinde adayları da halk belirlese.
Partililer söz sahibi olabilse.
Kağıttan delegeler oy kullansa.
Yaptıklarının hesabını da vatandaşa direkt verme sorumlulukları olsa.
Ah şu seçimler bir olsa.
Bakın siz muhabbete.
Ne ikiyüzlülükler çıkacak yine öne.
Kırıtmalar.
Özür dilemeler.
Rol kesmeler.
Yüze başka, ardından başka konuşmalar.
Hayali projeler.
Sosyalleşmekten bahsetmeler.
Aile çıkarlarının toplumun önüne geçtiğinin gerçeklerini saklamalar.
Yalanlar.
Dolanlar.
Ekmek ile oynamalar.
Kamu kaynaklarını savurganlık olarak kullananlar.
Alaylar/alaycılıklar.
Ve seçimler.
Geldi geliyor derken geldi.
Sayılı günler derler ya.
Şunun şurasında 27 Ekime ne kaldı.
13e.
2013ün onuncu ayının 27sine.
O gün final var.
Curcuna var.
Özgürlük var.
Hesap sorma var.
Sonrasında da, kendim ettim kendim buldum türküsüyle kahır mektupları yazmak da var.
Ah seçim bir gelse.
Geliverse.
Oylum oylum fidan boylumlar halkın tezgahında bir geçse.
Bakalım kimler takılacak ağa.
Kimlere devam diyecek bu halk?
Siz bilirsiniz işinizi.
Ama benim bildiğim tek şey var.
O da; Türkiyenin tüm illerine, ilçelerine ve beldelerine Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen anlayışında ve doğrultu tutarlılığında belediye başkanı dilemek.
Çakma sosyal demokrat değil.
Kamu kaynaklarını koruyan ve geliştiren bir kimlik.
Saygılı.
Sözü ile özü ayrışık değil.
Dinliyor.
Düşünce üretiyor.
Sanata değer veriyor.
Yemekli, çalgılı, muhabbet sofralı bir siyaseti benimsemiyor.
Yerel yönetim anlayışı katılımcı ve saydam.
Seviyesini bozmuyor.
Ama o da yaşlı.
Son dönemi olmalı.
Büyükerşen protipinde gençler lazım bu ülkeye.
Dinamik.
Bilgili.
Atılgan.
Heyecanlı.
Saygılı.
İşte bu kadrolar gelirse göreve ülkenin öne açılır.
Siyaset kaprislere kurban edilmeyerek, üreten ve topluma hizmet sağlayan bir kuruma dönüşür.
Ama şu seçim bir gelse.
Gençler biz varız diye haykırsa.
Biz de alkışlasak.
Sen, ben, o.
Yani hepimiz.
Son söz; ihtiyarlar evine, gençler göreve