Medyamızda iç ısıtan bazı haberleri okuduğumuzda mutlu oluyor insan.

Bu tür haberlerin okunma oranı az.

İçinde cinayet yok. Seks yok. Şantaj yok. Bilmem kimin bacakları yok.

Ama haberin özü bu tür haberlerde.

İşte en son okuduğum böyle bir haber:

 

“Elazığ’a 35 kilometre uzaklıkta bulunan ve üzümleriyle ünlü Hal Köy’ünde, AB destekli proje kapsamında, aralarında başörtülülerin de bulunduğu 50 genç kız, 8 ay önce başladığı butik şarapçılık kursunu tamamladı.

 

Üzüm toplamadan, bağ budamasına, bağın ilaçlanması, üzümlerin sıkılarak mayalanması ve dinlendirilmesi ile şişelenmesi konusunda uzman üreticiler tarafından eğitim alan genç kızların bu süre içerisinde ürettiği şaraplar ise piyasaya sürüldü.”

 

Olay nasıl gelişmiş?

Elazığ Üzüm Birliği Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Kaya’nın açıklamalarını okuyalım mı?


"Elazığ üzüm üreticileri birliği olarak proje hazırladık. Proje, AB ve Türkiye tarafından kabul edildi. Toplam 203 bin Euro’luk bir proje. Eylül ayında kursumuz başladı. Kursa herhangi bir sosyal güvencesi olmayan 19–29 yaş arasından seçilen 50 kursiyerimiz devam etmektedir. 50 kursiyerimiz artık bağcılığı, bağlardaki faaliyetleri, yani ilaçlama, budama, temizleme, Veterinerlik Fakültesi Gıda Teknolojisi Bölümü’nde fermantasyon dersleri aldılar. Kursiyerler 10 aylık kurs süresini tamamladı."

 

**

 

Yerel yönetimlerin öncülüğünde sivil toplum örgütleri ve meslek odalarının lokomotifliğini üstlenmeleri gereken olay işte bu.

 

Proje!..

 

Düşünceleri öne geçirip, destek olma.

 

Bu kadar açık bir gerçek işte olay.

 

Karadeniz Ereğli’nin de çilek üzümü var.

 

Tadı çilek.

 

Kokusu da!..

 

Ama bizim bu çilek pazarda bile para etmiyor?

 

Peki neden?

 

**

 

Yıllar önce bu düşünceyi bölgede ilklere imza atan ve bir çok yatırımcıya ışık olan İrfan Erdem’den işitmiştim.

Çilek üzümden şarap üretmeyi dile getirmişti.

Ne de güzel olur.

Bu enfes aromanın damakta bırakacağı lezzet kim bilir nasıl markalaşır?

Çilek üzümünden şarap.

Bu tat ve lezzet niye dünya çapında bir ürün olmasın?

Eksiği ne?

Üzüm ise bu da üzüm.

Çilek üzümü.

Kara.

Küçük.

Dağda bayırda ve her yerde yetişir.

İçi de çok sulu.

 

**

 

 

Hep söylenir ve söyleriz ya.

Bizim çocukluğumuzda Subaşı Ovasında kara tuğla ocakları olurdu.

Dere boyu olduğundan sıra sıra dizilirlerdi.

Ki, kara ocak her köyde kurulur ve ev yapacak olanlar tuğlalarını kendileri üretirlerdi.

Şimdi ise ne tuğla kaldı ne kiremit.

Hatta köylerde manav arabaları domates biber satıyor.

Nereden nereye sürüklendik.

Müteşebbis ruhu geliştirilemedi ve var olan işsizler de ya televizyon başında dizi seyrediyor ya da kahvelerde fayans döşüyor.

Öte yandan başka illerde projeler yaşama geçirilerek eleman yetiştirilip gençlerin üretime katılmasına katkı veriliyor.

Peki bu kentte eksik olan ne?

Yetişmiş eleman deseniz sadece Kdz. Ereğli’de binin üzerinde mühendis var.

Yani;

Un var,

Şeker var,

Su var da…

Abi veya abiler yok.

Abiler meşgul.

Çok meşgul.

Kavga ediyorlar.

Ve bu kavgadan da vazgeçmeye de hiç niyetleri yok.