Hadi gülüm yandan yandan.

Oh oh!..

Vergiler de vergiler.

Bastır!

Vergileri bastır.

Bindir.

Ez!

Süründür.

Ödesin vatandaşlar.

Emlak vergisi bastır.

Hava vergisi bastır.

Festival için bastır.

Muhabbet için bastır.

Şekerli misin vay vay, kaymaklı mısın vay vay,

Vergiler de vergiler.

Acil servisler.

Stresli günler.

“Hay bu vergiyi böyle artıranın” mısralarından ağıtlar yakmalar.

Kimin ağası bu?

Kimin dostu?

Yanından kıyıcığından.

Batan geminin malları bunlar.

 

Vergi sözü batıyor.

Hatta iş ve ekmekle bile oynattırıyor.

Sen misin vergileri yazan, basıyorlar şikayeti.

“At şunu vergileri yazıyor” diyeni bile çıkıyor.

Söz de iş-ekmek özgürlük.

Uygulamada ise faşizm.

Astım kestim.

Doğradım tencereye koydum.

Bunun adı sevgi.

İyi ki sevgi var.

İyi ki seviliyor insanlar.

Ya sevilmese.

Ya sevgi olmasa.

Bu kez ne olacak?

“İşten at” yerine “öldür” mü gelecek?

Olabilir!..

Kimin eli kimin omuzunda.

Kimin sözü kimbilir kimin umurunda.

İhale işleri bunlar.

Dostunu ihale, arkadaşını ihale.

Sevgiye bakar mısınız?

Sevginin vergisi.

Vergili sevgi.

Pardon ya; bu vergi az gelmiş.

Biraz daha bindirmeli.

Ezmeli.

Sömürmeli.

Yemeli yutmalı.

Ardından da havayı  havai fişekli festivalle yumuşatmalı.

 

Günler böyle.

Fazla ellemeye gelmiyor.

Hemen şikayet.

İşten at!

Yok et.

Defet!

Sultaniyenin yoğurtlusu.