Geçtiğimiz günlerde “Ereğli’de Mavi Tur” diye tanımlayabileceğimiz bir gezi düzenlendi. İstanbul’daki Kandillililer’in organizasyonuna Ereğli’den katılanlar arasında yer aldım. Bozhane’den sabah tekne ile açıldık ve taaaa Kireçlik’e kadar gidip geldiğimizde akşam olmuştu.

Döndüğümüzde Güneş Baba veda ediyordu.

Gezimizde, Ölüce, Kırmacı, Köseağzı, Buruncuk, Çamlı, Kandilli, Alacaağzı ve Kireçlik güzergahımızın hem gidişinde hem de dönüşünde, isteğimiz doğrultusunda molalar verildi ve Karadeniz’in pırıl pırıl sularında denize girdik.

Tabi ki, bizleri en çok etkileyen sahiller Çamlı,  Kandilli ve Alacaağzı oldu.

Bu üç bölgede çocukluk ve gençliğimiz geçti.

Çamlı da küçük de olsa sahil kalmış. Kandilli ise sıfır sahil. Oysa o bölgede çeken kayanın altında oturduğumuzu biliyorum. Şimdi o sahili yeniden aklıma getiriyorum da, varagel ile  birlikte tam bir çekim merkezi olurdu. Varagel ile indikten sonra tünelden devam et  ikinci diye bildiğimiz sahile ve az ilerisinde de üçüncü vardı. İkinci de denize akan buz gibi su sahil ortadan kalkınca o da kaybolmuş şimdi.

Kandilli denizinde Esat Şahin Çubuk’u andık. Azgın dalgalar  yutmuştu Esat’ı.

EKİ bırakın lojmanlarda oturanları tüm Kandilli’yi otobüslerle Alacaağzı’na götürüp getirirdi yıllar boyu. Alacaağzı’nda şimdi Kandilli Belediyesi bir çalışma yapıyor orada. Tek sorun ise ulaşım. Alacaağzı’nın silis kumu çıkarılıp Düzce’ye götürülerek cam yapılıyor. Ağır kamyonların çalıştığı o yol sağanak yağışlardan dolayı sürekli bozuluyordu eskiden. 

Kireçlik’e geldiğimizde Çırağan Sarayı gelir hep aklıma.

Ne alakası var değil mi Çırağan ile Kireçlik’in.

Merhum Nezih Bayar ile İstanbul’da Çırağan Sarayı’nda Madenci  Gemi ile Korelilerin imza törenine katılmıştım. Kireçlik’e atık fuel ile çalışan elektrik santral kurulacaktı ta 22/23 yıl önce. Oraya liman yapılacak ve dünyanın dört bir yanından getirilecek olan atık fuel burada yakılıp, elektrik üretilecekti. Madenci Gemi bu proje üzerinde çok  çalıştı ama Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile  fiyat garantisi anlaşması yapamayınca, Çırağan’da atılan imza boşa çıkmış olmuştu.

Yine Kireçlik konusunda bir bilgi paylaşmak isterim, Kireçlik ocakları tamamen kapanmadan önce  İTÜ bir teklifte bulundu. Kireçlik İTÜ’ye devir edilirse, bu bölge sosyal tesisler de yapılarak maden mühendisliğinin staj bölgesi yapılacaktı. İstanbul-Kireçlik arasındaki ulaşımda genel olarak deniz otobüsleri ile sağlanacaktı. Bu projede gerçekleşmedi.

En son olarak Kireçlik’e termik santral kurulmak istendiğinde, hazinenin arazisi Su  Ürünleri Fakültesi yapılmak üzere Bülent Ecevit Üniversitesi’ne (BEÜ) devir edilmişti. BEÜ buraya bir tek çivi bile çakmayınca, hazine araziyi geri aldı.

Kandillilerin tekne turu, Ege ve Akdeniz’e gidilerek yapılan tekne turlarından aşağı kalmadı yani. Tertemiz Karadeniz ve doğa. Her şeyden önce yeşil var yeşil. Ama bunca zenginlik içinde, helva yapacak usta yok ki!

Ustasızlıktan var olan havaalanı ve demiryolunu da kaybetmedik mi?

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET

Ey Türk İhtiyarları!
Birinci vazifen kimselere yük olmamak için sağlığını korumaktır! Gençlere ayak bağı olmamanın yegâne temeli budur! Sağlığın senin en son hazinendir! Sağda solda seni bu hazineden mahrum etmek isteyen gıda teröristleri ve para dubarası özel hastaneler mantar gibi çoğalmıştır. Sen bu ahval ve şerait içinde hastalıklara yenilmeyecek, bilumum kocakarı ilaçlarını deneyerek tüccar tıp mensuplarına sağlığını teslim etmeyeceksin!
Muhtaç olduğun kudret zencefil, limon, bal karışımında, sarımsak, çörek otu, limon ve zeytinyağında mevcuttur. Zımba gibi olacak ve gençlere yol göstereceksin!