29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın fener alayı ve Cumhuriyet yürüyüşünü herkes çok merak etti.

Merakın sebebi de, kafaları kurcalayan "katılım nasıl olacak?" sorusuydu.

Öyle ya, yerel yönetim değişmişti.

ANAP ve CHP dönemlerinde ilçe halkı her 29 Ekim akşamları sokaklara dökülür ve omuz omuza yürek yüreğe bir olup Cumhuriyet Yürüyüşlerinin coşkusunda moral bulurdu.

Peki bu 29 Ekim'de ne olacaktı?

Çünkü...

Yerel yönetim adres değiştirmiş ve 2011 Milletvekili Seçimlerinde CHP'den milletvekili aday adayı olan doktor AKP'ye gitmiş ve bu partiden belediye başkanı seçilmişti.

Kuşku buydu?

Parti değiştiren doktor AKP'li olarak yürüyüşe destek verecek miydi?

 

**

 

Yürüyüşün başlayış saati olan akşam altıdan 15 dakika önce gittik Bağlık Polis karakolunun önüne.

O da ne?

Daha uzaktan müthiş bir kalabalık göze çarpıyordu.

Akım akın yürüyüşün başlangıç noktasına giden ilçe halkı o kalabalığı gördükçe sanki adımlarını hızlandırıyordu bizler gibi.

Muhteşem.

İşte Cumhuriyet sevdası.

İşte Ereğli.

Atatürkçü Düşünce Derneği kortejini aradım o kalabalığı yararak ama ulaşamadım son noktalara.

Kimler yoktu ki.

Herkes oradaydı.

Belediye Başkanı ve meclis üyeleri yerini almışlardı ellerindeki bayraklarda. Emniyet müdürü de oradaydı.

Ama o da ne?

Belediye Başkanının çevresini zabıta ordusu sarmış ve sanki kuş uçurtmama göreviyle vatandaşlara müdahaleler yaparken, fotoğraf çekerken beni bile uyardılar.

Tövbe !

Hiç bir yürüyüşte görmediğim bu çemberi yadırgadım açıkçası.

Belediyenin başkanı  halk ile birlikte olur, böyle de olmalıdır.

Zabıtanın görevi yürüyüşün düzenini sağlamak ve vatandaşa yardımcı olmak. Zabıta müdürüne söyledim bu uygulamanın yanlış ve saçma olduğunu.

Neyse tadımı kaçırmadan hem yüşüyüş coşkumu bozmamaya ve hem de işimi yapmaya devam ederken, Jet yol ayrımında kortejin sona kadar bekledim.

Akın akın geliyorlar.

Akın akın gelirken, yüzler geçiyor gözümün önünden sıra sıra.

Cumhuriyetçiler orada.

Eşsiz Önder Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama bilincindeki Ereğli meydanlarında hayakırıyorlardı "Türkiye Laiktir Laik Kalacak" diye.

FB, GS, BJK ve TS'lılar da geldiler ard arta.

Kortejin bir ucu çarşı merkezine ulaştığında geldi bizim dernek.

Ne de hoştur gönül birliği.

En büyük bayram Atatürkçü Düşünce Derneği'nin.

Dev bayrağın çevresini sarmış her düşünceden Atatürkçüler.

Coşkuyla.

Sevgiyle.

Can olup akmışlar ay yıldıza...

Kortejde tanıdıklarımın çoğu bir tek şey sordular "Belediye başkanı da burada mı?"

Oradaydı.

Merak buydu çünkü.

AKP'ye geçen doktorun Cumhuriyet duruşunda bir değişiklik olacak mıydı?

 

**

 

Yeniden kortejin en önüne gitmeye çalıştığımda daha iyi anladım yürüyüşe katılımın büyüklüğünü.

Evet evet muhteşem.

Muhteşem Ereğlililer marşlar söyleyerek akıyorlardı Atatürk Anıtı'na doğru. Anıt çevresinde garnizoya gitmek üzere ellerindeki meşalelerle beklemeye geçen  bandosuz askerlerin önünden döndü vatandaşlar.

Durmak bilmiyor kortej.

Alan ve çevresi tamamen dolarken, kortejin bir ucu İş Bankası'nın önündeydi. Korteji yönetenler fark edemediler geriden gelenleri de anıt önünde İstiklal Marşı'mız  ti sesinin ardından söylenmeye başladı. Herkes  durdu olduğu yerde.

 

**

 

Bu yürüyüşün yereldeki önemi, belediye başkanının duruşuydu. Herkes ne aldı bilemem. Gördüğüm benim de aileme 20 yıldan fazla sağlık hizmeti veren doktor yürüyüşteydi.

Bu tamam.

Ama asıl gerçek (bana göre) şudur:

Kdz. Ereğli halkı o meydanlara belediye başkanları için gelmiyor-gitmiyor.

O meydanlar Cumhuriyet coşkusuyla doluyor.

O meydanlar Atatürkçü.

O meydanlar Türkiye.

O meydanlar yaşam.

Ereğlililer ne dün eski yönetim için, ne de bugün yeni yönetim için yürüyüşe katılmadı.

Meydanlar Cumhuriyet sevdası için doldu.

Ve hep bu aşk ile dolup taşmaya devam edecek...