TEMA Vakfı Zonguldak Temsilciliğinin öncülüğünde bir araya gelen bir çok sivil toplum örgütü (STK) ‘Yaşanabilir Bir Zonguldak İçin’  söylemiyle ortak bir açıklama yaptılar.

Açıklama da; Zonguldak ve civarında had safhaya ulaşan çevre sorunlarına işaret ediliyor. Bu çevre sorunlarına karşı da omuz omuza birlikte mücadele etmenin zamanı gelmişti.

Nihayet konuya duyarlı STK’lar buluştu.

Ses verdi.

Taşın altına elini soktular.

STK’lar şimdi mücadele koyacaklar ortaya.

Zonguldak ve çevresindeki termik santral çılgınlığına karşı mücadele.

Yeni Termik Santral ünitelerinin kurulmasına ve karbon salınımlarına engel olmak.için mücadele.

Böylece de, termik santrallerden kaynaklanan hava, su, toprak ve deniz kirliliğini önlemek için topluma 'geleceğine sahip çık' diyecekler.

Her şey daha  'Yaşanabilir bir Zonguldak için' elbette.

Kutluyorum bu hareketi başlatanları ve katılanları.

 

Haber haber portalımızda da ‘http://www.ereglionder.com.tr/haber-46982-YASANABILIR_BIR_Z079NGULDAK_ICIN’ yayımlandı.

Zonguldak merkezli ‘Yaşanabilir Bir Zonguldak İçin’  hareketinde Kdz. Ereğli’den sadece bir dernek var. Bu derneğin adı da; Kandilli Dayanışma Evi

Haklı olarak soruyorum; kendilerini kamuoyunda çevre SKT’sı olarak tanıtanlar nerede?

Neden yoklar?

Sahi Ereğli’de çevre derneği var mı?

Var ise nerede?

Yoksa tabela mı?

 

Başka Zonguldak ve Ereğli yok.

Yaşadığımız bu kenti korumak da herkesin görevi kapsamında ise –ki öyle- Zonguldak’ta başlatılan ‘Yaşanabilir Bir Zonguldak İçin’  hareketine destek vermeli.

Öncelikle de, her an termik santral kurulması tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Kdz. Ereğli’deki duyarlılık daha çok artırılmalı.

Bunun öncülüğünü yapacak STK’ların ortada gözükmemesi elbette akıllara çok soru getiriyor.

Neden?

 

 

AKIL GALİP GELMELİ

 

Elvanpazarcık’ta şehir mezarlığının beldeye uzaklığından şikayetçi olan vatandaşlar cenazelerini kendi bahçelerine gömmeye devam ediyormuş.

Ne ilginç!

Ve de geçmişten gelen bir yanlış algı uygulama.

Herkes kendi bahçesine cenazesini gömsün iyi tamam da, yarın ne olacak?

Sözüm ona yakınlarına saygı anlamında bahçelerine bu mezarları gömüyorlar ama birkaç kuşak gelip geçtiğinde ise bu mezarların ailede sorun olmaya başlıyor.

Yer yurt meselesi.

Arazilerin/arsaların verimli değerlendirilmesi derken, mezarların ya kaldırılması ya da yok edilmesi gündeme geliyor.

Şehir mezarlığında sonsuza dek kayıt altında korunabilecek mezarlar, aile mezarlığında tarihin sırları arasında kaybolup gidiyor.

Oysa, aile mezarlığı olarak evlerinin bahçelerini kullanmak yerine şehir mezarlığında aile mezarlıkları yapabilmek daha kalıcı ve mantıklı.

Gezip dolaştığımız tüm belde ve köylerde bu yanlış uygulamanın var olduğunu ve varlığını da sürdürdüğünü görüyoruz.

Vatandaşlarımız bu konuda bilgi bombardımanına tutularak aile mezarlıklarının şehir mezarlığı içinde yer almasının daha doğru olduğu öğrendiğinde, inanıyorum ki akıl galip gelir/gelebilir.

Çevremize bakınız her tarafta aile mezarlığı adı altında bahçelerde bir iki mezara rastlamak mümkün.

Bu yanlışlığa dikkat çekmesi gereken yerel yönetimler işbaşına.

Daha düzenli bir kent, gözden kaçan çarpıklıkların üzerine her konuda gitmekten geçer. Bunlardan biri de aile mezarlıklarını şehir mezarlıklarının içine taşımaktan geçer.