Yapılan istatistikler sonucunda, her dört saatte bir cinayet işleniyormuş şu güzelim ülkemizde. Kan revan içinde yaşıyoruz. Bir tarafımız katillerle çepeçevre sarılmış, diğer yanda da tabutlar dizilmiş sıra sıra. Ne oldu bize? Eğitim oranının yükselmesiyle azalması gereken suç oranları neden artıyor? Neden ters orantılı bu gelişme? Bunun tek yanıtı olmalı herhalde. Psikolojik olarak normal insan davranışlarının dışında bir ruh yapısı geldi benliğimize oturdu. Değiştik biz. Bizi, kolay para kazanmaya alıştıranlar değiştirdi. Bizi, tatlı hayatın nimetlerini her gece ekranlardan pompalayanlar değiştirdi. Bizi, trafik canavarına kurban verdiğimiz cesetleri gördükçe gizlice meydana gelen ölüme yakın olma alışkanlığı değiştirdi. Bizi, kirlilik değiştirdi. Bizi, ?Anayasa bir kez delinse ne olur? diyenler değiştirdi. Bizi, suç işleyenlerin affedilmesi değiştirdi. Bizi, yapanın yanına kâr kaldığını görmek değiştirdi. Bizi, güçlünün mazlumu ezmesine seyirci kalan yönetenler değiştirdi. Bizi, ?Devletin malı deniz, yemeyen domuz? atasözüyle hareket edenler değiştirdi. Bizi, artistlerin bacak aralarını merak etmek değiştirdi. Bizi, pop-starlar, biri gözetliyorlar değiştirdi. Bizi, biz değiştirdik. Biz, bizim değişmemize seyirci kaldık. Liselerde cinayet işleniyor. Askere gidenleri uğurlama törenleri saldırganlığa dönüşüyor. Silah sesinden zevk alacak kadar değiştik. Babası çocuğunu öldürüyor. Anne kızını satıyor. Hoşgörü içinde tartışabilmeyi rafa kaldırdık. Kavga hırsıyla yoğrulduk. Her daldan suç oranı patlarken, yönetenler de Cumhuriyetin altını oymanın nafile hesapları içinde, ?ananı da al git? diye çirkin üsluplarıyla devlet adabını değiştirirken, biz ise susuyoruz. Aman ha! Bana, bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. Biz değiştik biz. Biz, hemen yanı başımızdaki komşu ülkemizdeki din kardeşlerimizin alçak işgalci güçlerinin savunucusu olduk. Din bezirganları bile orada yaşıyor. Sessiz alkışlarını duyan duyuyor. Ve biz yine de susuyoruz. Biz geleneklerimizin değiştirilmesini bile umursamaz olduk. Ne büyük büyüklüğünü ne de küçük küçüklüğünü bilir oldu. Hakaret alışkanlığı alıp başını giderken, az sayıdaki ?ölçü? ve ?etik? diyenlere savaş açıldı. Aşağılık ilişkilen sardı dört bir yanı. Biz bizi sevmez olduk. Biz çok değiştik biz. Ne bize bırakılan mutsal emanetlerin değeri bilir olduk ne de bunun ağırlığının bilincinde olmayı. Ezilenlere seyirci kaldık, ezenlerin de gözüne girebilmek için çırpındık. Sepetinde ne kadar ispiyon malzemen var ise o kadar adam sırasına konduk. Suça itildik, suçluları gizler olduk. Hep güdüldük. Hep güdülmeye de gülümsedik. Biz bizi unuttuk. Haberlerde ölüm kol gözüyor. Savaşlarda öldürülen çocuk görüntülerine bile alıştık gittik. Hep cinayet hep ölüm. Dışarıda tabutlar. Evet yine sıra sıra. Müşterilerini bekliyorlar. Acaba bugün sıra kimde? Sen de mi? Bende mi? On da mı? Biz çok değiştik biz. Biz bizi yok etmeye değiştik?