Ha vallahi ha billahi yurttaşların bu kadar büyük bir özlem içinde olduğunu tahmin edememiştim. Elbette çok şey biliyorum. Kimin nerede ve kiminle dans ettiğini ve bu arada eş değiştirmeleri ve de baskı ve tehdidin seviyesizlik kokan malum durumlarından haberdardım. Ancak durum benim tahminimden öteye bir noktaya taşınmış. Yurttaşlar, göç sahibi olanlara karşı gülümseyen yüzlerinin arkasında derin bir tepki ve endişe içinde, nitelikli bir kadro hareketine duydukları özlemi ancak ve ancak çok güvenilen ortamlarda kenarından köşesinden dile getiriyorlar. Bilgi sahibi olduğumuz inancı içinde olmamız havaymış. Sokağa çıkılınca ve sokak aralarında ayrı bir dünya var. İşte o dünyanın adı gerçek. “Keşke senin gibi bir belediye başkanı olsa da, bu kente öncelikle saydamlık gelse ve kaynaklar doğru yerde ve doğru şekilde kullanılsa” diyenlerin sözleri aslında benimle ilgili değil. Özlem bunun ifadesi. Vaatlerimi okuyanlar, ekleme yapıyorlar “Şunu da yazar mısın?” diye. Daha eklemeler yapmaya başlamadığımı ve sepette olanları paylaştığımı dile getiriyorum. Hadi bakalım, üçüncü bölümünü bitirdiğimiz vaatlerimin dördüncüsüne başlayalım mı? -Bir insanın büyüğüne saygısı yok ise, ne kendisine, ne küçüğüne, ne ülkesine asla fayda gelmez ki. Saygı bir kültürün ve karakter özelliğinin en önemli gerçeği çünkü. Niye büyüğe saygıdan başladım peki? Vardır elbette bir sebebi. Huzurevi diye bir sistem var ülkemizde. Yaşı biraz ilerlemiş anne ve babalarımızı bir binanın içine topluyorlar ve bazı özel günlerde ziyaret ederek “unutmadık ayakları” çekiyorlar. Yaşlıya saygı böyle mi olur? Yaşı ilerleyince yaşlı olunmaz ki. Yaşı ilerlemenin “işe yaramaz” olduğunu iddia edenlere de şaşarım. Huzur evi denen sistemin, bazı durumlar nedeniyle kendi yaşıtı olanlarla bir arada olabilmesini sağlamanın çok ötesinde olduğunu düşünürüm öteden bu yana. Huzurevleri; tatil köylerinin biraz daha ötesinde bir işleve sahip olmalı. Çok katlı bir binalarda yaşı ilerlemiş büyüklerimizin barındırılması düşkünler eviyle huzurevini aynı çizgide buluşturmaktır. Yaşlılarımız için köy kuracağım köy. Bu öyle bir köy olacak ki, yaşlılarımızın küçük küçük kendi bahçelerinde, küçük kulübelerinde çeşitli aletlerle üretkenlik yapabilecekleri malzemeler başta olmak üzere, ayrı bir dünya kurmalarını sağlayacağım. Bu bahçelerde kendi evleri olacak. Bahçeleri köylerde yaşayacak yaşlılarımız. Tavukları ve köpekleri de olacak. Bir binanın içine tıkılmanın boğucu karanlığından kurtulmanın özgürlüğünü yaşayacaklar. Yaşlılar köyünde, onlara her türlü hizmeti verecek olan bir görevliler ordusu bulunacak. Etkinlikler ve paylaşmalar çok daha geniş platformlarda ve ayrı mekanlarda gerçekleştirilebilecek. Ve bu köyü kurmak için şimdiden harekete geçip hemen bitirilmesine çalışacağım. Yani siz; bir yaşlılar köyünde üretkenliğinize devam edecek koşullar içinde yaşamak istiyorsanız, bugünden itibaren elinizi cebinize atmaya başlayacaksınız. Her ay belli miktarlarda ödemeleri yaparak, kuracağım yaşlılar köyünde bir parsel alacaksınız. Her biri ayrı projelendirilmiş bu parsellerdeki evlerden satın alırken, mal sahibi olmayacağınızı ve yaşama veda edip aramızdan ayrıldığınızda da bu evin ekonomik koşulları iyi olmayan yaşlılarımızdan birine hizmet etmesine izin vereceksiniz. Olayı şöyle bir düşünmeye başlar mısınız? -Çarşı merkezinde herkesin göz koyduğu kız yetiştirme yurdu binasının bulunduğu alan var ya orayı yıkacağım. Çünkü, kız yetiştirme yurduna da her tarafı duvarla çevrili olmayan ama denetlenen yaşlılar köyüne yakın bir alanda özel mekanlar kuracağım. Bu alanlarda doğa sevgisiyle bütünleşen yardıma muhtaç çocukların, el becerileri başta olmak üzere her birinin koluna altın bilezik (zanaat) takacağım. Yaşadıkları onca olayların içinde dört duvarın arkasına kapatılan bu çocukların, gerçek yaşamdan tecrit edilmeden topluma kazandırılması için dünyadaki örnek uygulamaları Kdz. Ereğli’ye getireceğim. Kız yetiştirme yurdu binasının arazisini ele geçirmeye çalışan rantçılara da fırsat vermeden bu alanları tamamen toplumun tümüne hizmet verecek biçimde düzenleyerek öncelikle yeşil alan yapacağım. -Belediyenin sokakta kalan kadın ve erkekler içinde, yasal temeli olan ve işlevinin de yine bu insanları bir çok kötü alışkanlıklardan uzaklaştıracak rehabilitasyon istasyonları aracılığı ile mesleklerini yapabilecekleri veya yeni meslek sahibi olarak yaşamlarını sürdürebilecek hobilere yönlendirilmesine çalışacağım. Yani: Yaşlılarımızı beton yığınlarından kurtararak gerçek yaşamın içinde eşsiz bir doğanın koynunda çalışarak eğlenmelerinin mutluluğunda buluştururken, yardıma gereksinimi olan çocuklarımızı da dört duvarların arasından yaşama kazandıracak ve de sokakta kalan kadın ve erkeklerimiz için barınma evlerini açacağım. O kadar önemli ki bu işler. İnsanı insan yapan özellikleri harekete geçiren bir nefes. Büyüklere saygı, Küçüklere sevgi, Yalnızlara arkadaş… Yerel yönetim işte budur. Halkın parasını bilinçsizce harcamak, gürültü ve görüntü kirliliği yaratmak ve toplumda yandaşlara ayrıcalıklar sağlamak değildir. Yerel yönetim şov ile tanıtım arasındaki ince farkı bilir ve uygular. Yerel yönetim temsil ettiği kentin insanlarını festivallerde soymaz ve para vermeyen kişi ve kurumları tehdit etmez. Yerel yönetim; o kentin tarihi ve kültürüne sahip çıkar ve geleceğine taşır. -Yepyeni bir heyecan ve anlayışı tartışmak ve konuşabilmek adına başlattığım bu diziye devam edeceğim.- 5. Bölüm haftaya.