Hepimiz Kdz. Ereğli?nin sosyo-ekonomik gelişmişliğinden gurur duyarız. Ancak, bu kez yapılan hamsi festivalinin yaygın medyada yer alan (Star TV?de gördüğüm manzara) haberlerinde, durum tersine döndü. Bedava hamsi ve ekmeğe hücum ederlerin görüntüleri öne çıkarıldı. Yoksul illerdeki yardım paketlerinin dağıtımında yaşanan acı manzaraların Ereğli?den de gönderilmesi, bir çizik attı Ereğli?nin karizmasına. Hangi aklı evvel düşündü bilmiyorum da, bunun adı tek kelime ile rezalet. 1600-2002 KARMAŞASI Bir okuyucumuz Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık?ın ?2002 yılında 2002 metrelik mangalıyla rekorlar kitabına girdik? sözünü hatırlattıktan sonra ?bir davetiye var ve başkan elinde kırılan rekorun sertifikasıyla gözüküyor fotoğrafta. Ve sertifikanın üzerinde şöyle yazıyor; 1600 m. (5,249 ft)?. Ve devam ediyor düşüncelerini kamuoyu ile paylaşmaya: ?Önemli olan bir rekorun kırılmış olması değil midir? ?Bunu 1600 metreyle mi kırdık, 2002 metreyle mi kırdık?? değildir olay. Belediye başkanımız bize bu rekoru kıracağız demiştir. Sözünü de tutup rekorlar kitabına ilçemizi sokmuştur. Halen daha bazıları mangalın boyuna takmış durumdalar anlaşılan. İllâ ki bizim ki en uzunu olacak. Bir kez daha anlatmak lazım sanırım. Önemli olan boyu değildir! Önemli olan rekorlar kitabına girmesidir.? Son sözleri de şöyle: ?Öte yandan, illâ 2002 metre diye empoze edilecekse, o sertifikanın saklanması hatta imha edilmesini öneririm. Allah korusun yarın çocuklarımız ?hani baba bu mangal 2002 metreydi. Bak 1600`müş işte burada yazıyor? dediklerinde ne deriz? delilleri yok etmek lazım.? İlginç ve çok doğru bu eleştiriden ders alması gerekenler, umuyorum ki gerçek rakamları dikkate alarak konuşmaya başlar? TARİHTEN DERS Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus`tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN`dir. Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi "giriniz" der. ATATÜRK`ün Yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girer. Hoşbeşten sonra Yaver, Bakan Abidin ÖZMEN`e bir zarf uzatır. ATATÜRK`ten gelen bir mektuptur bu: "Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı...." Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur: "Yaver bey`le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırıp..." bu ATATÜRK`ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan Abidin ÖZMEN, ortaöğretim genel müdürü`nü çağırtır ve şu direktifi verir: "Yaver bey`in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukları Haydarpaşa lisesine paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp, her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının `veli ve ödeyen` hanesine ATATÜRK`ün ismini yazdırarak bana getiriniz" der. Bakanın emri yerine getirilir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak, Yaver bey`le ATATÜRK`e yollar. Mektubun içeriği şöyledir: Muhterem ATATÜRK, Yaver bey`le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti`nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı ATATÜRK gibi birisi bulunduğu için; bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi`ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim....." ATATÜRK bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü`ye telefon ederek: "Bak" demiş, "Senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı" diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakanı adına özür dilemiş. ATATÜRK: "Yok" demiş "özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve gösterebilse..."