Gün geçmiyor ki medyada Suriye’de  olaylar olduğu haberi yer almasın. Ve bu haberler her nedense yasal güvenlik güçlerinin katliam yaptığı şeklinde oluyor.

Peki, isyancılar kim, nereden besleniyor, silahları nereden buluyor, nereleri hedef alıyor, ne gibi olaylara neden oluyorlar? Bu soruları soran, irdeleyen bir haber medyada yok.

Dış güçler Esad’ın gitmesini istiyor ve birileri de  onların kuyruklarına takılıyor.

Irak’ta Saddam gitti, bir milyondan fazla ölü, yağmalama, alt yapısı yok edilen , üçe bölünen IRAK (mı)! Kaldı.

Libya keza öyle. Ölü sayısı ve hasar bilinmiyor. Ne Saddam ne de Kaddafi’yi savunabiliriz ama o dönem halklarının bugünden daha mutlu olduğunu söyleyebiliriz.

AÇLIK, SEFALET, YABANCI ASKERLERİN TECAVÜZÜ YOKTU. Oralarda ölen binlerce çocuk ne çocukluklarını yaşadı ne de gençliklerini yaşayabilecekler. En azından anne-baba olma ihtimalleri yok oldu. Ne uğruna?..

En önemli nokta, bu ülke liderlerinin demokrasiye geçme niyetleri veya böyle bir fikirlerinin olmamasıydı. Farkında olmadan yaptıkları ise toplumlarının eğitim düzeylerini arttırmaları, bunun da zaman içinde demokratik talepleri beraberinde getirecek olması idi.

Dış güçler bu ayrımı gördükleri için Müslüman toplumlara ve bize de ılımlı İslam adı altında şeriatı önermekte, dış güçlere hizmet eden işbirlikçileri ile  ülkeleri geriletip sömürge haline getirmektedirler. Örnek işte; Irak, Libya, Afganistan, Mısır vb..

Ateşi ellerine almaktansa maşa ile tutmanın daha iyi olduğunun bilincinde olan güçler cepheye bizi süreceklerdir de nasıl?..

BDP’lilerin söylediği gibi, üç generali güdemeyenlerle, tinerci ataist gençlerle mi bu iş olacaktır?..

Acaba onları gütmek için Suriye’de çeşme ve derelerden tiner aktığını mı vaat edeceklerdir. Böyle bir maceraya giren sonuçlarını da göze almalıdır.

Esad her ne kadar diktatör gibi görünse de çağdaş eğitim almış, dünyanın geleceğini ve gidişatını görebilen, babasından aldığı diktatör etiketinden kurtulmaya ve cetvelle çizilmiş sınırlarını bir şekilde korumaya çalışan ülkenin lideridir. Yaptığı açılım da çağdaş uygarlığa gidiş şeklinde görüntü vermektedir ki bu Arap ülkeleri için kötü bir gidiş, durdurulması gereken bir durumdur ve hemen önlem alınmalıdır.

Alınan bu önlemlerin faturasının ise kime kesileceği ve ne olacağı iyi irdelenmelidir.