Türkiye kulak cenneti.

Hem öyle kulak ki, kapsama alanı sınırsız.

Her yere gidiyor,

Her yere giriyor,

Her ortama dinliyor,

Dinledikleri de yeri zamanı gelince servis ediyor.

Hem öyle servis ki, toplama, bölme, çarpma da var.

Yani montaj!

Tüm metaryellere harmandalı oynatıp ortaya yeni bir eser de çıkarabiliyorlar.

Bunun adı da, Zühtü!

Samanlıktan kaldırılamayan samanlı Zühtü.

Tabi işin içine samanlık girince, ne olur ise Halime’ye oluveriyor.

Halime’yi samanlıkta bastılar.

Halime kim peki?

Sen.

Ben.

O.

Hepimiz!

 

Türkiye dinleme cenneti.

Yasa dışı şekilde resmi kanalların dışında bir de özel kanallar var.

Parayı Leyla’ya bastıracağına bu özel kulak merkezine ver, istediğin kişiyi dinlettir.

Tık denildiği anda tablar önünde.

Bil bakalım ihale tezgahlarında rakiplerinin ciğerini.

Karından veya sevgilinden mi şüphe duyuyorsun, aldığı nefesi bile sesli ve görüntülü öğrenirsin.

Burası Patagonya değil.

Çok ileri demokrasinin uygulandığı Türkiye.

Ya işte böyle.

Yaşa varol Türkiye der isen “oylum oylum” diye devamı bile var.

Denemesi bedava değil.

Bedelli bedelli.

 

Bir milletvekilimiz bu işe çare bulunduğunu söylüyor.

Her şeyin çaresi var.

Dedik ya, paradan haber ver.

Hemen bir telefon prezervatifine sahip olduğunuz anda kulakçıların işini bozuyorsun.

Ne oluyor peki?

Sizi dinleyemiyorlar!

Kılıf var kılıf.

Yani prezervatif.

Sızdırmıyor.

Tertemiz iş.

Buluşun sahibi de yüzde ellinin vekillerinden TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Hamza Aslan.

Bulmuş paylaşıyor.

Herkes  bir kılıf alsın şimdi.

Al kılıfı kullan.

O kadar basit.

***Acaba bu kılıfları pazarlayan şirket kimin, arkasında kim var acaba? Bu işte bir bit yeniği olmasın sakın?