HAYDİ SEÇİME
Eyüp BEKTAŞ
Demokrasiyi araç olarak görmeyip de gerçek anlamda demokrat olabilenlerin seçimden korkmak veya kaçmak gibi bir lüksü olamaz.
Türkiye zorlu bir dönemden geçiyor.
AB ile müzakerelerin başladığına dönük haberlerle yurdun bir çok yerinde törenler yaptığımız süreçten bu yana da çok şey değişti. AB?nin, ?ortak? değil, imtiyazlı ortaklık peşinde olduğunu bilmeyen ve anlamayan kalmadı.
AB yolundaki adımların, bu vatanın evlatlarının kanıyla kurtarılmış Kıbrıs?ın verilmesi pazarlığında, devletin üst kademeleri ile ana muhalefetin bilgisiz bırakılması gafleti de olayın üzerine eklenince, iş tamamen raydan çıktı.
Sayın Başbakan?ın, Cumhurbaşkanlığı ile Genel Kurmay Başkanlığını ?tanımam? diye meydan okumasını da unutmadan bir kenara çizin.
Nereye gidiyoruz?
Ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda, demokrasinin sağlıklı yürümesini sağlayacak tek seçenek seçime gitmektir.
Devletin yapısını bozan ve devlet adamlığı tavırlarına hiç yakışmayan külhanbeyi çıkışlarla yıpratılmak istenen kurumları koruyacak olan da seçimdir.
Demokrasi açıkça tehdit altında.
Ve bilerek ortam geriliyor.
Ki, kesintiye uğratılsın.
Demokrasi muz değil.
Demokrasi, halkın özgür iradesinin işlediği ve tek karar merciinin halk olduğu bir sistem.
Halk asil.
Asil olan halk vekalet veriyor vekillerine.
Vekiller sistem tıkandığında ne yapmalı?
Asile başvurarak, ?bizim için kararını ver? demeli.
Yaptırdığı anketlerde oy oranını yüzde 40 olarak ilan eden AKP, halktan aldığı yetki konusunda ?güven tazelemek? amacıyla da olsa halka sorma gereği duymuyor.
Halk her şeyi bilir.
Tek yetkilidir de.
Oy oranı yüzde 40 olan bir parti seçimden neden kaçsın ki?
Çok bilinmeyenli bir denklem değil bu kaçışın öyküsü.
Olası ilk seçimde halkın yüzde 25?nin oyuyla, meclisin üçte ikisini ele geçiremeyeceğini ve hatta 276 rakamına bile ulaşamayacağını çok iyi biliyor AKP.
Ufukta balon yüzde 40 oyu yok.
AKP için en iyi tahmin olsa olsa ana muhalefet olur sadece.
AKP sandıktan kaçıyor da, ?sandığa gidelim? diyen var mı?
CHP halinden memnun. Laf olsun torba dolsun muhabbeti içinde arada bir hadi seçime falan salvoları çekiyor sadece.
Seçime gitmek isteyen bunun gereğini yapar.
?Anayasa engel? bahanelerinin arkasına da sığınmadan, sine-i millete dönerek iner meydanlara ve ciddi kararlı eylemlerle hükümeti seçim meydanına çağırır.
CHP nedense bunu yapmıyor.
Halinden memnun anlaşılan.
Yaşar Nuri Öztürk 2002 seçimleri sonrasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile seçimlerin analizinin yapıldığı görüşmede ?Baykal?ın iyi ki iktidara gelmedik? sözünü hatırlatarak ?CHP iktidar olmak istemiyor? açıklaması yaptı.
Bu söz çok iddialı.
Bildiğim kadarıyla da ; Baykal bu açıklamaya herhangi bir yanıt da vermedi.
Kafama takıldı ve siyasi gelişmeleri bir de bu iddiayı gerçek kabul ederek gözden geçirdiğimde, ?haklı aliba? demeye başladım.
Demokrasi tehlikede,
Laiklik tehdit altında,
Gerilim diz boyu,
AB süreci de tıkandı,
AKP gibi CHP?de de erken seçim konusunda tık yok.
Ne olacak bizim bu malum demokrasinin hali?
CHP tarihsel bir virajda. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt?a mektup gönderen emekli generallerin ?sizin döneminizde Çankaya?ya türbanın çıkmasının tarihsel sorumluluğunu taşıyabilecek misiniz?? sorusu, CHP için de yöneltilebilir.
Bu ülkede demokrasi var ise, -güdümlü siyasi partiler kanununa göre var sayılır- demokrasinin hastalıklı yapısı, yine demokratik teamüllerle tedavi edilir.
Bunun tek seçeneğinin de seçim olduğu gerçeğini bilmem ki anlatmaya gerek var mı?
CHP ve Baykal, bu ülkeyi seçime götüremez ve Çankaya?ya da bir AKP?linin çıkmasına kayıkçı kavgası ile fırsat sağlarsa, ilk seçimde o kalkan olarak gördüğü seçim barajının altında öyle bir tepetaklak kalır ki, Baykal?ı ayakta tutmak için yaptıkları o antidemokratik tüzük değişiklikleri bile hiçbirini kurtaramaz.
Demokrasiyi kurtaracak tek parti CHP?dir.
2007 yılını Cumhuriyet tarihine altın harflerle yazar, ya da laik Cumhuriyetin canına okunmasına alkış tutar.
Ortada iki seçenek var.
Üçüncüsünü hatırlatmaya gerek var mı?!!
Yorumlar