AKP’de nefesler tutuldu. O yoklama bu yoklama, o anket bu anket, o ağa bu baba, şu bağlantı öteki atraksiyon derken finale gelinde. En problemli kentleri bile teker teker açıklayan AKP’nin Zonguldak’taki sıkıntılı bacağı Kdz. Ereğli adayının kim olacağına verilecek yanıt. Yedi aday adayının bulunduğu ama birkaç tanesinin de partililere göre de “belediye meclisine girebilmek için aday oldular” sözleriyle değerlendirildiği demokratik yarışta,Ankara’dan gelecek haber üzerine yapılan yorumlar “kesinlikle o gelemez” veya “bu işi bitirdik” üzerinde düğümleniyor. Yarış keskin mi keskin. Sert virajlar alınıyor. Dik yokuşlar tırmanarak aday olabilme şerefine ulaşma heyecanı artarak sürüyor. Duyumlarımızı yazmıyorum. Söz buz üzerine atılmış bir imzadır çünkü. Yazı ise ortada yok. Mühürlü yazı finalin sonuçlarını belirleyecek. Söylenenlere göre dananın kuyruğu birkaç gün içinde kopuverecek. Aday adayları tablosu silinip atılacak ve ortada bir tek aday kalacak. Diğerleri meclis üyeliğine mi gider, yoksa isyanları oynayarak bir başka kapıya tık tık tık mı eder bilemem. Bildiğim bu yarışta büyük umutla taşın altına elini koyanların sonuca göre yaşayacakları hayal kırıklıkları olacak. Sonuçta çizilen bir karizmanın hazan mevsiminin yaprakları dökülecek avuçlara. “Beni aldattılar!” feryatlarına; sırta vurulan kalleş hançerin sahibinin hangi Brütüs olduğunun arayışı ile tutulan çeteleden yayılan hışırtının sesleri karışacak. Ha koptu ha kopuyor. Fırtına kapıda. Bakalım ne olacak? AKP’de bu süreçte en çok yıpranan ise Milletvekili Fazlı Erdoğan oldu. Yapılan çok yönlü eleştirilerin odağında sadece o var. Hep yanında olan bir çok kişinin de eleştiri yağmuruyla terk ettiğinin öne sürüldüğü bu süreçte, Fazlı Erdoğan’da konuşmama hakkını kullanarak bu zorlu dönemi aşmaya çalışıyor. Görünen o ki sıkıntısı çok. Enerjisini yöreye hizmet getirebilme konularına yoğunlaştırmayı bu kez de beceremedi ve parti içindeki çekişmelerin merkez noktası olup, “ah benim dertli başım” demeye başladı. İç çekişmenin olmadığı parti de yok ki. Ortalık o kadar süt liman değil. Var bir sıkıntı. Bakalım CHP’de neler yaşanacak? Tahminler doğru çıkacak mı? Bilmiyoruz… Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığına yine DSP’den aday olan Prof. Dr Yılmaz Büyükerşen örneği aslında Türkiye’de “uzlaşma kültürü”nün çok net bir fotoğrafı. Büyükerşen’e AKP’nin fanatik kesiminin dışındaki tüm Eskişehirliler oy veriyor. AKP’den bile oy alabilecek kadar sevilen ve yerel yönetimde siyasi kimlikten çok daha ötesinde “kişiye oy” gerçeğini öne çıkaran Büyükerşen için sanal dünyada yazılan yorumları okuduğumda, çok geniş bir platformun DSP’de uzlaşabildiği gerçeğine de uzanıyor insan. Bülent Ecevit’in sonsuzluğa uzanmadan önce “sağda solda uzlaşma” vasiyeti Eskişehir’de Büyükerşen’in kimliğinde yaşama geçirilerek başarılabiliyor. Bu güzel örnek Türkiye’nin her ili, ilçesi ve beldesinde “kişiler üzerinde uzlaşma” olgunluğuyla, o yörede güçlü olan siyasi platformda pişirebildiğinde, Türkiye yepyeni bir döneme demokratik altın bir imza atabilir… Futbolun bir oyun, siyasetin de bir hizmet yarışı olduğu gerçeğini kabullendiğimizde, bir çok alanda yaşanan gerilim ve şiddet duygularından uzaklaşacağız ve sevgi ile hoşgörünün mutluluk dünyasında buluşabileceğiz… Spor oyunları gelir geçer, seçimler de. Neleri gelip gitmedi ki! Önemli olan, bu süreçlerin içinde kırıp dökmeden güzellikleri paylaşarak yürüyebilmek. Ötesi, insanı insan yapan öğelerin sadece tek düşmanı.