Aynı konuyu tekrar temcit plavı gibi ısıtıp ısıtıp yazmak da doğru değil.

Ama….

Kimi olaylar sıcağı sıcağına yazılmalı.

İşte bu noktada aynı konuyla sizi baş başa bırakıyor isem, hoşgörün lütfen.

Konumuz; Uzun Mehmet.

 

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir varmış bir yokmuş diye başladığımı varsayın yazıya.

 

Çünkü bu konunun geçmişi bir hayli eski. Tevellütü yani.

 

Uzun Mehmet denen kahraman öyle ün salmış ki, dere tepeyi aşmış ünü.

 

Ne develer tellal olmuş ne de dikenler çiçek.

 

Uzun hikaye.

 

İşte bu Uzun Mehmet öyle bir Uzun Mehmet'miş ki, küsmüş doğup büyüdüğü kentte.

 

Mezarından her baktığında kırılırmış yönetenlere, yetkililere, yetkisiz yetkili geçinenlere, kültürlülere, kültürsüzlere, şuna buna.

 

Çünkü ve çünkü;, Uzun Mehmet'e sahip çıkmadıklarını görür ve hayıf üstüne hayıf çekermiş bizim ulusal kahramanımız.

 

Öyle ya; koskoca Karadeniz Ereğli Zonguldak'taki kömür işletmelerinin adı Ereğli Kömürleri İşletmesi adını değiştirirken bile susmuş. Böylelikle Türkiye Töşkümürleri Kurumu adını almış TTK.

 

Ah ah!..

 

Uzun Mehmet'in ailesine bağlanan maaşlar bile kesildiği gibi, Kestaneci'deki okula gönderilen kömür yardımları da tık tık yapılarak kesilivermiş.

 

Gözden ırak olan gönülden de öyle oluyor ya!

 

 

Uzun Mehmet'in doğduğu köy veya mahallede O'na yakışır bir anıtını yaptırmak, bu anıt çevresinde de madenciliği öne çıkaran ve anlatan müze ve galerileri de içine alan bir proje talepleri konuşuldukça unutulmuş işte.

Koskocaman kuruluşlar verdikleri sözü unutmamışlar da, iş kamulaştırmaya takılıvermiş.

Yıllar… yıllar…  yıllar…

O yıllar kaldıkça geride Uzun Mehmet'in bırakın uzunluğunu da Mehmet'i bile unutulur iken, konu yine gündeme taşınınca duyarlılıkta duyarlı olanlar koymuşlar taşın altına elini.

Sözde şimdi işler tıkırındaymış.

Belediye kamulaştırma bitti bitiyor diye açıklama yapıvermiş.

Oh ne güzel!

Kebap…

 

Sonrası da var tabi ki!

Yöre milletvekili ve kaymakam da biz  varız dedikçe, madencilerin yüreği kabarıvermiş Uzun Mehmet'in torunları olmanın gururuyla.

Kamulaştırma bitirilirse eğer; milletvekili Kültür Bakanlığı'na dedemiz Uzun Mehmet'e yakışır bir proje hazırlattıracak ve sonra da bu projeyi aynı bakanlık tarafından ihale ettirecek ve inşasını sağlayacak.

Bu da güzel.

Bu milletvekilini ben bitirilemeyen Kdz. Ereğli-Kandilli karayolu inşaatında sırasında verdiği delikanlı sözünden tanırım.

Sözünü tutan bir  kimlik.

Bizim o bildiğimiz sözlerine ayak üzeri kırk takla attıran siyasetçilerden değil.

Hatta siyasetçi olmayan bir siyasetçi tutum ve davranışları var.

Özü bozulmamış yani.

Sözünü tutan siyasetçi olmaya devam ederse kimsenin sözü de olmaz ya hani!

 

 

Evet böyle sevgili okuyucular.

Bizim temcit pilavının son hali böyle.

Yağlı yağlı başladı bakalım.

Sonunda o yağı Karadeniz Ereğlililere yakışır bir Uzun Mehmet Anıt Müzesinin açılışında başımıza süreriz artık.

Bize bu yakışır ise, öncelikle  şu bitti denilen kamulaştırmanın sonucunu görelim.

Söz denilince böyle olur.

Neydi o?

Delikanlı sözü