VAATLERİM III
Eyüp BEKTAŞ
Bütün işler O`nun başının altından çıktı. Beni AKP`den Kdz. Ereğli Belediye Başkan adaylığına davet etmek için `gel benim adayım ol!` demesi ile zıvanadan çıktım. `Ben Kemalistim ve asla dönek değilim` diye meydan okuyarak `gel milletvekilliğinden istifa et ve sen AKP`nin Kdz. Ereğli Belediye Başkan adayı ol` diye bir seslendim, yer gök inledi.
`Varım!` diye bağıramadı.
Sustu.
Oysa, Kdz. Ereğli Belediye Başkanlığı en çok Fazlı abimin hakkı.
İki kez aday oldu o makama ama seçilemedi.
Son adaylığında listesinden bir kişi bile meclise giremedi.
Tutmuş bir de beni davet ediyor.
Ne anlarım ben.
Nabza göre şerbetmiş falan bunlar ters işler.
Aklım hiç ermez.
Zaten yer küre yarılıp da yanlışlıkla bir seçilirsem, denge menge kalmaz Ereğli`de.
Yani bilenen malum durumlar sıfırlanır.
Hoptirinom türküleriyle dans edenler çoğalır.
Anlayacağınız siyaset benim işim değil.
AKP`li hiç değilim.
Ve tavrım hep açıktır.
En son seçimde de, istemeye istemeye ve içim kan ağlayarak Deniz Baykal`ın genel başkan olduğu partiye oy verdim.
Ben oy verdim, cehepeliler inanmadı.
Babalarının malı ya cehepe.
Neyse.
Biz konumuza dönelim.
Beni AKP`den aday olmaya AKP`nin Zonguldak Milletvekili Sayın Fazlı Erdoğan davet etmişti.
Bir konuştu, pir konuştu.
Ve şimdi bitti.
Ama o günden bu yana şu belediye başkanlığını ciddi ciddi düşünür oldum. Sahi bu makama siz oturursanız ne yaparsınız bilmiyorum da, ben kendi düşüncelerimi yazmaya karar verdiğimden bu yana olumlu-olumsuz tepkiler alıyorum.
Ne güzel.
Renktir bu.
Belediyeye bir kuruş yük getirmeden yapabileceğim hizmetlerden küçük bir kesit sundum, `hani para` diyenler oldu.
Ya para harcamayacağım, tam aksine tasarruf var tasarruf.
Belediyenin borç harç neyi var nesi yok ise, özellikle de kime hangi fatura ne için ödendi ise açıklayacağım için var ise kata-külle işlerine bulaşanlar utanacak.
Hortumcularımızı kim merak etmez.
Benim merakım, elbette kendi sektörümde dönen dolaplar.
Duyumlar mide bulandırırken, tabi ki sokaktaki bir vatandaş gibi öğrenmek istediklerim var.
Ben sanal adaylığım ile kendini her gece rüyalarında belediye başkanı görenlere katkı vermek amacıyla vaatlerimi sürdüreyim en iyisi.
Bu kez sıra `Vaatlerim III` de.
Hadi bakalım,
Durmak değil, koşmak var şimdi.
Şu son günlerde tartışılan terminal olayı var ya, ben olsam ne mi yaparım.
-Terminali Huzurevinin ötesindeki alanlarda bir noktaya yaparak. Ereğli?nin büyümesini göremeyenler, şehirlerarası terminali elbette kentin göbeğinde bir yere oturturlar. Daha önce de söylediğim gibi, öncelikle Ereğli-Kandilli demiryolunu devir alarak, Kışla`ya ve Kepez`e kadar hat döşeyecektim ve demiryolunu Alaplı`ya kadar öncelikle yeni güzergaha kavuşturacaktım. İşte durum bu. 10. Kilometrenin ötesindeki terminalden kent merkezinin her noktasına demiryolu ulaşımını da sağlayarak açılım getiririm. Tersaneler bölgesi ayrı bir sıkıntı yaratmış ve kentte haklı olarak çevre yolu dillendirilirken, terminal yeri için Göktepe-Kıyıcak sahil mevkisinden başka yer yok.
-Belediye binası, adliye, hükümet konağı, jandarma, emniyet müdürlüğü ile diğer kamu kurumlarını kent merkezinden alır ve hop diye Delihakkı`ya atarım. Jandarma ve emniyet için Kırmacı ile Gökpete uçlarına karakollar yapar ve kontrolü motorize olarak da desteklerim. Hastane yapacağız, parası hazır arsa bulamıyoruz diye numara çekenlere de (tabi ki iktidarda kalırlar ise) gel hastaneyi Delihakkı`ya yap derim. Ereğli kent merkezinden tüm kamu kurumlarını kaldırırım. Sahil kesimini; insanların nefes alacağı ve sosyal yaşamı renklendirecek tesislerin dışında mesaili işlere kapatacağım çünkü. Kdz. Ereğli`nin kamu binalarından sadece kent merkezindekilerin yararlanma hakkı bulunmadığını, ilçenin kırsalıyla bir bütün olduğunu ve kent merkezindeki yığılmanın da Delihakkı`nın merkez seçilerek dağıtılmasına bu şekilde katkı veririm. Kdz. Ereğli`nin geleceği Delihakkı`dır ve bu merkez daha şimdiden, çevre kontrolleri de sağlanarak ileriye dönük mutlaka kamulaştırılmalıdır. Eyüp Bektaş Belediye Başkanı olduğu takdirde, biliniz ki Ereğli merkezde deniz havasına tutkun olan kamu görevlileri Delihakkı`ya gidecektir. Kimse darılıp gücenmesin. Hükümet konağı, adliye, belediye, jandarma, emniyet ve tüm kamu kurumları Delihakkı`ya yolculuk yapmaya şimdiden hazırlansın.
-Kdz. Ereğli`de üretime dayalı sektörlerde en önemli sorun ara elemandır. Yine kimse kusura bakmasın ama, okullarımızdan mezun olan öğrencilerimizin bilgi birikimi çok zayıf ve pratik ise adeta hiç yok. Ben kendim EKİ Çırak Kursu mezunu olduğum için ara eleman konusunda neler yapılabileceğiyle ilgili var olan alt yapımla, belediyenin çok yoğun bir şekilde ve de pratik ağırlıklı ara eleman yetiştirilmesi konusunda lokomotif olacağını ilan ediyorum. `Duyduk duymadık demeyin (bu arada özel kıyafetli tellallar davullarla sokak sokak dolaşıyor ve belediyenin duyurularını ilan ederek nostalji yapıyor) Kdz. Ereğli Belediye festivallere çuvallar dolusu para harcamayı bıraktı. Bundan böyle bilene ki, ara eleman yetiştirecek etkinlikleri gerçekleştirerek, yiğit Anadolu delikanlıları ile genç kızlarımızı bilgisi ve birikimiyle üretime kazandıracağım. Ciddi diyorum sakın ola ki kimse şaka sanmasın. Kdz. Ereğli`de iş arayanların yüzde 99`u meslek sahibi değil. Öncelikle üretken olmayı öğrenerek, kendi işimizin sahibi olmayı da bileceğiz. Ah bu konuda bir sıkıntı var bir sıkıntı var bir bilebilseniz. İş çok ama ne yazık ki eleman yok.
-Ankara`da katıldığım 2 günlük AB eğitimi seminerinde de öğrendiğim gibi, Avrupa Birliği`nin projeye dayalı fonlarının Kdz. Ereğli`ye akması için, özel ekip kuracağım. Samsun`dan İstanbul`a kadar olan arada AB`nin Bilgi Bürosu yok. Batı Karadeniz`deki bu boşluğu Ereğli ile doldurarak, `Ellere var da, bize yok mu`? diye AB`nin kapısına dayanacağım. Aklımız ve fikrimiz, oyun ve film peşinde olmayacağından sürekli araştırmalar ile bu hareketi geliştireceğim. (Şimdi tutup da kimse bana `sen nasıl solcusun` ayağı çekmesin. AB`den üretime dayalı o kadar çok kaynak alabilme şansı var iken, bu olanağı kullanmamanın ifadesini ben söylemeyeyim. Biz işadamlarımızı ve kurumlarımızı festival için haraç alınacak kaz görmekten kurtulmayı öğrenerek işe başlayacağımızı söylemiştim.)
Eyvah yine ayarı kaçırdık. Bu kadar uzun yazı mı olur?
Daha ilçedeki tüm tuvaletleri içinde müzik çalan ve beş yıldızlı fiziki koşullara dönüştürerek, 24 saat açık tutulacağını ve ücretsiz olacağını yazamadım. Bozhane`de bile balık yediğimiz yerde tuvaleti müşteri var iken kapatıyorlar. Bu millet çişini nereye yapacak?
Ne yapalım burada kesmek zorundayım.
---Önümüzde çok hafta var daha---
Şaka-maka seçimlere de çok kalmadı.
20 hafta sonra film başlıyor değil mi?
Nasıl olsa ben seçileceğim için hiç telaşem yok.
Listem bile hazır.
`Hani kadron` diye takılanlar da görecek!
Yorumlar