Bilmiyorum ve görmedim ama eğer ki “Dünyada yurttaşlarının soyulmasına açıkça göz yuman devlet” araştırması var ise, ülkemiz mutlaka zirvelerde bir yerdedir. En basiti telefon. Kimi zaman “Bunu icat edeninnn!” diye isyan bayrağı çektiğimiz cep telefonlarına ödediğimiz paraları yan yana koysak, şakası falan bir kenara büyük bir serveti akıttığımız ortaya çıkar. Ödüyoruz. Topluca ve kontörlüce. Kampanyalı-mampanyalı. Sütümüz bol maşallah. Sağıldıkça çoğalıyor. Hızımızı alamıyor, daha çok süt vermek için gösteriş budalalıklarına soyunarak, yüzlerce lirayı aletlere maletlere yatırıyoruz. Telefon alet borsası kurulsa, iyi prim yaparız yani. Böylesine furya içinde küpünü dolduranlar belli. Milyonlar ödüyor, onlarca kişi de zengin oluyor. Ne için? Haberleşme. Yani iletişim teknolojisi. Hay böyle teknolojiye ve iletişimineee…. Sadece benim yılda ödediğim telefon paralarına baktığımda, ohaaaa yanmışız ve mezarımız kazılmış da ağlayanlarımız sıraya bile geçmiyor. Hoptirinam. İletişim enayiliğinden öldü denilenler arasında asla olmaya niyetim yok ise de rakamlar acıtıyor. Bu ne ya? Telefonumda bir kampanyaya üyeyim ve her ay 20 lira kadar bir para ödeyeceğim (Bana öyle dediler) ama, bizim fatura maşallah üç-dört katı geliyor. Hatta, bilmem kaç dakika beleş konuşma hakkım bulunduğuna dönük gönderilen mesajlar da cabası-cubası. Hem beleş konuşma hakkım var ve hem de kol gibi faturalar geliyor. Amentübillahi! Geçtiğimiz günlerde GSM şirketinden aradılar. Ahizede buğulu bir ses. Etkilenmemek olası mı? Biz atalarımızdan, su sesi, para sesi ve kadın sesini öğrenerek bugünlere gelmiş bir neslin torunlarınız. Baltacı İbrahim ayrı bir nam ve şöhret. Kampanya ses ile olur. Telefonlar görüntülü olsa, bu sese bir de görüntü eklenmeli. Daha sonra tabi ki. Şimdilik kim olmadığını bilmediğimiz etkin ve yetkin seslerle idare ediyoruz. Sululuğu bırakarak sade kahveye gelelim. Kahverenginin açığı olsun. Konuştu malum ve nağmeli ses. “Müsait misiniz” diye kibarlığı bir kondurdu ki, ayağım yerden kesildi. Tabi ki müsaitim. Ne zaman olmadım ki? Başladı bağlama havasının ilk perdesinden tıngırdatmaya. Efendim beyler bayanlar güzel efendimler. “Evet buyurun efendim” diye tok bir sesle mesafeyi koydum. Sanıyorum ki istifini bozmadı ve sesli avcılık numarasına devam etti. Yeni bir kampanya düzenlemişler -Evet. -Bu kampanyayı size tavsiye ediyorum. -İstemez. -Efendim beni bir dinleyin. -Kardeşim sen onu bunu bırak. Benim şu faturalı telefon hattımı kontörlüye çevirsenize. -Yapamıyoruz efendim. -Niye? -Bu olmuyor. -Yahu gardaşcuvazım, kontörlüyü faturalı yapıyorsunuz da, faturalıyı niye kontörlü yapmıyorsunuz bakim? Hık, gık, dırt… Alıverdim bu kez sazı ben elime. Başladım öttürmeye: Siz bana bilmem şu kadar beleş konuşma hakkı verdiğinizi söylüyorsunuz da, niye bana koca koca rakamlı faturaları yolluyorsunuz? Bu nasıl iş? Bunun adı soygun. Bana göz koymuşsunuz. Yılda size bin YTL’ye yakın paracuk ödüyorum. Yazık değil mi bana? Gariban Türk milletine. Bu telefonu icat edenin… Ya “sabit” dedikleri şey? Vallahi de billahi de eğer ki bu dünyada bir insan hakkı diye bir şey var ise önce telefon soygununu durdurarak işe başlamalı. Bu telefonun dini, dili, ırkı, mezhebi, şusu busu yok ki. Soyuyor. Her anda soyuyor hem de. Ben, sen, o ve diğerleri bizler elektriği, suyu, doğalgazı harcarsak ödüyoruz da, peki bu telefonu kullanmadan niye para ödüyoruz? Kimdir bu devletin sorumlusu. Kimdir hukuk diyen ve önüne geleni Ergenekon diye içeri dolduranların o büyük gücü nerede? Kessinler, parçalasınlar ve dağıtsınlar da şu telefon soygununu önlesinler. İşte o zaman bu telefon Ergenekon’una kesinlikle karşı çıkmayacağım. Tam aksine 72 milyondan destek alır. Var mı böyle bir babayiğit? Devletin valisine “git kömürü sen dağıt” diyen nerede bilen var mı peki? 1 Kasım da eylem var eylem. O gün bizi sabit soyanlara hatlarını kullanmayarak ceza vereceğiz. Bakalım sıra oynak telefonlara da gelir bir gün inşallah. Susmayın konuşun ama telefonla değil, meydanlarda. Hırsızlığa karşı olacağını söyleyip de iktidara gelip bizi soyduranlara bağıralım hep birlikte. Sen git, daha iyi soyacak olan gelsin. Çünkü yoktur birbirlerinden farkları. Hepsi anamızı soruyor. Bi de babalarımızı tanısalar!..