Yaygın gazetelerden bir tanesi Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası tabelasına sarılmış bir babanın fotoğrafının üzerine “yok”ların listesini sıralamış.

Yusuf Yok… Bedri Yok… Murat Yok… Hüseyin Yok… Cüneyt Yok… Ayhan Yok.. Kadri Yok… Fatih Yok… Bayram Yok… Barış Yok… Emrah Yok… Burak Yok… Emrah Yok… Tolga Yok… Emre Yok… Macit Yok… Emrah Yok… Onur Yok.. Fatih Yok… Mehmet Emin Yok… Mehmet Yok… Hüseyin Yok… Ahmet Yok…  Hayri Yok… Abdullah Yok… Burak Yok…

Okurken insanın bir tarafı kopuyor sanki.

Yoklar.

Yer Afyonkarahisar Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası.

Sabah içtimasında buluşuyor erat.

İsimler okunuyor sıra sıra.

Adı okunup da orada olanlar titrek titrek “burada” derken sesleri ağlıyor.

Büyük bir acı takılıyor askerin boğazına.

Öyle ya; Yusuf Yok.

Bedri Yok…

Murat Yok…

Cüneyt yok…

 Ayhan Yok..

Kadri Yok…

Fatih Yok…

Bayram Yok…

Barış Yok…

Emrah Yok…

Burak Yok…

Emrah Yok…

Tolga Yok…

Emre Yok…

Macit Yok…

Emrah Yok…

Onur Yok..

Fatih Yok…

Mehmet Emin Yok…

Mehmet Yok…

Hüseyin Yok…

Ahmet Yok… 

Hayri Yok…

Abdullah Yok…

Burak Yok…

O’nlar yok!

Yoklar.

Şehit düştüler…

Şehit !

 

Ülkem kan gölü.

Zırıl zırıl kan akıyor dört bir yanından.

Mehmetçik’imin kanı.

Yiğitler toprağa verilirken, anneler ağlıyor.

Babalar ağlıyor.

Eşler ağlıyor.

Çocuklar ağlıyor.

Ulus ağlıyor.

Ölüm ve gözyaşı iç içe geçerken, ağlamayanlar kim?

Ve bu ağlamayanların adresi nerede?